Ranolazinin insan koroner arter endotel hücreleri üzerindeki etkisinin in-vitro şartlarda araştırılması
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Disiplinlerarası Kök Hücre ve Yenileyici Tıp Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SELÇUK ÖZTÜRK
Danışman: Yaşar Murat Elçin
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Kardiyovasküler hastalıklar, tüm dünyada ve Türkiye' de önemli bir sağlık problemi olmaya devam etmektedir. Tanısal süreçte ve tedavi noktasında ciddi gelişmeler olsa da bu hastaların birçoğu kronik stabil angina pektoris ve kalp yetmezliği ile yaşamlarını idame ettirmeye devam etmektedir. Yaşam kalitesini bozan ve ölüm riskini arttıran bu durumu düzeltmek için değişik mekanizmalar üzerinden etki eden antianginal ilaçlar sıklıkla kullanılmaktadır. İlaç kullanımının yanında, bu hastalar için araştırma aşamasında olan alternatif hücresel tedavi yöntemlerinden birisi de koroner kollateral damar gelişimini uyararak iskemik miyokard dokusunda terapotik anjiyogenezi uyarmaktır. Bu konudaki çalışmalar daha çok anjiyojenik protein, gen veya hücre uygulamalarını içerse de bu konu ile ilgili yapılmış klinik çalışmalarda net bir klinik fayda gösterilememiştir. Oral yoldan etkili olan ranolazin, kronik stabil angina pektoris hastalarının kullanımı için ilk kez 2006 yılında kullanım onayı almıştır. Molekülün etki mekanizmasına dair yapılan çalışmalarla, molekülün miyokard hücresi içinde yağ asidi oksidasyonunu inhibe ettiğini göstermiş ve bu yüzden geçmişte 'metabolik modülatör' olarak değerlendirilmiştir. Fakat daha sonradan yapılan in-vitro ve in-vivo çalışmalar göstermiştir ki ilacın antianginal etkisi hücre içindeki metabolik değişimden ziyade iskemi sırasında daha da aktifleşen geç sodyum kanallarının inhibisyonu ile olmaktadır. Molekül, terapotik aralığın üzerindeki dozlarda hücre içinde yağ asidi oksidasyonunu inhibe ederek metabolik modülatör aktivite sergilemekte, terapotik sınırdaki dozlarda ise geç sodyum kanal akımında selektif ve kuvvetli bir inhibisyon etkisi göstermektedir. Yapılan klinik çalışmalarda, ilacın antianginal etkinlik göstermesinin yanında hastalarda diyabet parametrelerinde düzelme gösterilmiştir. Bu etki klinik çalışmaların yanında hem in-vitro hem de in-vivo çalışmalarda gösterilmiştir. Bunun yanında, klinik çalışmalarda gösterilmiş olan anti-aritmik bir etki de mevcuttur. İlacın hem ventriküler hem de atriyal aritmileri iyileştirdiğine dair literatürde yapılmış birçok çalışma ve olgu serileri mevcuttur. Ayrıca ilacın pankreas hücrelerinde ve sinir hücrelerinde anti-inflamatuar ve anti-apoptotik bir etkinliği olduğu gösterilmiştir. Fakat literatürde ilacın endotel hücreleri üzerindeki etkinliği ile ilgili yapılmış bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada ranolazinin in-vitro koşullarda insan koroner arter endotel hücreleri (İKAEH) üzerindeki etkisi araştırılması amaçlandı. Bu çalışmada öncelikle İKAEH in-vitro kültür ortamında çoğaltıldı. Çoğaltılan hücreler xCELLigence RTCA sistemi kullanılarak son konsantrasyonları 0, 2.5, 5, 10, 25, 50, 100 ve 200 μM olacak şekilde ranolazin ile muamale edildi ve hücrelerin proliferasyon ve sitotoksisite yanıtları 96 saat boyunca gözlemlendi. Ardından in-vitro anjiyogenezi test etmek için matrijel tüp formasyonu testi yapıldı. İKAEH matrijel membrana ekildikten sonra son konsantrasyonları 50 ve 200 μM olacak şekilde ranolazin ile mumale edildi ve 4, 8, 12 ve 16. saatlerde invert mikroskop kullanılarak resimleri çekildi. Faz-kontrast görüntüleri Wimasis Image Analysis programı kullanılarak değerlendirildi. Anjiyogenezin biyokimyasal göstergesi olarak vaskuler endotelyal growth faktör (VEGF) seviyeleri ELISA yöntemi kullanılarak ölçüldü. Son konsantrasyonları 50 ve 200 μM olacak şekilde inkübe edilen insan koroner arter endotel hücrelerinin besiyerlerinden 12, 24 ve 48. saatlerde örnek alındı ve ELISA yöntemi ile VEGF miktarları tespit edildi. Çalışmanın sonucunda test edilen hiçbir ranolazin dozunda proliferasyonda artış ve/veya sitotoksik etki gözlemlenmedi. Ranolazin içermeyen hücre grubuna kıyasla ranolazin içeren hücre grubunda tüp oluşum kapasitesinde artış tespit edildi. Tüp oluşum kapasitesi 200 μM ranolazin içeren grupta 50 μM ranolazin içeren gruba göre anlamlı olarak daha yüksekti. ELISA testinde ise 12, 24 ve 48. saatlerdeki VEGF ölçümlerinde herhangi bir artış tespit edilmedi. Sonuç olarak bu tez çalışmasında gösterilmiştir ki ranolazin molekülünün endotel hücreleri üzerinde çok yüksek dozlarda dahi toksik etkisi bulunmamaktadır. Matrijel membranda her ne kadar tüp oluşturma kapasitesinde artış gözlemlense de, VEGF seviyelerinde bir artış gözlemlenmemiş olması ilacın İKAEH' de anjiyogenez etkisi bulunabileceğine dair yorum yapılmasını destekleme noktasında yetersiz kalmaktadır.