Böbrek fonksiyon testleri ile serebral küçük damar hastalığı arasındaki ilişki


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BÜŞRA ÖLMEZ

Danışman: CANAN TOGAY IŞIKAY

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Böbrek Fonksiyon Testleri ile Serebral Küçük Damar Hastalığı Arasındaki İlişki Amaç: Kronik böbrek hastalığı (KBH), azalmış hesaplanmış glomeruler filtrasyon hızı (hGFR) ya da artmış glomerüler geçirgenlik göstergesi olan albuminürinin varlığı şeklinde tanımlanır. Kardiyovasküler hastalıklar için, inme dahil, önemli bir risk faktörüdür. Serebral küçük damar hastalığı (KDH) terimi, perforan serebral arterioller, kılcal damarlar ve venüllerdeki patolojilerden kaynaklandığı düşünülen klinik ve görüntüleme bulgularından oluşan bir sendromu ifade eder. Renal ve serebral küçük damarların ortak anatomik ve fizyolojik özelliklere sahip olması nedeniyle iki son organ patolojileri arasında ilişki olması beklenmektedir. Bu çalışmada hastaların kranyal magnetik rezonans (MR) görüntülemelerinde izlenen beyaz cevher hiperintesitesi (BCH) yaygınlığı, serebral mikrokanama (SMK) yükü, genişlemiş perivasküler boşluk (GPVB) derecesi, lakün sayısı olmak üzere dört serebral KDH belirteci ve total serebral KDH yükü ile kısa Modification of Diet in Renal Diseases Study (MDRD) formülü ile hGFR değerleri arasındaki ilişkinin araştırılmasını amaçladık. Materyal ve Metot: Çalışmamızda etik kurul onayı sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji kliniğinde, Nisan 2017-Nisan 2019 yılları arasında iskemik inme veya geçici iskemik atak (GİA) tanısıyla takip edilmiş olan 356 hastada, kreatinine dayalı olarak hesaplanan hGFR ile serebral KDH'nin dört belirtecinin yaygınlığı/şiddeti ve total serebral KDH yükü arasındaki ilişki retrospektif olarak incelenmiştir. Hastaların hGFR değerleri kısa MDRD formülü ile hesaplandı. Kranyal MR görüntülemelerinin değerlendirilmesi nöroloji doktoru ve bir nöroradyolog tarafından konsensusla yapıldı. Tüm hastalar için lakün sayıları, bazal gangliyon (BG) ve sentrum semiovale (SS) düzeylerindeki GPVB dereceleri, derin subkortikal ve periventriküler Fazekas skorlamaları belirlendi. Susceptibility weighted imaging (SWI) sekansına sahip 141 hastada bunlara ek olarak lobar ve derin SMK sayıları belirlendi ve total serebral KDH yükü hesaplandı. Bulgular: Hastaların %41.9'u (n:149) kadın ve %58.1'i (n:207) erkek olmak üzere toplam 356 hasta dahil edildi. Hastaların yaşları 18 ile 93 yaş arasında 61 değişmekte olup ortalaması 66.54±14.45 idi. Hastaların %76.4'ünde hipertansiyon (HT), %69.4'ünde hiperlipidemi (HL), %48.2'sinde diyabetes mellitus (DM), %24.7'sinde koroner arter hastalığı (KAH), %19.7'sinde geçirilmiş serebrovasküler olay (SVO) ve %16.3'ünde atriyal fibrilasyon (AF) mevcuttu. Hastaların %32.6'sında (n:116) lakün vardı. MRG'de SWI sekansı bulunan ve SMK açısından değerlendirilebilen 141 hastada, SMK bulunan hastaların oranı %39 (n:55) idi. hGFR ile total serebral KDH yükü, periventriküler (PV) Fazekas skoru, derin subkortikal Fazekas skoru, GPVB SS derecesi, toplam lakün sayısı, lobar SMK sayısı, derin SMK sayısı ve toplam SMK sayısı arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyon saptandı. Hastalar hGFR'lerine göre iki gruba ayrıldıklarında hGFR değeri daha düşük olan grupta ( 0 olması, GPVB SS varlığı için bir risk faktörüydü. Sonuçlar: Böbrek fonksiyon bozukluğu ile serebral KDH arasınaki ilişki daha önce farklı etnik kökene sahip ve farklı komorbideteye sahip hasta gruplarında gösterilmişti. Ancak çalışmamızın literatürden farkı dört serebral KDH belirtecinin tamamına ve total serebral KDH yüküne, iskemik inme ya da GİA tanısı ile takip edilmekte olan hasta popülasyonunda bakılmıştır. Bulgularımız hGFR ile GPVB BG dışındaki diğer tüm belirteçler arasında negatif korelasyon olduğunu ortaya koydu. Çok değişkenli logistik regresyon analizlerinde ise hGFR, lakün varlığı, derin SMK varlığı ve total serebral KDH yükü için bağımsız bir risk faktörü olarak izlendi. Serebral KDH'nın demans, inme, parkinsonizm gibi özürleyici tablolarla ilişkisi bilinmekte olup çalışmamızda da gösterilen bu serebrorenal etkileşim KBH hastalarında serebral KDH varlığını öngörmeyi ve KBH'nin erken dönemde tedavisi ile hastaların serebral KDH yükünde azalma sağlanabileceğini düşündürmektedir. Anahtar Sözcükler: Serebral küçük damar hastalığı, böbrek fonksiyonu, hesaplanmış glomeruler filtrasyon hızı, laküner infakt, genişlemiş perivasküler boşluk, mikrokanama, beyaz cevher hiperintesitesi