Carl Schmitt'te yasallık ve meşruluk üzerine bir inceleme
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, FELSEFE ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MEHMET CAFER ŞAKAR
Danışman: IŞIL BAYAR BRAVO
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Güç ve hak kavramları siyaset felsefesinin iki temel kavramıdır. Siyasal bir birlikte gücün öznesi siyasal iktidardır. Siyasal iktidarın eylemlerinin yalın bir güce dayanması siyasal birlik içerisinde yaşayan bireylere karşı bir zor kullanımı olarak görülür. Bu da siyasal birliği temsil ettiği düşünülen iktidarla siyasal birlik içerisinde yaşayanlar arasında bir karşıtlığa sebep olur. Bu nedenle iktidar, eylemlerinin nedenselliğinin haklılaştırılmasına ihtiyaç duyar. Söz konusu haklılaştırma siyaset felsefesinde iktidarın meşruluğu olarak tanımlanır. Geleneklere, kişilere veya yasalara dayanan farklı meşruluk türlerinden bahsetmek mümkündür. Bugün, meşruluk hukuk devleti ilkesine bağlı olarak yasalar üzerinden sağlanmaktadır. Fakat yalnızca yasallık üzerinden kurulan bir meşruluk anlayışı iktidarın meşruluğunu sağlama noktasında yetersiz kalmaktadır. Carl Schmitt'e göre, 19. Yüzyıla dayanan hukuki pozitivizm ve Weimar Almanyası'nın parlamenter yasama devleti sosyo-politik alanda yaşanan krizleri çözmede yetersiz kalmıştır ve bu nedenle Schmitt tarafından ciddi eleştirilere tabii tutulmuştur. Liberalizm ile özdeşleşen demokrasi anlayışının siyasalın özünü oluşturan dost-düşman karşıtlığını farklı bir forma sokması, parlamentonun siyasal birliği temsil etmedeki yetersizliği, Weimar Anayasası'nın sorunlu yapısı ve parlamenter yasama devletinin yasa anlayışı bu eleştirilerin merkezinde yer alır. Carl Schmitt, pozitif hukukun yasa kavramına alternatif olarak akla ve doğal haklara dayanan bir yasa anlayışıyla, liberalizmi dışlayan ve homojen bir siyasal birlik içerisinde kurulan demokrasiyle ve homojen olan siyasal birliği temsil eden yukarıdaki teklik olarak nitelenen bir egemenle bu sorunların üstesinden gelinebileceğini iddia etmektedir. Bu çalışma yasallık ve meşruluk kavramlarını felsefi bakış açısıyla ele almakta ve sonrasında Carl Schmitt'in konuyla ilgili görüşlerini tartışmaktadır.