Şizofreni için ekspozom skoru ve telomer boyu arasındaki ilişkinin hasta, etkilenmemiş kardeş ve kontrol grubunda incelenmesi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Sinir Bilimleri Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FİLİZ ÇETİNKAYA

Danışman: Güvem Gümüş Akay

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Genetik zemin ile çevresel etmenlerin dinamik etkileşimi sonucu gelişen şizofreni, toplumun yaklaşık %0,7'sini etkileyen karmaşık bir nörogelişimsel bozukluktur. Son yıllarda psikoz araştırmalarında, bireyin doğum öncesinden yaşamının sonuna dek maruz kaldığı genetik dışı tüm etkenleri kapsayan "ekspozom" paradigması ön plana çıkmaktadır. Bu yaklaşım, çevresel risk faktörlerinin parçalı değil, bütüncül bir perspektifle incelenmesine olanak tanır. Öte yandan, çevresel stresörlerin hücresel düzeydeki izi olarak kabul edilen telomer biyolojisindeki değişimler ve bunların psikopatoloji ile ilişkisi güncel bir tartışma konusudur. Bu çalışma, şizofreniye özgü kümülatif çevresel yükü (ES-SCZ) ve bunun telomer uzunluğu ile ilişkisini; hasta, etkilenmemiş kardeş ve sağlıklı kontrollerden oluşan üçlü bir örneklemde karşılaştırmalı olarak inceleyen ilk araştırmadır. Araştırmanın örneklemini, 392 şizofreni hastası, 389 etkilenmemiş kardeş ve 389 sağlıklı kontrol olmak üzere toplam 1.170 katılımcı oluşturmuş, telomer ölçümleri qRT-PCR yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, şizofreni hastaları ile kardeşlerinin telomer uzunlukları arasında anlamlı bir fark bulunmamakla birlikte, her iki grubun da sağlıklı kontrollere kıyasla istatistiksel olarak daha kısa telomerlere sahip olduğu saptanmıştır (p<0,001). ES-SCZ puanları açısından gruplar arasında hiyerarşik bir dağılım gözlenmiş; en yüksek çevresel yük şizofreni grubunda tespit edilirken, bunu sırasıyla kardeş ve kontrol grupları izlemiştir (tüm karşılaştırmalar için p<0,001). Ayrıca telomer erozyonu ile şizotipi ve psikoza yatkınlık arasında negatif; yüksek işlevsellik ve hafif semptom düzeyi ile ise pozitif bir korelasyon olduğu belirlenmiştir (p<0,001). Sonuçlarımız, kısa telomerler ve artmış çevresel yükün sadece tanı almış hastalara özgü olmadığını, aksine bu durumun psikotik bozukluğa yatkınlığı olan risk gruplarını da kapsayan spektrum genelinde bir hızlanmış biyolojik yaşlanma süreci olduğuna işaret etmektedir.