İntrakoronal ağartma işlemlerinin in vitro ve in vivo olarak değerlendirilmesi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, DİŞ HASTALIKLARI VE TEDAVİSİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 1998
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: UMUT TUNGA
Danışman: BADE SONAT
Özet:110 ÖZET İntrakoronal Ağartma İşlemlerinin İn Vitro ve İn Vivo Olarak Değerlendirilmesi İntrakoronal ağartma işlemlerinin in vitro ve in vivo olarak değerlendirilmesini amaçladığımız çalışmamız, 2 ayrı in vitro ve 1 in vivo inceleme olarak yürütüldü. Çalışmamızın in vitro bölümünün 1. kısmında; intrakoronal ağartma materyallerinin, dentin ve semeni yüzey morfolojilerinde sebep oldukları değişikliklerin incelenmesi amacıyla, 18 adet gömülü alt 20 yaş dişi lingual ve bukkal olmak üzere 36 parçaya seğmenle edildiler. Bu 36 adet parçanın 24'ünün iç kısımlarında kesilmiş dentin yüzeyleri ile pulpa odalarının içerisinde hiç dokunulmamış dentin yüzeyleri elde edildi ve dentin dokusu bu 2 bölgede incelendi. Diğer 12 adet seğmenle edilmiş diş ise; semeni yüzeylerinin incelenebilmesi amacıyla tekrar ortadan ikiye ayrılarak 24 adet parçaya ayrıldılar.Daha sonra bu örnekler, 6 ayrı gruba ayrıldılar ve her gruba farklı konsantrasyonlarda ağartıcı ajanlar uygulandı. Bunu takiben, örnekler 37° C'lik etüvde % 100 nemli ortamda 3 gün süreyle bekletildiler. Bunu takiben, aynı ağartıcı materyaller ile bir uygulama daha yapıldı ve 3 gün daha beklenildi, örnekler daha sonra altın ile kaplanarak SEM incelemesine tabi tutuldular. SEM incelemesinde; ağartma ajanlarının uygulandığı tüm örneklerde, dokunulmamış dentin yüzeyleri ile kesilmiş dentin yüzeylerinde etkilenme tespit edildi. Yüzeyde en şiddetli morfolojik değişimlerin, % 30'luk hidrojen peroksit ile % 30'luk hidrojen peroksit + sodyum perboratın uygulandığı gruplarda dokunulmamış dentin yüzeylerinde oluştuğu gözlendi. Çalışmamızın in vitro bölümünün 2. kısmında; yine intrakoronal ağartma maddelerinin, farklı bariyer maddeleri uygulamaları karşısında, apikale doğru olan sızıntıları ve dentin tübüllerine penetrasyonlarının incelenmesi amacıyla çürüksüz S3 adet tek köklü üst keser veya alt üst premolar diş kullanıldı. Bu dişlere kök kanal tedavilerinin uygulanmasını takiben, bu dişler 2 gruba ayrıldılar. 1. gruptaki dişlere, mine-sement hududunun 2 mm apikaline çinko fosfat siman, 2. gruptaki dişlere ise, cam iyonomer siman kaide materyali olarak uygulandı. Daha sonra bu dişlerin dış yüzeyleri, sızdırmazlık sağlanabilmesi amacıyla tırnak cilası ve bal mumu ile örtüldü. Aynı izolasyon, kanal ağızlan hududundan kaide materyaline, yaklaşık 2 mm kalacak şekilde de uygulandı. Böylelikle sızdırmazlığın incelenmesinde kullanılacak olan boya maddesinin sadece bariyer maddesi ve bu bölgedeki dentin ile temasta olması sağlandı. 5 adet diş ise; deney şartlarının pozitif ve negatif kontrolleri için kullanıldı. Bunlardan birisinin tüm kron ve kök yapısı oje ve bal mumu ile kapatılırken, diğer örnekte ise; hem kaide maddesi kullanılmadı hem de kron kavitesi çevresinden itibaren herhangi bir izolasyon yapılmadı. Bu işlemlerden sonra dişler, 5günsüre ile % l'lik metilen mavisi solüsyonunda 37° C'deki etüvde bekletildiler. Bu işlemin sonrasında, dişlerin üzerindeki bal mumu ile tırnak cilası çıkartıldı ve tüm dişlerin 2 farklı bölgesinden horizontal kesitler alındı. Farklı bariyer maddelerinin ağartıcı ajanlar karşısındaki etkilerinin incelenebilmesi amacıyla, bu kesitler stereomikroskopta incelendi. İncelemenin sonucunda; apikale doğru meydana gelen vertikal sızıntılar incelendiğinde, tüm örneklerde, kullanılan kaide materyali farketmeksizin, en fazla sızıntı oluşan grubun, % 30'luk hidrojen peroksit + sodyum perborat grubu olduğu izlendi. Ayrıca bariyer olarak çinko fosfat simanın kullanıldığı örneklerde, cam iyonomer uygulanan gruba oranla, daha fazla miktarda horizontal sızıntıya rastlanılmıştır. Hidrojen peroksitin sodyum perborat ile birlikte uygulandığı gruplarda, sodyum perboraün su ile birlikte uygulandığı gruba nazaran, yine daha fazla miktarda sızıntıya rastlanılmıştır. İn vivo çalışmamızda ise; kliniğimize dişlerindeki çeşitli renkleşme şikayetleri nedeniyle başvurmuş olan hastalardan yararlanıldı. Eğer gerekli ise hastaların renkleşmiş olan dişlerine kanal tedavileri uygulandı. Kanal tedavisinin uygulanmasını takiben standart plaklar hazırlanarak, bu plaklar vasıtasıyla uzun kon tekniği ile radyografiler alındı. Kök kanallarının doldurulmasından 48 saat sonra renkleşmiş olan bu dişlere ağartma uygulanmaya başlandı. Bu işlem esnasında kanal dolgu maddesi, mine - sement hududundan apikale doğru yaklaşık 2 mm kadar kaldırıldı ve bölgeye yine yaklaşık 2 mm kalınlığında çinko fosfat siman kaide materyali olarak yerleştirildi. Ağartma işlemlerinden önce hastalarda mevcut olan renkleşmeler hafif, orta ve ağır olmak üzere 3 kategoride değerlendirildiler. Renkleşmenin derecesine ve etiyolojisine göre, uygulanacak olan yöntemler seçildi ve ağartma işleminin uygulanmasını takiben renkleşmiş olan bu dişlerin tedaviye karşı verdikleri cevaplar incelenerek kayıt edildi. Vak'alara göre farklı yöntem ve maddeler ile ağartma tedavisi uygulanmış olan bu dişlerin renklerindeki geri dönüşümler ve meydana gelmesi muhtemel olan ekstemal servikal rezorbsiyon hadisesi, ağartma işleminden hemen sonra ve işlemi takip eden 3. yılda alınan renkli fotoraflar ve radyografiler vasıtasıyla klinik ve radyografik yönden değerlendirildi. Tekrar renkleşme vak'alarının, daha çok travmalar sonrasında renkleşmenin oluştuğu hastalarda, ileri düzeyde renkleşme görülen hastalarda ve renkleşme olayından sonra uzun süre tedavi edilmeden kalmış vak'alarda olduğu görülmüştür. Hafif renkleşme vak'alarında ve kanal tedavileri sonrasında oluşan renkleşmelerden hemen sonra ağartma işlemi uygulandığında, renkleşmede geri dönüşüm açısından daha başarılı sonuçlar alındığı görülmüştür. Ayrıca 21 adet hastanın hiçbirinde takip filmlerinde, servikal kök rezorbsiyonuna radyolojik olarak rastlanılmamıştır. Anahtar Sözcükler: Ağartma materyalleri, radiküler penetrasyon, ekstemal rezorbsiyon, hidrojen peroksit, sodyum perborat.