Gazzâlî ve İbn Rüşd'ün diriliş anlayışlarının mukayesesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, FELSEFE VE DİN BİLİMLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ALİ HAYDAR PEÇE
Danışman: GÜRBÜZ DENİZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:İslam'ın ortaya çıktığı ilk dönemlerde, bir inanç unsuru olarak değerlendirilen âhiret, siyasi, sosyal ve kültürel ilişkilerin artması ile çeşitli tartışmaların merkezinde bulunmuştur. İslam Düşüncesinde âhiret öncelikle büyük günah, Allah'ın görülmesi, cennet ve cehennemin sonsuzluğu gibi konular etrafında kelamcılar tarafından ele alınmıştır. Daha sonra Müslüman filozofların konuyu ruh beden ilişkisi çerçevesinde ele almaları tartışmaların gidişatını etkilemiştir. Müslüman filozoflardan Farabi'nin, dirilişin, ruhen gerçekleşeceğine dair düşünceleri bulunmaktadır. Farabi'ye göre ölümden sonra ruhlar, saadet, şekavet ve yokluk seçenekleri ile karşı karşıya geleceklerdir. İbn Sina ise dirilişin ruhen gerçekleşeceğini söylemenin yanında bedensel dirilişin mümkün olmadığını iddia etmiştir. İbn Sina'nın İslam dininin asıl kaynaklarında yoğun bir şekilde bulunan diriliş ile ilgili anlatımlara tezat olan bu düşüncesine çeşitli eleştiriler getirilmiştir. Gazzâlî bu eleştirilerini daha sistemli bir şekilde dile getirmiştir. Gazzâlî önceleri bedensel dirilişi inkâr etmenin küfür olduğunu belirtse de farklı kitaplarında bu düşüncesini esnetmiştir. İbn Rüşd ise bu tartışmalarda felsefe din uyumu çerçevesinde bir orta yol bulmaya çalışmıştır. Filozof, dirilişin ruh-beden bütünlüğü çerçevesinde gerçekleşeceğini fakat filozofların âhiret konusundaki farklı düşüncelerinin küfür olarak nitelenemeyeceğini dile getirmiştir.