Sınıraşan suların kullanımında ulusal çıkarlar ve çevre etiği


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2003

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: KUMRU ARAPKİRLİOĞLU

Danışman: AYŞEGÜL MENGİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

İnsanlar ve yaşam için vazgeçilmez bir kaynak olan su, yeryüzünde her canlının ulaşabileceği biçimde, akarsularda, göllerde ve yeraltı sularında bulunmaktadır. Bunun bilinci içinde olan birçok canlı bu kaynaklara yakın olmanın ya da onu elde etmenin bir yolunu bulmaktadır. Bu nedenle yeryüzünde bitki örtüsünün de, insan yerleşmelerinin de en yoğun olduğu bölgeler, suyun en çok bulunduğu akarsu havzaları ve akarsu kıyılandır. Akarsuları en etkin biçimde kullanan canlılardan biri olan insan, onu kendi gereksinimleri doğrultusunda yönlendirmiş ve denetlemiştir. Ancak insanlar bu kaynağı kullanırken, yönlendirirken ve denetlerken onun doğal dengesi üzerinde de değişikliklere neden olmuş, bu da akarsuları oluşturan su kaynağını ve ekolojik dengelerini olumsuz etkilemiştir. Bunun sonucu olarak bu kaynaklardan bir bölümü doğal dengelerini sürdürebilecek özelliklerini yitirmişlerdir. Su ortamları, özelliklerini oluşturan ekolojik dengelerini koruyabildikleri sürece yararlı kaynaklar olmayı sürdürebilmektedirler. Ancak bu doğal kaynağın tüketimi ve kirletilmesi, onun öncelikle kendi doğal yaşamını sürdüremez duruma getiriyorsa, bu kaynağın artık kendi kendini yenileme kapasitesinin aşıldığını göstermektedir. Bunun sonucu olarak bu doğal kaynak bir yaşam kaynağı olmaktan çıkıp, doğal yaşamı ve insan sağlığını tehdit eden bir kaynağa dönüşmektedir. Dolayısıyla yaşamı sürdürülebilir kılmak için öncelikle bu kaynağın doğal dengelerinin korunması gerekmektedir. Bu doğal kaynağa yönelik üç ön kabul yapılabilir. Akarsu havzaları ve onların doğal oluşumları, ekolojik bir bütünlük ve bir sistem içinde varolan devingen yapılardır. İnsan 415etkinlikleri bu yapıyı gerçekleştirdikleri değişim ve dönüşümlerle doğrudan etkilemektedir. Bu kaynaklar, varolan (coğrafi, fiziksel, kimyasal ve biyolojik) özelliklerine bağlı olarak belli oranlardaki kirliliği ve hacim değişikliklerini kaldırabilme ve taşıyabilme kapasitesine sahiptirler. Bir akarsuyun niteliği ve niceliğinde, çeşitli doğal özellikleri yanısıra, ondan yararlanan toplumların davranış ve tüketim biçimleri ve yönetimlerinin doğal sistemleri korumak ve sürdürebilmek üzere benimsedikleri yaklaşım biçimleri de etkin olmaktadır. Sınıraşan sularda akarsu havzaları, bu kaynaktan yararlanmayı en üst düzeye çıkarmaya çalışan yaklaşım biçimleri nedeniyle ciddi bir çevre yıkımına uğratılmıştır. Bu çalışmanın, uluslararası boyutunu oluşturan, yönetimler ve yaklaşım biçimleri bağlamında da iki temel kabulü bulunmaktadır. Birincisi, devletler, ve yönetimleri bireylerden oluşmaktadır. Dolayısıyla, devletlerin yönetimlerinde bulunan bu bireylerin kişiliklerinin çevrenin korunmasına ilişkin alınacak kararlarda ve atılacak adımlarda önemli rol oynayacağı söylenebilir. Aynı özellik, kuruluşlar, dolayısıyla uluslararası kuruluşlar için de geçerlidir. Bu açıdan ele alındığında, sınıraşan akarsulara ilişkin, yerine göre kısa erimde ya da uzun erimde, alınacak her kararda, bu kuruluşların ya da devletlerin yönetimlerinde yer alanların bakış açılan ve çevre sorunlarına yaklaşım biçimleri etkili olabilecektir. Bu nedenle bu kişilerin bu konularla ilgili oluşturacağı kararlar, olumlu ya da olumsuz olarak akarsu havzalarına yansıyacak ve yine bu bağlamda olumlu ya da olumsuz olarak etik açıdan, "çevre etiği" açısından yargılanabilir bir niteliğe de sahip olacaktır. Bu aynı bu zamanda bu kişilerin dolayısıyla devletlerin çevreyle ilgili alacak olduğu kararlarda taşıdığı sorumluluğu da (ulusal ya da uluslararası) belirlemektedir. Devletlerin sınırsan sularda, "çevre etiği" bağlamındaki sorumluluk alanlarının sınırını akarsu havzalarının sınırlarının oluşturduğu söylenebilir. 416Çevre etiği, insanın kendi dışındaki tüm varlıklara davranırken yaptığı doğru ve yanlışlarla ilgilenir. Dolayısıyla çevre etiği, yukarı da açıklanılan gerekçelerle, devletlerin sahip oldukları kaynaklar adına verdikleri kararların doğru mu yanlış mı olduğu ile ilgilenir; bunları, olumlu ya da olumsuz yönleri ile eleştirip ve yargılayabilir. Yine aynı koşutlukta, çevre etiği, devletleri, çevreyle ilgili olarak uluslararası alanda kabul görmüş ve ilkeleri belirlenmiş konularda, ya da henüz bu alanda tartışılmakta olan konularda dahi, sorumluluklarını yerine getirip getirmediği için eleştirebilir. Bu çalışma, çevre etiği tartışmalarıyla olgunlaşan, sınıraşan suları paylaşan devletleri de yakından ilgilendiren, ahlaki değerler kümesinin genişlemesini ele almakta, uluslararası toplumun, ilgili devletlerin ve kuruluşların dikkatini bu konuya çekmek istemektedir. Bu nedenle, bu tez, öncelikle insan-merkezli ve ulusal çıkar merkezli yaklaşımları tanımlamaya çalışarak, bu yaklaşım biçimlerim çevre etiği bakış açısından eleştirmekte; bunların çevre merkezli görüşle yeniden ele alanabilirliğini sınamaya çalışmaktadır. Bu yaklaşımları ve ilgili kavranılan dünyanın üç farklı bölgesinden aldığı üç örnek alanda incelemektedir. Sınıraşan suların kullanımında ve korunmasında bir uzlaşma aracı olarak "çevre etiği"nin bir kavram olarak kullanılabilirliğini tartışmaktadır.