Bruksizmli hastalarda üç farklı oklüzal splintin eklem titreşimleri üzerine etkisi


Tezin Türü: Diş Hekimliğinde Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, PROTETİK DİŞ TEDAVİSİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2016

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BORA AKAT

Danışman: AYŞE CAVİDAN AKÖREN

Özet:

Bruksizmin tedavisinde genellikle oklüzal splintler kullanılmaktadır. Birçok çalışmada oklüzal splintlerin, bruksizmli hastalarda klinik bulguları iyileştirmede ve hasta şikayetlerini azaltmada etkili olduğu gösterilse de, eklem titreşimleri üzerindeki etkileri tam olarak aydınlatılamamıştır. Bu çalışmanın amacı, bruksizmli hastalarda üç farklı oklüzal splint (yumuşak, sert ve yarı yumuşak) kullanımının eklem titreşimleri üzerindeki etkisini ölçüp, kontrol grubundaki asemptomatik bireylerle karşılaştırırken; klinik bulgular ve hasta şikayetlerindeki değişimleri de değerlendirmektir. Bu çalışmaya 49 bruksizmli ve 15 asemptomatik (kontrol grubu, 1. Grup) olmak üzere toplam 64 birey dahil edildi. Bruksizmli hastaların seçilmesinde, Uluslararası Uyku Bozuklukları Sınıflaması'nın Uyku bruksizmi diagnostik kriterleri baz alındı ve diğer bruksizm belirtilerine de dikkat edildi. 49 bruksizmli hastadan 16 tanesine yumuşak splint (2. Grup), 17 tanesine sert splint (3. Grup) ve16 tanesine yarı-yumuşak splint (4. Grup) kullandırıldı. Eklem titreşimlerinin kaydı ve analizi, JVA (Biopak system BioResearch, Inc., Milwaukee, WI) cihazı kullanılarak yapıldı. Bruksizmli hastalardan tedavi öncesinde ve üç aylık oklüzal splint tedavisi sonrasında kayıtlar alındı. Kontrol grubundaki bireylerden ise üç ay ara ile iki kayıt alındı. Çalışmaya katılan bütün bireylerin üç aylık süreç öncesinde ve sonrasında, klinik değerlendirmeleri yapıldı ve bruksizmle ilgili şikayetlerin irdelendiği anamnez formu doldurtuldu. Çalışma için etik onay alındı ve tüm hastalara hasta onam formu imzalatıldı. JVA kayıtları incelendiğinde, tedavi öncesinde bruksizmli hastalar ve asemptomatik bireyler arasında eklem titreşim parametreleri açısından anlamlı bir farklılık bulunmadı (p>0,0063). Sol eklem açma hareketinde total integral değerinki değişim açısından, yumuşak gruptaki artış ile sırasıyla sert grup ve yarı-yumuşak gruptaki azalma istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p=0,005 ve p 300 Hz, i<300 Hz, Peak amplitüd, Peak frekans parametreleri için bruksizmli hastaların değerlerinin, asemptomatik bireylerin değerlerine göre yüksek olduğu gözlendi. Üç farklı oklüzal splintin kullanımı sonrasında da, klinik bulgularda iyileşme ve hasta şikayetlerinde azalma olduğu tespit edildi. Bu çalışmada elde edilen veriler, istatistiksel olarak bruksizmli hastaların asemptomatik bireylere yakın değerde eklem titreşim analizi verileri gösterdiğini ve oklüzal splint kullanımının istatistiksel olarak anlamlı derecede değişimlere yol açmadığını göstermiştir. Bunun yanısıra buksizmli hastaların bazı eklem titreşim parametreleri açısından asemptomatik bireylere göre yüksek değerlere sahip olduğu gözlenmiştir. Aynı şekilde, istatistiksel fark olmasa da okluzal splint kullanımının bazı parametreler açısından değişime yol açtığı da görülmüştür. Ayrıca üç farklı oklüzal splint kullanımının da hasta şikayetlerinde ve klinik bulgularda iyileşmeye yol açtığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, bu çalışmanın sınırlılıkları doğrultusunda, her üç okluzal splintin de bruksizmin tedavisinde klinik olarak kullanılabileceği, ancak gruplar arasındaki eklem titreşimleri göz önüne alındığında, sert ve yarı yumuşak splintlerin yumuşak splinte göre daha çok tercih edilebileceği düşünülmektedir.