CHARLES DARWIN ve HERBERT SPENCER'DA EVRİM, AHLAK ve TOPLUMDÜŞÜNCESİ


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, FELSEFE ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÖNDER TİLCİ

Danışman: Hamdi Bravo

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Charles Darwin, doğal seçilim yoluyla evrim teorisini ortaya koyduğu Türlerin Kökeni ile on dokuzuncu yüzyıl evrim düşüncesi ve modern anlamda biyoloji disiplininde bir devrim yaratmıştır. Darwin'in büyük tartışmalara yol açan ve kendinden sonraki hemen hemen bütün düşünce tarihini az ya da çok etkileyen söz konusu çalışması, organik evrimin ilk kez sistematik, bilimsel ve bütünlüklü bir tasarımının temsili niteliği taşır. Onun organik evrim teorisi yalnızca doğa tarihi ya da biyoloji alanında sarsıcı bir etki uyandırmamış, belki de daha önemli ve anlamlı bir katkı olarak, insanın doğa içerisinde konumunun yeniden inşa edilmesi gerekliliğine imkân ve zemin hazırlamıştır. Darwin'in, "benden kat kat daha üstün bir entelektüel" olarak derin bir saygıyla işaret ettiği çağdaşı Herbert Spencer ise organik ve sosyal evrimin on dokuzuncu yüzyıldaki en önemli ve bilim çevrelerinde zaman zaman Darwin'den bile daha şöhretli filozofudur. Spencer'in, varlığın en yüksek yasası olarak tanımladığı evrimi organik bağlamından koparıp toplumsal alana taşıması; evrim yasasını toplum, siyaset, dil, psikoloji ve ahlaka uyarlayarak sentetik bir felsefe sistemi kurma iddia ve çabası, O'nun on dokuzuncu yüzyıl evrim düşüncesinin neden en önemli isimlerinden biri olduğunun başlıca nedenleridir. İnsanın; içinde yer aldığı doğa ve diğer canlı türleriyle olan ilişkisi, doğayla arasındaki mesafesi ve diğer canlılar arasındaki konumu, sahip olduğu organik, zihinsel, ahlaksal ve toplumsal niteliklerinin kökenleri ve bu niteliklerin değişim ilkelerinin ne olduğu düşünce tarihinin erken dönemlerinden günümüze dek felsefi sorgu ve düşünsel etkinliğin en önemli ve tartışmalı evrenlerinden birini temsil eder. İnsanın doğada ve diğer canlılar arasındaki konumu ile sözü edilen niteliklerin köken ve değişim ilkeleri, düşüncenin her tarihsel uğrağında, o dönemin hakim düşünüş ve akıl yürütme biçimlerinin sınırları içerisinde açıklanmıştır.