Hashimoto tiroiditi ile izlenen hastaların sonografik görüntüleri ile serum IGG4 düzeyleri ve flow sitometride plazma hücre, B hücre oranı arasındaki ilişki
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: KEREM KENARLI
Danışman: SEVİM GÜLLÜ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Hashimoto tiroiditi; yüksek serum tiroid antikorları ve guatr varlığı ile karakterize, dünyada ve ülkemizde en sık görülen kronik tiroidit türüdür. İyot eksikliği olmayan toplumlarda en sık guatr ve hipotiroidi nedenidir. Hashimoto tiroiditin tanımlanmış klasik formuna ek olarak; fibröz varyant, IgG4 ile ilişkili varyant, jüvenil form, haşhitoksikoz ve ağrısız tiroidit (sporadik veya post-partum) adı altında başka bazı klinik-patolojik antiteler de tanımlanmıştır. Bu çalışmada, klinik tanı kriterlerine göre Hashimoto tiroiditi tanısı olan hastaların tiroid ultrasonografisindeki fibrozis, parankim heterojenitesi ve atrofi durumu ile hastaların klinik özellikleri, total IgG, IgG4 değerleri ve plazma hücresi, B hücre oranları arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçladık. Bu çalışmaya Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı/ Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Polikliniği'ne Ekim 2019 – Şubat 2020 arasında başvuran ve Hashimoto Tiroiditi tanısı olan 100 gönüllü hasta alındı. İmmun yetmezliği olan, tiroid cerrahisi öyküsü olan, serum immunglobulin düzeyini etkileyen ilaç kullanımı olan ve serum IgG4 düzeyini etkileyebilecek ek hastalığı olan hastalar çalışmaya dahil edilmedi. Çalışmaya dahil edilen hastalarda serum örneğinden TSH, s T3, s T4, anti TPO, anti Tg, total IgG, IgG4 testleri çalışıldı. Eş zamanlı olarak plazma örneklerinden akım sitometride plazma hücresi ve B hücre belirteci olarak CD45, CD14, CD19, CD38 ve CD138 çalışıldı. Hastaların eş zamanlı olarak tiroid ultrasonografisi yapılarak görüntüler kayıt altına alındı. Kayıt altına alınan bu görüntüler iki farklı endokrinoloji uzmanı tarafından bağımsız bir şekilde izlendi ve parankim hetorejenitesi açısından değerlendirilerek; hafif – orta/ileri şeklinde, fibrozis açısından değerlendirilerek; yok/hafif - orta/ileri şeklinde, ölçülen tiroid bezi boyutlarına göre değerlendirilerek; (4ml sınır kabul edildi) atrofik ve atrofik olmayan şeklinde gruplara ayrıldı. Hastaların 88'i kadın (%88), 12'si erkekti (%12). Yaş ortalaması 44,97 (±12,62) yıl görüldü. Hastaların ultrasonografi görüntüleri değerlendirildi ve parankim heterojenitesi, fibrozis durumu ve atrofi durumuna göre alt gruplara ayrılan hastaların verileri değerlendirildi. Yaş ve cinsiyet dağılımlarında alt gruplar arasında farklılık gözlenmedi. Tiroid fonkiyon testlerinde, parankim heterojenitesi ve fibrozis alt grupları arasında farklılık saptanmaz iken, atrofik grupta, atrofik olmayan gruba göre TSH düzeyi daha yüksek, sT4 düzeyi daha düşük görüldü. Tiroid otoantikorları düzeyinde, parankim heterojenitesi alt gruplarında farklılık saptanmaz iken, orta/ileri fibrotik grupta ve atrofik olmayan grupta anti-TPO düzeyi anlamlı olarak daha yüksek bulundu. Serum IgG4/IgG oranı; hem parankim heterojenitesi orta/ileri olan grupta hem de orta/ileri fibrotik olan grupta anlamlı olarak daha yüksek görüldü. Akım sitometride plazma hücresi ve B hücre oranlarında ise alt grupların hiçbirinin arasında anlamlı bir fark saptanmadı. Bugüne kadar bu konuda yapılmış çalışmaların temelinde immunohistokimyasal incelemeler yer almıştır. Hashimoto tiroiditi hastalarının tedavi ve izleminde cerrahinin nadiren yer aldığı göz önünde bulundurulduğunda, bu alt grup hastaları ayırt edebilmek için, yerine ultrasonografi veya laboratuvar testi gibi invazif olmayan ve pratik yöntemlere ihtiyaç duyulmaktadır. Biz de bu nedenle yaptığımız çalışmada hastaların ultrasonografi bulgularını; fibrozis derecesi, parankim heterojenitesi ve atrofi durumuna göre sınıflandırılarak aralarındaki klinik ve biyokimyasal farkları inceledik ve yol gösterici olabilecek labaratuvar testlerini değerlendirdik. Sonuç olarak; bu çalışma Hashimoto tiroiditi varyantlarının farklı ultrasonografi bulgularına ve farklı klinik tablolara sahip olabileceğini göstermiştir. Özellikle ileri parankim heterojenitesi ve ileri fibrozis bulguları ile artmış serum IgG4/IgG oranının, IgG4 ilişkili varyant ile ilişkili olabileceğini akılda tutmak gerektiğini düşünmekteyiz. Tanımlanmış olan bu Hashimoto tiroiditi varyantları arasındaki farklıların daha net ve açık ortaya konması için ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.