Türkiye'de Sosyal Demokrat Düşüncede İdeolojik Dönüşüm: Demokratik Sol Parti (1985-2004)
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ONUR ALP YILMAZ
Danışman: HAKAN UZUN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Egemen siyasi kültür dolayısıyla kurumların kişilerin gölgesinde kaldığı Türkiye'de akademik ve popüler literatürde kamuoyunu politize ederek yönlendiren ve karar alma süreçlerinin başat aktörü olmaya aday kadroları içinde barındıran siyasi partilerle ilgili boşluk dikkat çekicidir. Bunun bir sonucu olarak Türkiye'de karar alma süreçlerinin üç hükümette doğrudan parçası olmuş, bunun yanında kurulduğu günden itibaren parlamentodaki temsiliyle de karar alma süreçlerine katkı sunmuş olan Demokratik Sol Parti (DSP) ile ilgili de doktora seviyesinde yapılmış bir akademik çalışma, bu çalışmaya değin yoktur. DSP, doğrudan "halk kesimleri"ni siyasetin öznesi yaparak onlara parlamenter temsil hakkı tanıyıp, Kemalist Devrim'in eksik kaldığını düşündüğü altyapı devrimlerini, mülkiyeti tabana yayma iddiasını bizatihi "halk kesimleri"yle beraber yaparak yerli bir Folkhemmet (Halkınevi) olma iddiasıyla kurulan, ancak iktidara yakınlaştıkça "kütle"ye dayanma iddiasından uzaklaşarak yeni bir "kadro" hareketine dönüşen bir siyasi oluşumdur. 12 Eylül öncesinde demokratik sol hareket, kendi solunun katılığı ile durağanlığına ve Türkiye'yi taşımak istediği noktaya alternatif yerli bir sol model olma iddiasıyla ortaya çıkmıştır. Türkiye'de iktisadi, siyasal ve sosyal olarak büyük dönüşümlere sebep olan 12 Eylül darbesinin ardından ortaya çıkan tehdit algılarının dönüşümüyle birlikte yeni bir söylem ve öncelik belirlemiştir. Bu öncelik, laik nitelikli Cumhuriyet'e dönük tehdit algısı güçlendikçe rejimi koruma içgüdüsünün, demokratik sol hareketin ifadesiyle, "bozuk düzen"i dönüştürücü iddianın önüne geçmesi şeklinde tezahür etmiştir. DSP, rejimi koruma içgüdüsünü ön plana çıkardıkça, önceleri bozuk düzenin parçası olarak gördüğü ordu, sermaye çevreleri ve neoliberal iktisadi modelle de yakınlaşmıştır. Neoliberal iktisadi modele dayanarak da müesses nizamda halk lehine dönüşüm yapabileceğini düşünen partinin bu doğrultuda yaşadığı bunalımlar ve yaptığı girişimler de yine bu çalışmayı dikkate değer kılmaktadır.