Akut miyeloblastik lösemi hastalarında tanı ve tedavi sürecinde PD-1 ve PD-L1 ekspresyon düzeylerinin prognoz üzerine etkisinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: UĞUR ÇALIŞ

Danışman: Selami Koçak Toprak

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Akut miyeloid lösemi (AML), kemik iliğinde olgunlaşmamış miyeloid hücrelerin bozulmuş farklılaşma ve hızlı proliferasyonu ile karakterize klonal bir hastalıktır. İmmün kontrol noktası belirteçlerinin yüksek düzeyde ekspresyonu, lösemik hücrelerin immün sistemden kaçışına aracılık ederek daha kötü hastalık prognozuyla ilişkili olabilir. Çalışmamız AML hastalarında PD-1/PD-L1 ekspresyon düzeylerinin prognozla ilişkisini inceleyerek, bu belirteçlerin tedavi yanıtlarına olan etkisini ve hastalığın immün sistemle olan etkileşimini aydınlatmayı amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı'nda Nisan 2023 Kasım 2023 tarihleri arasında de novo AML tanısı alan hastalar dahil edildi. Hastaların tanı anındaki kemik iliği aspirasyon örneklerinde PD-1 ve PD-L1 ekspresyonları akım sitometri yöntemiyle belirlendi. Remisyon indüksiyon tedavisi sonrası hastalar da PD-1 ekspresyon düzeyleri tekrar değerlendirildi. Tanı anında hastaların periferik kan örneklerinde de PD-1 ekspresyon düzeyleri belirlendi ve hastaların kemik iliği örneklerindeki PD-1 ekspresyon düzeyleriyle karşılaştırıldı. Hastaların periferik kan örneklerindeki PD-1 ekspresyon düzeyleri yaş ve cinsiyete göre eşleştirilmiş sağlıklı gönüllülerden alınan periferik kan örnekleriyle karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya 21 hasta ve 18 sağlıklı gönüllü dahil edildi. Hastalar indüksiyon tedavisi sonrası yanıt açısından ELN 2022 kriterlerine göre değerlendirildi. 4 hasta indüksiyon tedavisini alırken hayatını kaybettiğinden yanıt değerlendirmesi yapılamadı. İndüksiyon tedavisine yanıt durumuna göre yanıtlı ve yanıtsız olarak hastalar iki gruba ayrıldı. 13 hasta indüksiyon tedavisine yanıtlı, 4 hasta ise yanıtsız olarak saptandı. İndüksiyon tedavisine yanıtlı hastaların PD-L1 ekspresyon yüzdesi ortanca 34.55, MFI değeri ortanca 1.07 olarak saptandı. İndüksiyon tedavisine yanıtsız hastaların PD-L1 ekspresyon yüzdesi ortanca 30.18, MFI değeri ortanca 1.09 olarak saptandı. İki grup arasında PD-L1 ekspresyon yüzdesi ve şiddeti açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamadı. (sırasıyla p=0.70 ve p=0.87) İndüksiyon tedavisine yanıtlı ve yanıtsız hastalar arasında tanı anında kemik iliğindeki CD3+, CD4+ ve CD8+ T lenfositlerde PD-1 ekspresyon düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı. (sırasıyla p=0.78, p=0.47 ve p=0.95) MRD pozitif hastalarda MRD negatif hastalara göre PD-L1 ekspresyon düzeyleri daha yüksek olsa da istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı. (p=0.18) MRD negatif hastalarda CD3+, CD4+ ve CD8+ T lenfositlerdeki PD-1 ekspresyon yüzdesi, MRD pozitif ve yanıtsız hastalara göre daha düşük saptandı ancak istatistiksel olarak anlamlı değildi. (sırasıyla p=0.26, p=0.15 ve p=0.20) HLA-DR negatif hastalarda, HLA-DR pozitif hastalara göre PD-L1 ekspresyon yüzdesi ve şiddeti (MFI) istatistiksel olarak anlamlı derecede daha düşüktü. (sırasıyla p=0.05 ve p<0.01) Aberran CD7 pozitif olan hastalarda CD3+ ve CD8+ T lenfositlerde PD-1 ekspresyon yüzdesi daha yüksekti ve istatistiksel olarak anlamlıydı. (sırasıyla p=0.03 ve p=0.03) Tanı anında kemik iliğindeki CD3+ ve CD8+ T lenfositlerdeki PD-1 ekspresyon yüzdesi, periferik kandakilere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek saptandı. (sırasıyla p<0.01 ve p<0.01) Hastaların tanı anında alınan periferik kan örneklerindeki CD3+ve CD8+ T lenfositlerdeki PD-1 ekspresyonu, yaş ve cinsiyete göre eşleştirilmiş sağlıklı gönüllülere göre istatistiksel anlamlı olarak daha yüksekti. (sırasıyla p=0.03 ve p=0.03) Sonuç: Çalışmamızda akut miyeloid lösemi tanılı hastalarda PD-1 ve PD-L1 ekspresyon düzeylerinin prognozla ilişkisi aydınlatılmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgular, AML hastalarında immün kontrol noktası belirteçlerinin potansiyel prognostik önemini desteklemekte ve bu belirteçlerin gelecekteki tedavi stratejilerinde değerlendirilebileceğine işaret etmektedir. Ancak bu alanda daha kapsamlı ve geniş ölçekli çalışmaların yapılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: akut miyeloid lösemi, PD-1, PD-L1, akım sitometri, immün kontrol noktası belirteçleri