Bir üniversitedeki kız öğrencilerin cinsel şiddet öyküsü ve şimdiki depresyonla ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2015
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: CANAN TUZ
Danışman: AYŞE SELDA TEKİNER
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Ankara Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan kadın üniversite öğrencilerinde flört ilişkilerinde cinsel şiddete uğrama prevalansları ile bu kadınlarda cinsel şiddetin bağımsız risk faktörlerini araştırmak, üniversiteye devam etmekte olan kadın öğrencilerin depresyon prevalanslarını ve olası depresyonları ile cinsel şiddete uğrama durumlarını karşılaştırmak amaçlanmıştır. Gereç-yöntem: Çalışmada tarama modeli kullanılmıştır.Araştırma örneklemini oluşturan Ankara Üniversitesinde öğrenim görmekte kadın öğrencilereyerleşke içindeki sosyal alanlarda gönüllülük esası ile anket uygulanmıştır. Anket sosyodemografik bilgilerden, Mağdurların Cinsel Deneyimleri Ölçeği' nden, Hasta Sağlık Anketi-9 formundan oluşmaktaydı. Konunun mahremiyeti sebebiyle anketler kapalı zarf içinde isimsiz olarak büyük bir kutu içinde toplandı.Kullanılan ölçeklerin tümünün Türkçe geçerlilik ve güvenilirliği yapılmıştı. Bulgular: Çalışmaya,katılmayı kabul eden sağlıklı400 kadın üniversite öğrencisi alınmıştır. Katılımcılarınortalama yaşı 20.70 ± 2.12 dur. Üniversiteli olma yıllarına bakıldığında %30,8'inin üçüncü sınıfta olduğu belirlenmiştir (n=134). Katılımcıların %97,3'ü bekar (n=389 ); %2,8'i ise evlidir (n=11). Katılımcıların %18,3'ü şehirde büyümüş olup (n=73) % 81,8'i kırsal bölgeden gelmektedir (n=327). Öğrencilerin en son mezun oldukları lise sorulduğunda % 55,8 ile en sık Anadolu lisesi(n=223), ikinci sıklıkla %21 ile lise (n=84); en az olarak da %0,3 ile imam hatip lisesi (n=1) olduğu belirlenmiştir. Bu verilere göre cinsel şiddet prevalansı %17 olarak bulunmuştur. Öğrencilerin %17'sinin hayatlarında en az bir kez cinsel şiddete maruz kaldıkları tespit edilmiştir.Evli olanların hiçbiri cinsel şiddete maruz kalmamıştır. Son altı ay içinde cinsel şiddete maruz kalan kız öğrenci oranı %9 (n=36)' dir.Kişilerin annelerinin çalışıp çalışmama durumuna göre önceki ve şimdiki cinsel şiddet öyküleri istatiksel olarak anlamlı farklılık göstermekteydi ( p=0.005 ). Cinsel şiddet mağduriyet öyküsü olan kadın öğrencilerden %24'ünün annesi herhangi bir işte çalışıyorken, %13'ü çalışmıyor veya emekli olarak hesaplanmıştır. Flört süresi ile cinsel şiddete uğrama durumu arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı ( p=0,122 ). İstatiksel olarak anlamlı olmasa da cinsel şiddete uğrayan kadın öğrencilerin flört ilişkilerini sonlandırma eğiliminde olduğu tespit edildi. Cinsel şiddet öyküsü bulunmayan ancak flörtü olan kadın öğrencilerin flört sürelerinin medianı 11 iken, cinsel şiddet öyküsü bulunan öğrencilerin flört sürelerinin medianı 6 olarak hesaplanmıştır. Lojistik regresyon yapıldığında fen fakültesi ve iletişim fakültesinin cinsel şiddete uğramak açısından riskli olduğu, aile içi şiddete tanık olmanın cinsel şiddete uğramayı 2,5 kat arttırdığını, alkol kullanımın cinsel şiddete uğrama oranını 3,4 kat artırdığını ve madde kullanımının ise 7,5 kat artırdığı hesaplandı. Depresyonun da cinsel şiddete uğrama oranını 2,03 kat artırdığı bulundu. Sonuç: Bu çalışmada, bir üniversite örneklemindeki kadın öğrencilerin cinsel şiddet prevalansının literatürle uyumlu olduğu, genç erişkinlerde depresyon sıklığının literatürle benzer olduğu bulundu. Sigara, alkol ve bağımlılık yapıcı madde kullanımının, ailede şiddete tanık olma öyküsünün, flört edinme ve flörtün zararlı alışkanlıkları olmasının yakın ilişkilerde cinsel şiddete uğrama riskini artırdığı bulunmuştur. Ayrıca, yakın ilişkilerinde cinsel şiddete uğramış kadın öğrencilerin depresyon tanısı alma ihtimalinin normal populasyona göre daha yüksek olduğu saptanmıştır.