Major depresyon tanılı hastalarda yüz yüze ve internet tabanlı uygulamalar üzerinden yapılan psikiyatrik görüşmelerin iyileşme üzerine etkisinin karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DOĞAN AKALIN

Danışman: Vesile Şentürk Cankorur

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Depresyon, toplumlarda sık saptanması ve işlevsellikte kayıplara sebep olması nedeniyle ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Ayrıca tüm dünyada iş gücü kaybıyla geçen yıllara en çok sebep olan ikinci hastalıktır. Depresyon tanısı konmuş kişilerin intihar sonucu gerçekleşen ölümleri de düşünüldüğünde; depresyon tüm dünyada en ağır hastalık yüküne sahip hastalıklardan olup, sonraki yıllarda ilk sıraya yükseleceği tahmin edilmektedir. COVID-19 pandemisinin ruhsal sağlık sorunlarını daha da kötüleştirmiş olabileceğine dair bazı kanıtlar mevcuttur. Araştırmalar, depresif belirtilerde orta derecede bir artış olduğunu belirtirken, ruh sağlığı hizmetlerine başvuruların pandemi döneminde beklenenden önemli ölçüde düşük olması, pandemi nedeniyle olası bir karşılanmamış ihtiyacı düşündürmektedir. Yüz yüze yapılan ruh sağlığı müdahalelerine erişimin azalması ile çevrimiçi uygulamalar üzerinden verilen ruh sağlığı hizmeti çalışmaları hızlanmıştır. Bu durumdan yola çıkarak çalışmamızda major depresif bozukluk tanısı konmuş kişilerin tedavi sürecini yüz yüze veya çevrimiçi uygulamalar üzerinden sürdürerek bu iki yöntemin iyileşme üzerine etkisini incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem Bu çalışmaya, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'na başvuran ve major depresif bozukluk tanısı konulan toplamda 120 hasta dahil edildi. Poliklinik başvurusu sonrası major depresif bozukluk tanısı konulan katılımcılar kendi tercihleri doğrultusunda yüz yüze görüşme grubu veya çevrimiçi uygulama üzerinden görüşmelerin yapıldığı görüşme grubuna 60'ar kişi olacak şekilde kendi tercihleri doğrultusunda dağıtılmıştır. Hastaların başlangıç farmakoterapileri kendilerini muayene eden diğer poliklinik doktorları tarafından belirlenmiştir. İki grup katılımcılarının ilk görüşmeleri yüz yüze yapılıp daha sonra çevrimiçi uygulama üzerinden görüşme yapılan grup katılımcıların görüşmeleri çevrimiçi olarak, yüz yüze görüşme grubunun ise yüz yüze olarak gerçekleştirilmiştir. Hastalara ilk görüşmede Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği (HAM-D), Columbia İntihar Şiddetini Derecelendirme Ölçeği, İntihar Olasılığı Ölçeği, Hamilton Anksiyete Değerlendirme Ölçeği (HAM-A), DSM-5 Birinci Düzey Kesitsel Belirti Ölçeği, DSM-5 Düzey 2 Depresyon Erişkin Ölçeği uygulanmıştır. Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği, Hamilton Anksiyete Değerlendirme Ölçeği, DSM-5 Birinci Düzey Kesitsel Belirti Ölçeği, DSM-5 Düzey 2 Depresyon Erişkin Ölçeği 0. , 1. , 2. , 4. , 6. aydaki görüşmelerde de uygulanmıştır. Her iki grup için yapılan ölçeklerin puanları incelenerek çevrimiçi ve yüz yüze müdahalelerin iyileştiricilik üzerine etkisi kıyaslanmıştır. Bulgular İlk değerlendirme görüşmesinde yüz yüze görüşme grubu katılımcılarının (n=60) yaş ortalamaları (ort±SS, dağılım aralığı) 36,9±12,2 (21-64), çevrimiçi görüşme grubu katılımcılarının (n=60) yaş ortalamaları (ort±SS, dağılım aralığı) 35,1±8,7 (21-52) olarak tespit edilmiştir. Hem yüz yüze hem de çevrimiçi görüşme grubunun %80,0'i (n=48) kadınlardan oluşmaktaydı. Yüz yüze görüşme grubunun %58,3'ünün (n=35), çevrimiçi görüşme grubunun ise %61,7'sinin (n=37) evli olduğu belirlenmiştir. Yüz yüze görüşme grubunun ortalama eğitim süresi 9,9±3,4 iken, çevrimiçi görüşme grubunun ise 9,8±3,4 olduğu belirlenmiştir. (t= 0,133 p=0,894) Yüz yüze görüşme grubunun %17,0'si (n=10) ilkokul mezunu, %20,0'si (n=12) ortaokul mezunu, %35,0'i (n=21) lise mezunu ve %28,0'inin (n=17) yüksekokul mezunu olduğu belirlenmiştir. Çevrimiçi görüşme grubunun ise %13,0'ü (n=8) ilkokul mezunu, %25,0'i (n=15) ortaokul mezunu, %40,0'ı (n=24) lise mezunu ve %22,0'sinin (n=13) yüksekokul mezunu olduğu bulunmuştur. Öyküde daha önce ruhsal hastalık tanısı konma oranları incelendiğinde yüz yüze görüşme grubuna %26,7 (n=16) oranında, çevrimiçi görüşme grubuna ise %36,7 (n=22) oranında tanı konduğu saptanmıştır. Her iki grupta depresif belirtiler tedavi başlangıcından sonra 1 ay içinde büyük oranda azalmıştır. (yüz yüze 0./1. görüşme ve çevrimiçi 0. / 1. görüşme= ortalama±standart sapma, p değeri 0. /1. görüşme) (yüz yüze görüşme= 26,8±3,6/12,3±5,9, çevrimiçi görüşme= 24,4±4/12,1 ±5,6, p=0,001/0,661 ) Aynı şekilde HAM-A'da da benzer sonuçlar elde edildi. (( HAM-A yüz yüze 0. / 1. görüşme ve çevrimiçi 0. / 1. görüşme= ortalama±standart sapma) (yüz yüze görüşme= 26,4±9,4 /16,1 ±9,7, çevrimiçi görüşme= 26,8±10,0/ 15,1±6.7) Kontrol görüşmelerin bazılarında HAM-D puanlarının çevrimiçi görüşme grubunda anlamlı bir şekilde daha düşük olduğunu gördük. ((yüz yüze/çevrimiçi görüşme= ortalama±standart sapma, p değeri) (0. görüşme; 26,8±3.6/ 24,4±4, p= 0,001 , 4. görüşme ; 6,1 ±3,7/ 4,6 ±3,2, p= 0,045 , 6. görüşme ; 5,0 ±3,7/3,3 ±3,2, p = 0,015) DSM-5 Düzey 2 Depresyon Ölçeği'nde de ağır derece depresif belirtisi olan hasta oranlarında belirgin düşüş saptanmıştır. ((yüz yüze 0. / 1. görüşme ve çevrimiçi 0. / 1. görüşme= %n/%n) yüz yüze görüşme= %53,3/%6,7, çevrimiçi görüşme=%45,0/%3,3) Sosyodemografik verilerin HAM-D puanları ile korelasyonu incelendiğinde evli (p<0,001) ve kadın (p= 0,001) olmak ile ölçek puanı arasında artan bir ilişki olduğu saptandı. Sosyodemografik verilerin HAM-A puanları ile korelasyonu incelendiğinde ise evli (p=0,046), ruhsal hastalık öyküsünün olmaması (p=0,024), sigara (p=0,011) ve alkol kullanımının (p=0,036) olmaması ile ölçek puanı arasında artan bir ilişki olduğu saptandı. Çevrimiçi görüşme grubunun kontrol görüşmelerine devam oranlarının daha iyi olduğu görüldü (1. görüşme %83,3/%95,0 p= 0,04 , 3. görüşme %68,3/%90,0 p= 0,003 , 4. görüşme %70,0/%86,7 p= 0,027, 5. görüşme %58,3/%76,7 p= 0,032). Görüşmelere uyumunun sosyodemografik veriler ile korelasyonu incelendiğinde 2. ve 5. görüşmede eğitim düzeyi ile istatistiksel olarak anlamlı ters yönlü bir ilişkisi olduğu saptanmıştır (2. görüşme r= -0,183 p=0,046 , 5. görüşme r= -0,211 p=0,021). HAM-D ile korelasyonu yapıldığında ise 6. görüşmede istatistiksel olarak anlamlı ters yönlü bir ilişki saptanmıştır. (r= -0,234 p=0,024) Sonuç Bu çalışmadan elde edilen veriler çevrimiçi görüşmenin en az yüz yüze görüşme kadar depresyon belirtilerini azaltmada etkin olduğunu göstermektedir. İzlem görüşmelerinin bazılarında HAM-D puanlarının çevrimiçi grupta anlamlı bir şekilde daha düşük olduğu saptanmıştır. Yazında çevrimiçi ve yüz yüze görüşme modellerinin etkinliği konusunda çalışmamıza benzer şekilde çevrimiçi müdahalelerin, yüz yüze yapılan müdahaleler kadar etkin olabileceği gösterilmiştir. HAM-A üzerinden değerlendirilen katılımcılardan elde edilen sonuçlar depresif belirtilerde olduğu gibi anksiyete belirtileri üzerinde de çevrimiçi görüşmelerin yüz yüze yapılan görüşmeler kadar etkili olduğunu göstermektedir. Tedaviye devam oranlarının çevrimiçi grupta daha yüksek olduğu görülmüştür. Bunun sebebinin mevcut yazında da desteklendiği gibi çevrimiçi görüşmelerin daha ulaşılabilir olması olabilir. Tedaviye uyum konusunda da çevrimiçi müdahaleler avantajlı bir konumda olabilir. Çevrimiçi ve yüz yüze müdahalelerin ruhsal hastalıklar üzerindeki avantajlı yönlerinin kullanılabilmesi için iki görüşme yöntemini de içeren karma modellerin araştırılması önerilir. Ayrıca sonraki çalışmaların intihar riskinin olduğu katılımcılar veya yaşlı popülasyon ile yapılması araştırmamızdan dışlanan katılımcı gruplarındaki çevrimiçi müdahalelerin etkinliklerini anlamamıza yardımcı olabilir.