Tiroid oftalmopatide tanı, izlem ve tedavi sonuçlarımız
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2014
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ESRA SAVKU
Danışman: AHMET KAAN GÜNDÜZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Tiroid oftalmopati, Graves Hastalığı'nın en önemli tiroid dışı bulgusu olup göz tutulumu sıklıkla tiroid fonksiyon bozukluğuna eşlik eder, ancak klinik oftalmopati ötroid graves varlığında da ortaya çıkabilir. Tiroid oftalmopati, otoimmün bir hastalık olup tiroide ve retroorbital dokuya ait ortak bir antijene karşı antikor cevabı oluşmaktadır. Retroorbital dokudaki fibroblastlar bu antijenin primer bölgesi gibi görünmektedir. Otoimmün tiroid hastalığı bulunan kişilerde göz şikayetleri ile sık karşılaşılmakta, ancak olguların çoğunda hafif veya orta şiddette klinik oftalmopati görülmektedir. Az sayıda olguda ise optik nöropati veya kornea perforasyonu neticesinde ciddi görme kaybına neden olabilen ciddi oftalmopati izlenmektedir. Tanı genellikle klinik bulgulara dayanılarak konulur; tiroid fonksiyon testleri, tiroid antikorları ve orbita görüntüleme yöntemleri ise tanıda yardımcıdır. Günümüzde oftalmopati gelişimini engelleyecek bir tedavi yönteminin bulunmaması hastalığın tedavisinde özellikle hafif olgularda semptomatik yaklaşımı gündemde tutmaktadır. Ancak, orta veya ağır TO olgularında birden fazla tıbbi ve/veya cerrahi tedavi gerekebilir. Bu hastaların yakından takip edilmesi ve tedavilerinin doğru sırayla uygulanması çok önemlidir. Bu çalışmada, tiroid oftalmopati tanısı alan ve üçüncü basamak referans merkezi olarak endokrinoloji ve diğer göz kliniklerinden kliniğimize refere edilen olguların takip ve tedavi sonuçlarının tartışılması amaçlandı. Hastaların kayıtları retrospektif olarak incelendi ve EUGOGO kriterlerine göre bilimsel detayların tamamlanabildiği 168 olgunun 306 gözü çalışmaya dahil edildi. Olguların yaş ortalaması 42,3 ± 12,4 yıl idi. Olguların 105'i kadın, 63'ü erkek idi. Olguların %54,2'sinde sigara kullanım öyküsü mevcuttu. Olguların %39,2'sinin birinci veya ikinci derece akrabasında tiroid hastalığı bulunmaktaydı. Tiroid hastalıkları incelendiğinde, 135 olguda (%80,4) graves hastalığı saptanmış olup, kalan 33 olguda diğer tiroid hastalıkları (hashimoto tiroiditi %8,3, multinodüler guatr %8,3 ve tiroid kanseri %3) bulunmaktaydı. Göz tutulum ve tiroid hastalığı süreleri birlikte değerlendirildiğinde, 91 olguda (%54,2) klinik oftalmopati ile tiroid hastalığı tanılarının eş zamanlı olduğu görüldü. Gözlerin %68'inde kapak retraksiyonu, %54,8'inde aşağı bakışta kapak gecikmesi, %6,9'unda lagoftalmus ve %2'sinde pitozis saptandı. Ortalama proptozis ölçümü 20,3 ± 3,2 mm olup, proptosis gözlerin %47'sinde mevcuttu. Gözlerin %32,4'ünde hareket kısıtlılığı görülürken, olguların sadece %7,1'inde manifest kayma (4 hT, 3 ET+hT, 2 ET, 3 XT) tespit edildi. Kompresif optik nöropati %2 oranında saptanırken, ciddi korneal tutulum hiçbir olguda mevcut değildi. Hastalık şiddeti değerlendirildiğinde, 197 gözde (%64,4) hafif, 103 gözde (%33,6) orta-ciddi ve 6 gözde (%2) ise çok ciddi tutulum izlendi. Yüz gözde (%32,6) aktif TO bulguları izlenirken, 206 gözde (%67,4) TO inaktif fazda idi. Hastaların %20'sine (34 olgu) tedavi uygulandı. En çok uygulanan tedavi sistemik steroidler (%12) olup bunu orbita dekompresyonu (%5), orbital radyoterapi (%2) ve topikal guanetidin uygulaması (%1) izledi. Sonuçta, göze yönelik tedaviler hastalığın şiddet ve aktivitesi yanında, hastaların ek sistemik hastalıkları, tedavi uyumu ve endokrinoloji bölümünün önerileri de göz önünde bulundurularak planlanmalıdır. Hastalarda spontan regresyon olabileceği unutulmamalı ve tedavi aşamasında fazla proaktif davranılmamalıdır. Anahtar kelimeler: klinik aktivite skorlaması, orbital dekompresyon, orbital radyoterapi, sigara, tiroid oftalmopati.