Seminal moleküler belirteçlerle non-invaziv olarak spermatogenezi saptamak mümkün mü?
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2014
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MURAT MERMERKAYA
Danışman: KAAN AYDOS
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Bu çalışmada, kliniğimizde NOA nedeniyle TESE işlemi uygulanan hastalarda semende spermatogeneze spesifik genlere ait ürünler araştırılarak TESE başarısını öngörme olasılığı incelendi. YÖNTEM ve GEREÇ: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı'nda Temmuz 2013- Haziran 2014 tarihleri arasında NOA nedeniyle TESE işlemi uygulanacak veya son 1 yıl içinde uygulanmış hastalardan alınan rutin semen örnekleri kullanıldı. Hastalardan revers transkriptaz ile cDNA'lar sentezlendi ve bu materyallerde CDY1, BOULE, DAZ ve PRM2 genlerinin varlığı araştırıldı. Bu gen ürünlerinin varlığı ile TESE'de sperm saptanması arasındaki korelasyon incelendi. BULGULAR: Çalışmaya dahil edilen 22 hastanın yaş aralığı 28-43, ortalama yaşı 35 (± 4,3) ve ortanca yaş 34 olarak saptandı. Hastaların 11 'inde TESE'de sperm saptanırken (%50), kalan 11'inde (%50) sperm olmadığı izlendi. Hastaların FSH düzeylerinin 4,3-52 IU/L arasında değiştiği, ortalama FSH düzeyinin 19,3(±11,3) IU/L olduğu tespit edildi. Serum FSH düzeylerinin, TESE ile sperm çıkma oranları üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı anlaşıldı. TESE'de sperm elde edilen hastalarda, DAZ geni pozitiflik oranı %81,8, elde edilemeyen hastalarda ise %27,3 olarak izlendi (p=0,03). PRM2 geni için yapılan değerlendirmede ise, TESE'de sperm elde edilen hastalarda, pozitiflik oranı %90,9, elde edilemeyen hastalarda ise %36,4 olarak izlendi (p=0,024). Her iki gen için de aradaki farkın anlamlı olduğu saptandı. SONUÇ: Literatürde, TESE başarısını öngörmeye yönelik çeşitli çalışmalar mevcuttur. Çalışmamızda, TESE yapılacak hastaların semen örneklerinde DAZ ve PRM2 genlerine ait gen ürünlerinin yer almasının TESE'de sperm saptanması ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bu hastalara işlem öncesi bu genlerin bakılması, daha kaliteli danışmanlık verilmesini sağlayacaktır.