Başlangıç mine lezyonlarının remineralizasyonunda florid içeren ve içermeyen nanohidroksiapatitli diş macununun etkinliğinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, PEDODONTİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2015
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: CANSU KOÇYİĞİT
Danışman: NURHAN ÖZALP
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tez çalışmasında; nanohidroksiapatitin diş macunu formunda tek başına ve floridle kombinasyonunun, üst süt kesici dişlerdeki başlangıç mine lezyonlarının remineralizasyonu üzerine etkinliğinin in vitro koşullarda değerlendirilmesi amaçlanmıştır. 30 adet üst süt kesici diş kuron kısımları açıkta kalacak şekilde akrile gömülerek aside dayanıklı tırnak cilasıyla bukkal yüzeylerine 1×3 mm'lik 3 adet pencere oluşturulmuştur. Orta üçlüde olan pencere kontrol grubu olarak kullanılmak üzere hiçbir işlem yapılmadan tırnak cilası ile kapatılmış, diğerlerine ise asit jel tekniği ile başlangıç mine lezyonları oluşturulmuştur. Daha sonra mesial taraftaki pencere, lezyonun ilk halini değerlendirebilmek amacıyla tırnak cilasıyla kapatılmış, distal taraftaki ise remineralizasyon materyallerine tabi tutulmuştur. Kullanılan remineralizasyon materyalleri sırasıyla; nanohidroksiapatit esaslı diş macunu (nHAP), nanohidroksiapatit-florid içerikli diş macunu (nHAP+F) ve florid içerikli diş macunu (Kontrol Grubu)(F)'dur. Dişler 7 günlük pH döngüsü boyunca ağız ortamını taklit eden bir düzenek içerisinde bulundurulmuş ve materyaller günde iki kez 2 dakika bir aplikatör yardımıyla örneklere uygulanmıştır. Örnek yüzeylerindeki mineral değişimlerinin tanısı ve miktarı Mikro-BT ile; yüzey morfolojisindeki değişimler ise SEM ile değerlendirilmiştir. Her bir materyale bağlı grup içi değerlendirmelerde; örneklerde oluşturulan remineralizasyon değerlerinin başlangıç mine lezyonlarının mineral yoğunluk değerlerine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek olduğu bulgulanmıştır (p 0,05). Bununla birlikte sayısal değerlere bakıldığında, nHAP grubunun F ve nHAP+F macun gruplarına göre daha fazla mineral kazancı sağladığı görülmektedir. Sağlam mine değerleri ile remineralizasyon değerleri arasındaki ortalama mineral yoğunluğu farkı gruplar arası incelendiğinde; istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p>0,05). Sayısal değerlere bakıldığında ise floridli ve nHAP'li diş macunlarının dişin ilk haline göre mineral yoğunluğunu arttırdığı; nHAP+F'li macun grubunda ise ilk değerlere ulaşılamadığı görülmüştür. Bu nedenle nHAP ile floridin sinerjistik etki göstermediği düşünülmektedir. Mineral yoğunlukları genel olarak değerlendirildiğinde; nHAP ile F'li diş macunu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık çıkmaması, nHAP'in en az florid kadar etkili bir remineralizasyon materyali olduğu sonucunu doğurmuştur. nHAP'li ve nHAP+F'li diş macunuyla tedavi edilen örneklerin SEM bulguları değerlendirildiğinde; demineralizasyon sonrası yüzeyde belirgin olarak görülen mikroporları tamamen kaplayan bir apatit tabakası oluştuğu izlenmiştir. Bununla birlikte sadece nHAP içeren diş macunu grubunda apatit tabakasının üzerinde geniş mineral çökelmeleri olduğu ve bu birikimlerin uzun vadede asit ataklarına karşı potansiyel bir kalsiyum-fosfat rezervuarı gibi görev göreceği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte F'li diş macunu grubundaki örneklerin remineralizasyon yüzeylerinin SEM değerlendirmesinde; mine yüzeyinde düzensiz ve homojen olmayan bir mineral birikimi olduğu, kalsiyum florür kristali olduğu tahmin edilen yapıların globüler olarak çökelmeler gösterdiği, bununla birlikte bazı mikroporların tam olarak örtülmediği ve yer yer boşluklar olduğu gözlenmiştir. Çalışmamızın Mikro-BT ve SEM bulguları birlikte değerlendirildiğinde; nHAP'li diş macunu grubunun F ve nHAP+F'li diş macunlarına oranla daha başarılı olduğu görülmektedir. Her ne kadar in vitro koşullarda gerçekleştirilen bu çalışma sonuçlarının in vivo sonuçlarla desteklenmesi gerekse de; hidroksiapatit materyalinin hassas mine yüzeyine sahip olan ve organik içeriği yüksek süt dişlerinde etkili bir remineralizasyon gösterdiği ve bu nedenle floride alternatif olarak çocuklarda güvenle kullanılabileceği düşünülmektedir.