Covid-19 pandemisi ile ilgili ebeveyn farkındalığının ve kaygı düzeyinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FATİH GÜNAY
Danışman: FİLİZ ORHON
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:COVİD-19 hastalığı ilk olarak Çin'in Wuhan kentinde 2019 yılının sonlarında koronavirüse bağlı ortaya çıkan ve bütün dünyaya hızla yayılan pandemik bir hastalıktır. COVİD-19 temel olarak solunum yolu sekresyonları ve damlacıklar yoluyla, solunum sistemi vasıtasıyla ve direkt temas ile bulaşmaktadır. Virüsün inkübasyon dönemi 2-14 gün olup erişkin ve çocuk hastaların çoğunda hafif grip benzeri semptomlar meydana gelir. Özellikle yaşlı bireylerde ve altta yatan kronik hastalığı olan hastalarda solunum yetmezliği, çoklu organ yetmezliği ve ölüm gibi ciddi klinik durumlara neden olmaktadır. Pandeminin ortaya çıkışı ile birlikte yapılan çalışmalarda insanların günlük yaşamını fiziksel ve ruhsal olarak etkilediği gözlenmiştir. Bu pandemi toplumda panik durumuna neden olmuş, hastalığın belirsizliği ve yüksek bulaş hızı nedeniyle global kaygı seviyesinde hızlı bir artış meydana gelmiştir. Bütün toplumu ilgilendiren bu pandemi doğal olarak ebeveynlerde de kaygı ve korkuya neden olmuştur. Bu çalışmanın amacı; COVİD-19 pandemisi sırasında hastanemize çocuklarındaki çeşitli şikayetler nedeniyle başvuran ebeveynlerin salgınla ilgili olarak farkındalık düzeyinin değerlendirilmesi, ebeveynlerde genel kaygı ve COVİD-19 ile ilgili kaygı seviyelerinin belirlenmesi ve bu kaygı durumunu etkileyen faktörlerin araştırılmasıdır. Çalışmamız kesitsel tanımlayıcı bir araştırma olup Temmuz 2020-Ekim 2020 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Çocuk Hastanesi Genel Polikliniği'nde gerçekleştirilmiştir. Çalışma için Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurulu'ndan onay alınmıştır. 10-24 Temmuz 2020 tarihleri arasında polikliniğe başvuran 0-18 yaş arası çocuk ve ebeveynleri çalışmaya dahil edilmiştir. Tüm katılımcılardan çalışmaya katılmak için imzalı aydınlatılmış onam alınmıştır. Çalışmaya dahil olma kriterlerini taşıyan ve çalışmaya katılmayı kabul eden ebeveynlere sosyodemografik özellikler ve COVİD-19 pandemisi ile ilgili soruların olduğu anket formu ve Spielberger tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Öner ve LeCompte tarafından yapılmış olan Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği (DSKÖ) yüzyüze sorularak doldurulmuştur. Elde edilen veriler SPSS sürüm 22 (Windows için SPSS 22.0, SPSS, Inc., Chicago, IL, ABD) kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmamıza 0-18 yaş arasında toplam 270 çocuk (128 kız, 142 erkek) katılmıştır. Çocukların ortalama yaşı 89.4±57.4 aydır. Çalışmaya katılan ebeveynlerin 172'si anne ve 98'i baba idi. Annelerin yaş ortalaması 37.5±7.08 yaş, babaların yaş ortalaması ise 40.37±6.40 yaş olarak saptanmıştır. Annelerin %41.3'ünün, babaların ise %54.1'inin üniversite ve üzeri düzeyde eğitim aldığı belirlenmiştir. Babaların ikisinin (%2) salgın sırasında işten çıkarıldığı, 94'ünün (%95.9) ise işine devam etmekte olduğu öğrenilmiştir. Annelerin 2'sinin (%1.1) salgın sırasında işten çıkarıldığı, 84'ünün (%48.8) ev hanımı olduğu ve 85'inin (%49.4) ise bir işte çalışmakta olduğu öğrenilmiştir. Çalışan 94 babanın 63'ünün (%67) ve çalışan 85 annenin 58'inin (%68.2) salgında işyerine gitmeye devam ettiği, geri kalanların ise işlerini evden takip etmekte olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların evlerinde yaşayan kişi sayısı ortancası 4 ve evlerinde yaşayan çocuk sayısı ortancası 2 olarak bulunmuştur. On dokuz (%7) ailenin evinde 65 yaş üstü 1 kişi, 7 (%2.6) ailenin evinde ise 65 yaş üstü 2 kişinin yaşadığı belirlenmiştir. Katılımcıların 46'sında (%17) aile ve yakınlarında COVİD-19 şüphesi/tanısı ile hastane başvurusu/yatışı olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların 261'inin (%96.6) salgının tehlikeli olduğunu düşündüğü belirlenmiştir. Katılımcıların %99.6'sının el yıkamak, %99.3'ünün maske takmak, %93.3'ünün sosyal mesafeye uymak ve %97.0'sinin kalabalık ortamlara girmekten kaçınmak gibi önlemleri aldığı belirlenmiştir. Hangi şikayetlerin koronavirüsle ilgili olduğunu düşündükleri sorulduğunda; ateş %96.7, öksürük %91.5 ve nefes darlığı %94.1 sıklık ile ilk üç sırada yer almıştır. Koronavirüs ile ilgili en sık kullanılan haber kaynakları sorgulandığında; televizyon %58.9, internet haber sayfaları %30.4, sosyal medya %10 ve yazılı basının %0.7 sıklıkta kullanıldığı belirlenmiştir. Katılımcıların %61.5'i çocuğunun koronavirüs ile hastalanmasının kendilerini en çok kaygılandıran durum olduğunu ifade etmiştir. DSKÖ ölçeği kullanılarak, babaların DKÖ puanlarının annelerden, annelerin SKÖ puanlarının ise babalardan istatistiksel açıdan anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür (sırasıyla p=0.006, p=0.009). Tüm katılımcıların DKÖ puanlarına göre %32.6'sı, SKÖ puanlarına göre ise %80.4'ü hafif kaygı grubunda yer almıştır. Katılımcıların DKÖ ve SKÖ puanları arasında anlamlı pozitif yönde bir korelasyon saptanmıştır (p=0.008, r:0.16). 24-72 ay arası çocuğu olan babaların DKÖ puanları annelere göre anlamlı olarak yüksek saptanmıştır. >40 yaş babaların DKÖ puanları ve 30-40 yaş arası annelerin SKÖ puanları diğer cinsiyetteki aynı yaş grubundan ebeveynlere göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Yüksek lisans düzeyinde eğitim gören babaların DKÖ puanları annelerden, üniversite düzeyinde eğitim gören annelerin SKÖ puanları ise babalardan anlamlı olarak yüksek tespit edilmiştir. Salgın sırasında işyerine girmeye devam eden grupta babaların DKÖ puanları annelerin puanlarından, annelerin SKÖ puanları ise babaların puanlarından anlamlı olarak yüksek saptanmıştır. Evde yaşayan kişi sayısı ≥5 olan grupta babaların DKÖ puanları annelerin puanlarından, annelerin SKÖ puanları ise babaların puanlarından anlamlı olarak yüksek olarak tespit edilmiştir. Evde 65 yaş üstü 2 kişi yaşayan grupta babaların DKÖ puanları annelerin puanlarından anlamlı olarak yüksek tespit edilmiştir. Ebeveynlerden birisinin salgın sırasında işten çıkarılması durumunda annelerin DKÖ puanları diğer annelere göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Ailede COVİD-19 tanısı alan kişi olması durumunda annelerin SKÖ puanlarının babaların puanlarına göre anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür. Koronavirüs salgınının tehlikeli olduğunu düşünen babaların DKÖ puanları annelerin puanlarına göre anlamlı yüksek saptanmıştır. Haber kaynağı olarak daha çok televizyon kullanan annelerde sosyal medya kullanan annelere göre, daha çok sosyal medya kullanan babalarda ise diğer yolları kullanan babalara göre DKÖ puanları anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Lojistik regresyon analizinde; haber kaynağı, çocukların hastaneye getirilme nedeni ve koronavirüs önlemleri gibi bazı risk faktörlerinin ebeveyn kaygıları üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. COVİD-19 pandemisi yüksek bulaş hızı ile bütün dünyayı etkileyen bir tehdittir. Virüse maruz kalmaktan kaçınma ve şu anda bazı ülkelerde uygulamaya giren aşılar ile aşılanma korunmada önemlidir. Bu etkene maruz kalma riskini azaltabilecek enfeksiyon kontrol önlemleri oluşturulmuştur. Çalışmamızda ebeveynlerin COVİD-19'un etkileri açısından yeterli bilgi düzeyine sahip olduğu belirlenmiş, korunma açısından da bilgi ve farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu saptanmıştır. Sağlık eğitimi ve bilgilendirmenin bireylerin COVİD-19'dan korunma ile ilgili tutumlarında ve uygulamalarında olumlu sonuçlar doğurduğu gözlenmiştir. Diğer yandan, çalışmamızda ebeveynlerde hafif kaygı düzeyinde duygu durumunun olduğu belirlenmiştir. Durumluk ve sürekli kaygı puanlarını etkileyen faktörlerin ebeveynin yaşı ve cinsiyeti, çocuğun yaşı ve cinsiyeti, evde yaşayan kişi sayısı, ebeveynin eğitim ve çalışma durumu, ebeveynlerden birinin işten çıkarılması, ailede COVİD-19 hastalığı geçiren birisinin olması, aynı evde yaşayan 65 yaş üstü bireyin olması ve ebeveynlerin COVİD-19 salgını ile ilgili haber kaynaklarıdır. Ebeveynlerin yaşadığı kaygılar çocuğun bakımını, gelişimini ve ebeveyn-çocuk arasındaki bağlanmayı etkileyebilen ve çocukta sosyal, bilişsel, ruhsal ve fiziksel olumsuz etkilere neden olabilen bir durumdur. Bu durum aynı zamanda aile içi dinamikleri de etkileyerek sorunlara neden olmaktadır. COVİD-19 salgını sırasında çeşitli nedenlerle sağlık kuruluşlarına başvuran çocukların ve ebeveynlerinin psikososyal açıdan değerlendirilmesi ve müdahalenin uygulanması ebeveynin kendisi için olduğu kadar aile ve çocuklar için de olumlu etkilere yol açacaktır. Özellikle çocuklar olmak üzere herkesin bu salgından sağlıklı ve güçlü olarak çıkabilmesi için toplum sağlığı önlemlerinin alınması, bunların devamının sağlanması, aşılama gibi koruyucu müdahalelere önem verilmesi ve sağlık politikalarının oluşturulması gereklidir.