The Witch, The Witch of Edmonton, Vinegar Tom ve Byrthrite oyunlarında cadı imgesinin feminist analizi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, BATI DİLLERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ESRA ÜNLÜ
Danışman: ZEYNEP ZEREN ATAYURT FENGE
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tezde 17. yüzyıl İngiliz oyun yazarları Thomas Middleton tarafından yazılan The Witch (1616), William Rowley, Thomas Dekker, John Ford tarafından yazılan The Witch of Edmonton (1621) oyunlarındaki cadı ve cadılık kavramları ile 20. yüzyıl İngiliz tiyatrosunun önde gelen kadın yazarlarından Caryl Churchill'in Vinegar Tom (1976), Sarah Daniels'ın Byrthrite (1986) oyunlarında yer alan cadı ve cadılık kavramı karşılaştırmalı olarak ele alınmış ve bu oyunlarda temsil edildiği şekliyle cadı ve cadılığın 17. ve 20. yüzyıllarda kadınlarla ilişkili hangi değer ve yargıları ortaya koyduğu ile bu değer ve yargıların zaman içerisinde uğradığı değişim üzerinde durulmuştur. The Witch ve The Witch of Edmonton'da kadın karakterler toplumun kendilerine biçtiği davranış normlarına uygun şekilde davranmadıkları gerekçesiyle Ortaçağ ve erken modern dönemin cadılarıyla ilişkilendirilirler. Bu kadınlar ataerkil düzenin kendilerine yönelik baskısını üzerlerinde hissetseler de bu baskılara karşı bilinçli olmadıkları gözlemlenir. Erkek egemen toplumun kendilerine yönelik baskılayıcı ve ayrımcı tutumunun farkında oldukları durumlarda ise bu baskılara ve ayrımcılığa karşı tek başlarına mücadele etmelerinin mümkün olmadığı görülür. Bu nedenle bu oyunlarda ataerkil düzenin kadınlara yönelik ayrımcı tutumuna karşı bilinçli ve ortak bir mücadeleden söz edilemez. Vinegar Tom'da ve Byrthrite'ta ise cadılık suçlamasına maruz kalan kadınların ataerkil baskılara başkaldıran ve direnen kadınlar oldukları göze çarpar. İki oyunda da ataerkil baskılar kadınların bir araya gelerek dayanışma içerisinde hareket etmelerinin önündeki en büyük engeldir. Churchill'in ve Daniels'ın oyunlarında vurguladıkları asıl nokta ataerkiden kaynaklı sorunların çözümü için kadınların bu sorunlara karşı tam bir farkındalık geliştirmelerinin ve kişisel çıkarlarını bir kenara bırakarak dayanışma içerisinde hareket etmelerinin temel koşul olduğudur. Giriş bölümünde Avrupa topraklarında görülen büyü/büyücü, cadılık/cadı kavramlarının tarihi evreleri ve geçirdiği değişim süreçleri anlatılmıştır. Bu kavramların Antik Çağ'dan Ortaçağ'a, Ortaçağ'dan erken modern döneme kadar geçen süre içerisinde bu çağların politik, kültürel, sosyal, dini, ekonomik, coğrafi vb. koşullarına bağlı olarak ne tür anlam değişikliklerine maruz kaldığı ortaya konmuştur. Ayrıca, cadı ve cadılık kavramlarına zaman içerisinde atfedilen bu farklı anlamları somutlaştırmak amacıyla Batı tiyatrosundan örnekler sunulmuştur. Birinci bölümde The Witch ve The Witch of Edmonton oyunlarındaki cadı ve cadılık kavramları ele alınmış, bu oyunlarda cadı olarak yansıtılan kadınların gerçekte büyücülükle ya da başkalarına zarar veren uğraşılarla ilgilerinin bulunmadığı, 17. yüzyılın ataerkil toplumunun kadından beklentisini yansıtmayan davranışlar sergiledikleri gerekçesiyle cadı olarak yaftalandıkları belirtilmiştir. The Witch'te ataerkil toplumun kadınları ayrıştırmak için başvurduğu cinsel kategoriler üzerinde durulurken The Witch of Edmonton'da günah keçisi kavramı üzerinde durularak toplumun kadınlara karşı olan ikiyüzlü tutumu yansıtılmıştır. Oyunda ataerkil toplum yapısı içerisinde kendi başına ayakta kalmaya çalışan kadının toplumun mevcut düzenine bir tehdit oluşturduğu, bu nedenle de toplum tarafından yok edilmesinin kaçınılmaz olduğu vurgulanmıştır. Her iki oyunun yazarlarının eserlerinde cadı ve cadılık konusunu ele alırken yaşadıkları dönemin kadına bakış açısını yansıttıkları sonucuna varılabilir. İkinci bölümde, 20. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan İkinci Dalga Feminist Hareket çerçevesinde cadı ve cadılık kavramlarının feminist yazar ve araştırmacıların eserlerinde kazandığı yeni kimlik incelenmiştir. Vinegar Tom'da cadı imgesinin kazandığı bu yeni kimlik evlilik, cinsellik, fahişelik, çocuk doğurma, annelik, kadın bedeni, tıp ve sınıf kavramları ile ilişkilendirilerek tartışılmıştır. Byrthrite'ta bu kavramlara ek olarak tıptaki gelişmelerin ataerkil toplumlarda kötü niyetlere alet edilmesinin kadınlar açısından doğurduğu sonuçlar üzerinde durulmuştur. Cadı avı imgesi ile kadın bedeninin ataerki tarafından tahakküm altına alınması arasındaki ilişki ele alınmıştır. Sonuç bölümünde, 17. yüzyılda erkek yazarlar tarafından yazılan The Witch ve The Witch of Edmonton oyunlarında ve 20. yüzyılda kadın yazarlar tarafından yazılan Vinegar Tom ve Byrthrite'taki cadı ve cadılık kavramlarının karşılaştırmalı incelenmesinden elde edilen bulgular üzerinde durulmuştur. Cadı ve cadılık kavramlarının zaman içerisinde farklı anlamları taşımaya başladığı ifade edilmiştir. 17. yüzyıl oyunlarındaki cadılığın toplumun kadınlara biçtiği rollerin dışına çıkan kadınların Ortaçağ ve erken modern dönemin büyücü ve cadılarıyla ilişkilendirildiği ve bunun kadınlara karşı duyulan korkunun ve onların hayatları üzerindeki baskıların temel nedeni olduğu belirtilmiştir. 20. yüzyıl oyunlarındaki cadılığın ise sembolik bir anlam taşıdığı ve baskılara boyun eğmek yerine karşı çıkan ve direnen kadınlarla ilişkili olduğu ortaya çıkmaktadır. 17. ve 20. yüzyıllarda yazılmış bu oyunlardaki cadı imgesinin karşılaştırmalı analizinden kadınların her dönemde çeşitli baskılara maruz kaldığı, çağlar içerisinde değişen tek durumun bu baskıların uygulanma biçiminde olduğu sonucuna varılabilir. Anahtar Sözcükler: The Witch, The Witch of Edmonton, Vinegar Tom, Byrthrite, Cadılık, Cadı imgesi, Feminist eleştiri