Zülfü Livaneli romanlarında kadın


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GULSHAT ZİGANSHİNA

Danışman: JALE ÖZATA DİRLİKYAPAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmada, Zülfü Livaneli'nin, seçilmiş olan dört romanında kadın ve kadına bakış açısını, feminist edebiyat kuramı çerçevesinde incelemeye çalışmaktayız. Zülfü Livaneli'nin yaklaşımı feminen olmaktan öte, öncelikle kadını bir insan olarak gören, toplum içerisinde tıpkı erkek gibi roller üstlenmesini arzulayan bir yaklaşımdır. Livaneli, doğrudan okura romanın nasıl kurgulandığını anlatarak, onu eserinin içine çekmekte oldukça başarılıdır. Yazarın incelediğimiz romanlarında, en önemli ortak konu, başkarakterlerinin kadın olmasıdır. Yazar, romanlarında, Cumhuriyet'in kadına vermiş olduğu sosyal ve hukuki haklarla, erkeklerle birebir aynı haklara sahip olan kadınların birey olarak var olma mücadelesinde yaşadıkları sıkıntıları konu etmektedir. Livaneli, romanlarında kadın-erkek ilişkilerinde, kadının ezilmişliğini ve toplumsal baskılar sonucunda varlığına cevap bulamamasının üzerinde durur. Üzerinde durduğu bu konuları ise, Mutluluk, Leyla'nın Evi, Serenad ve Kardeşimin Hikâyesi romanlarında dile getirmektedir. Zülfü Livaneli eserlerinde olayların gelişim sürecinde ziyade, olaylar sonucunda verilmek istenilen mesaja önem verir. Livaneli'nin en belirgin özelliklerinden biri de, eserlerinde bir ana karakter belirleyerek olayların onun etrafında gelişmesini sağlamasıdır. Yazarın, romanlarındaki ana kahramanlarının çoğu zaman kadın olması bilinçli bir seçimdir. Kadınların, dilinde, beyninde, üsluplarında kendini yaşatır. Zülfü Livaneli'nin eserlerinde 'kadın' öğesi; sevgi, yalnızlık, cinsellik, şiddet, yasak aşk, toplumun değer yargıları, kadın-erkek ilişkileri gibi birbirine bağlı sosyal ve bireysel olgularla ilişkilendirir. Livaneli, kendisinin erkek yazar olmasına rağmen kadınının toplumda sosyal statüsü, ekonomik bağımsızlığı, düşünce ve yaşam özgürlüğü gibi konularda kafa yormaktadır. Bu konularda genel kabullerin ötesinde bireysel ve özgün görüşlere sahiptir. Eserlerini kaleme aldığı modernlikle geleneği farklı şekillerde harmanlayarak romanlarında ustalıkla kullanabilmektedir.