Hastanede yatan yaşlılarda antikolinerjik ilaç yükü ve sedatif ilaç kullanımı ile geriatrik sendromlar ve ilişkili risk faktörlerinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: İSMAİL DİKMEN

Danışman: Murat Varlı

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Yaşlılarda sıklıkla kullanılan antikolinerjik ve sedatif ilaçların pek çok yan etkisi bulunmaktadır. İlaç yükü indeksi (İYİ) antikolinerjik ve sedatif ilaç maruziyetini ölçen ve uluslararası çalışmalarda olumsuz klinik olaylarla ilişkisi gösterilmiş bir risk değerlendirme aracıdır. Biz de çalışmamızda hastanede yatan yaşlılarda İYİ ile geriatrik sendromların ilişkisini değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma retrospektif olarak tasarlandı. 1 Haziran 2022 ile 31 Temmuz 2023 arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi geriatri kliniğinde yatan hastaların hastane kayıtları incelendi. Düzenli kullandığı ilaç kayıtlarına ulaşılamayan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Sosyodemografik veriler, klinik özellikler, geriatrik testler ve ölçümler kaydedildi. Yatıştan önce düzenli kullandığı ilaç kayıtlarına göre İYİ hesaplandı. İYİ değerlerine göre İYİ=0 ve İYİ>0 olmak üzere iki risk grubu belirlendi. Bulgular: Çalışmaya toplam 335 hasta dahil edildi. Ortalama yaş 79,21±7,64 ve hastaların %66'sı kadındı. En az bir antikolinerjik ve/veya sedatif ilaç kullanan, İYİ>0 olan grupta 184 (%54,9) kişi; İYİ=0 olan grupta 151 kişi (%45,1) vardı. Hastaların İYİ risk grupları ile sosyodemografik ve klinik özelliklerinin ilişkisi incelendiğinde, iki değişkenli analiz sonuçlarına göre; İYİ risk grupları ile Charlson Komorbidite İndeksi (CKİ) (p=0,03), ilaç sayısı (p<0,001), polifarmasi (p<0,001), demans (p<0,001), kırılganlık (p<0,001), düşme (p=0,012), depresyon (p=0,008), olası sarkopeni (p=0,005), malnütrisyon (p=0,001), idrar inkontinansı (p=0,033), uyku bozukluğu (p=0,015), Katz Günlük Yaşam Aktiviteleri (GYA) Ölçeği (p<0,001), Lawton Enstrümental Günlük Yaşam Aktiviteleri (EGYA) Ölçeği (p<0,001), Mini Mental Durum Değerlendirme Testi (MMSE) (p=0,021), Sarkopeni Tarama Anketi (SARC-F) (p<0,001), Mini Nutrisyonel Değerlendirme Testi (MNA) (p<0,001) ve Kırılganlık Ölçeği (FRAIL) (p<0,001) arasında anlamlı ilişki bulundu. İki değişkenli analizde p ≤ 0,05 olan tüm değişkenler çok değişkenli lojistik regresyon analizine dahil edildi. Çok değişkenli lojistik regresyon analizinin sonuçlarına göre İYİ risk grupları ile Charlson Komorbidite İndeksi (CKİ) (OR:0,77(GA:0,61-0,98), p=0,033), ilaç sayısı (OR:1,52 (GA:1,27-1,81), p<0,001) ve Katz Günlük Yaşam Aktiviteleri (GYA) Ölçeği (OR:0,66 (GA:0,50-0,87), p=0,003) arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulundu. Sonuç: Hastanede yatırılarak tedavi edilen yaşlı popülasyonunda antikolinerjik ilaç ve/veya sedatif ilaç kullanımı fazladır. Bu durum; artmış komorbidite, ilaç sayısının fazla olması ve temel günlük yaşam aktivitelerindeki azalma ile ilişkili görülmektedir. Kapsamlı geriatrik değerlendirme sonucunda yaşlıların ilaçlarının değerlendirilmesi ve düzenlenmesi kritik öneme sahiptir. Yaşlının ilaç ile ilgili olumsuz klinik durumlardan da korunması için geriatrik değerlendirme süreci bir fırsat yaratabilir. Anahtar Kelimeler: Antikolinerjik, Geriatrik Sendromlar, İlaç Yükü İndeksi, Sedatif, Yatan hastalar