Diyabetik retinopati ve makula ödemi takibinde optik koherens tomografi anjiyografi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EMİNE TEMEL

Danışman: FİGEN ŞERMET

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Çalışmaya DR bulguları saptanan 27 DM tanılı hastanın 54 gözü, DM olup DR bulgusu saptanmayan 30 hastanın 59 gözü ve 27 sağlıklı bireyin 51 gözü dahil edildi. Yaş, cinsiyet, DM tipi ve süresi açısından gruplar arasında benzer bir dağılım vardı; istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı. DR bulguları olan 54 gözün 24'ü hafif NPDR, 28'i orta NPDR, 2'si şiddetli NPDR, olarak sınıflandırıldı. Gözlerin 15'inde ilk muayenede DMÖ saptandı ve İV enjeksiyon tedavisi uygulanmasına karar verildi. Ortalama 10.52 (6-20) aylık takip süresinde 55'i aflibercept, 25'i ranibizumab, 5'i ozurdex ve 3'ü TA olmak üzere toplam 88 İV enjeksiyon yapıldı. Başlangıçtaki ortalama EİDGK, DR olan grupta, diğer iki gruba göre anlamlı olarak daha düşük bulundu. Başlangıçtaki SRK ise DR olan grupta diğer iki gruba göre anlamlı olarak daha yüksekti. Başlangıçtaki ortalama FAZ alanı; DR olan grupta ve DM+ olan ancak DR bulguları olmayan grupta kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha yüksek bulundu. Başlangıçtaki YKP'de ölçülen ortalama non-perfüze alan; DR+ olan grupta diğer iki gruba göre anlamlı olarak daha yüksekti. Başlangıçtaki parafoveal bölgede ODY YKP'de ve DKP'de, DR olan grupta diğer iki gruba göre anlamlı olarak daha düşüktü. Başlangıçtaki perifoveal bölgede ODY YKP ve DKP'de, DR olan grupta diğer iki gruba göre daha düşük olup, kontrol grubu ile aradaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı. DR+ olan ve DMÖ nedeniyle İV enjeksiyon gerektiren grupta başlangıç muayenesindeki, 1., 2. ve 3. İV enjeksiyon sonrası ölçümler değerlendirildi ve istatistiksel olarak analiz edildi. Başlangıçtaki EİDGK ortalaması, ardışık karşılaştırmada diğer zaman noktalarına göre anlamlı olarak daha düşük tespit edildi. Ardışık İV enjeksiyonlar sonrası SRK'da azalma gözlendi. Ortalama retina FAZ alanı ve YKP'de ölçülen ortalama nonperfüze alan anlamlı olarak değişmedi. YKP'de ve DKP'de parafoveal bölgede ODY'nin artış göstermesi başlangıçtaki ölçümler ile 3. İV enjeksiyon sonrası ölçümler arasında anlamlı bulundu. Ardışık İV enjeksiyonlar sonrası 86 YKP ve DKP'de perifoveal bölgede ODY değişimleri arasında anlamlı bir fark saptanmadı. DR+ olan ve İV enjeksiyon gerektirmeyen grupta başlangıç muayenesindeki, 3., 6., 9. ve 12. aydaki ölçümler değerlendirildi ve istatistiksel olarak analiz edildi. Her zaman diliminde tespit edilen ortalama EİDGK, SRK, FAZ alanı, YKP'deki ortalama non-perfüze alan, parafoveal ve perifoveal bölge ODY'nin (YKP ve DKP) ardışık olarak karşılaştırılmasında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı. Sonuç olarak OKTA gelişmekte olan yeni bir teknoloji olup, diyabetik olgulardaki mikroanevrizmalar, FAZ değişiklikleri, retinal non-perfüzyon alanları, azalmış damar yoğunluğu gibi mikrovasküler patolojileri FA'ya göre daha detaylı olarak gösterebilmektedir. Fundus muayenesinde DR bulgularına rastlanmasa dahi, erken evre değişiklikleri tespit edebilmektedir. Bu görüntüleme yöntemi, artefaktların giderilmesine yönelik yeni yazılımların geliştirilmesi ve hassasiyetinin artmasıyla birlikte, intravenöz kontrast madde kullanımı gerektiren geleneksel anjiyografi yöntemlerini tamamlayacak ve retinal vasküler hastalıkların tanı ve tedavisine kantitatif yeni boyutlar katacaktır. Anahtar kelimeler: Diyabetik retinopati, diyabetik makula ödemi, optik koherens tomografi anjiyografi