Endoskopik endonazal yolla sellar ve suprasellar bölge cerrahisi yapılan hastaların ameliyat öncesi ve sonrası koku fonksiyonunun değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, NÖROŞİRÜRJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2016

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MEHMET ÖZGÜR ÖZATEŞ

Danışman: GÖKMEN KAHILOĞULLARI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Sellar ve Suprasellar yerleşimli tümörlerde Endoskopik Endonazal yaklaşım gittikçe populer hale gelen bir cerrahi yöntem olmuştur. Tümöre yaklaşım Sellar ve Suprasellar bölgedeki mevcut vasküler ve nöronal yapılan nedeniyle çok önemlidir. Bu bölgelere yaklaşımlarda ilgili bölgenin anatomisi ve karşımıza çıkabilecek intraoperatif ve postoperatif komplikasyonlar konusunda çok dikkatli olunmalıdır. Bizde postoperatif dönemde karşımıza çıkabilecek komplikasyonlardan biri olan koku almada azalma veya koku alamama üzerine bir çalışma yaptık. Yaş, cinsiyet, patoloji sonucu, BOS gelişi, Hadad flebi çevrilmesi, fasialata ile sella tabanı onarımı yapılmış olmasını gözetmeden, opere edilmeden önce koku testi yapılmış ve operasyon sonrası değerlendirilmesi yapılmış 100 hasta seçerek koku testi materyalleri ile testlerini yaptık. Bu hastaların 63'ü kadın, 37'si erkekti. Bütün bu parametreler ışığında bu hastalara preop., postop. 1. ay ve postop. 1. yıl koku testleri yapıldı. Kliniğimizce yapılan bu çalışma diğer yapılan çalışmalara göre hasta sayısı ve baz alınan parametreler nedeniyle daha kapsamlı yapıldı. Elde edilen veriler neticesinde opere edilen Endoskopik Endonazal yolla Sellar ve Suprasellar yerleşimli tümörlerde yapılan koku testi sonuçlarında istatiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı.Mevcut veriler neticesinde koku fonksiyonlarında zamana bağlı değişim görülsede, preop. ve postop. 1. yıl arasında herhangi bir fark saptanmamıştır. Elde edinilen bilgiler ve veriler neticesinde Sellar ve Suprasellar tümör cerrahisi yapılan hastalarda intraop. ve postop. dönemde oluşabilecek komplikasyonların azaltılması, iatrojenik nedenlere bağlı oluşan fonksiyon bozuklukların azaltılması ve buna bağlı hastaların yaşam konforlarının artırılması hedeflenebilir.