Türk siyasetinde köy enstitüleri tartışmaları


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: LÜTFİ ARSLAN

Danışman: NECDET AYSAL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Türkiye'de köy eğitimi ve köye öğretmen götürme çalışmaları XIX. yüzyılın ilk yarısında başlamıştır. Meşrutiyet Döneminde, köylerin eğitim yoluyla kalkınmasını amaçlayan bir eğitim sisteminden ilk kez söz edilmiştir. Millî Mücadele döneminde eğitimle ilgili olarak yapılan ilk çalışma, 15 Temmuz 1921 tarihli 'Maarif Kongresi'dir. 1935'ten sonra eğitim politikaları daha sistemli hale getirilmiştir. Köy eğitimi konusunda 1935 'Eğitmen Kursları' ve 1937 'Köy Öğretmen Okulları' öncü kuruluşlar olmuştur. 1936'da açılan "Eskişehir Çifteler (Mahmudiye) Eğitmen Kursu" Köy Enstitüleri sistemine geçişte ilk hazırlık olmuştur. 11 Haziran 1937 tarihinde kabul edilen '3238 Sayılı Köy Eğitmenleri Kanunu' sonrasında 1937'de 'İzmir-Kızılçullu, Eskişehir-Çifteler' ile 1938 yılında Edirne-Karaağaç'ta (Kepirtepe) açılan 'Köy Öğretmen Okulu' Köy Enstitülerine geçişte ilk adım olmuştur. '3704 Sayılı Köy Öğretmen Kurslarıyla Köy Okullarının İdaresine Dair Kanun" ile tarım ve köy projeleri, Türk köy yaşamına uygun hale getirilmek istenmiştir. Köy eğitimi konusunda en yoğun siyasi tartışmalar TBMM'nin VI. Döneminde olmuştur. Hasan Ali Yücel ve birçok siyasetçi, modern çağın modern toplumuna, çiftçilikte uzmanlaşmış ve okur-yazar iş gücünde eğitimli Türk köylüsüyle ulaşılabileceğini savunmuşlardır. 1939 tarihinde kabul edilen 3704 Sayılı Köy Eğitmen Kursları ile Köy Öğretmen Okullarının İdaresine Dair Kanun için 7 Temmuz 1939'da TBMM'de yapılan görüşmelerde yoğun tartışmalar yaşanmıştır. Refik Saydam Hükümeti döneminde (3 Nisan 1939 – 8 Temmuz 1942) 3803 Sayılı Köy Okulları ve Enstitüleri Kanunu için TBMM'de görüşmeler başlamıştır. Milli-manevi değerlerin öğretimi, ödenek, araç -gereç, öğretim elemanlarının temini, teknik konular gibi hususlarda bazı siyasetçiler itirazlarda bulunmuşlardır. Türkiye'de doğu ile batı arasında yerleşme, köy ve köycülük konularında farklılıklar olduğunu, Enstitülerin bu haliyle ayrımcılığa neden olabileceğini ileri sürmüşlerdir. 19 Haziran 1942'de TBMM'de 4274 Sayılı Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Kanunu'nun görüşülmesi sırasında CHP içerisindeki muhalif milletvekilleri fikir ve düşüncelerini daha açık bir şekilde dile getirmişlerdir. 1942-1946 arasında Köy Enstitüleri gelişme dönemini yaşamıştır. Ancak Türkiye'de artan ABD etkisi ile birlikte İsmet İnönü'nün politika değişikliğine gitmesi, Köy Enstitülerinde de bir değişime neden olmuştur. 1944'ten sonra 'Türkçü-Turancı' diye nitelenen muhafazakâr görüşlü bazı siyasetçiler ile sol-liberal görüşlü siyasetçiler arasında başlayan tartışmalar, 'Sabahattin Ali-Nihal Atsız Davası' olarak tanımlanan mahkeme süreci ile daha da tartışmalı bir boyuta ulaşmıştır. 1947'lerden itibaren Necip Fazıl Kısakürek, Eşref Edip, Peyami Safa ve Osman Turan gibi milliyetçilerin Köy Enstitüleri eleştirileri ile bu tartışmalar sıkıntılı bir boyuta sürüklenmiştir. Enstitülerin mimarı Haşan Ali Yücel ile Demokrat Parti İstanbul il başkanı Kenan Öner arasında bir hakaret davası olarak bilinen 'Yücel-Öner Davası' (Şubat 1947) tartışmaları Köy Enstitüleri üzerinden gelişerek devam etmiştir. Recep Peker Hükümeti'nde, Millî Eğitim Bakanlığına Reşat Şemsettin Sirer getirilmiştir. İsmail Hakkı Tonguç, İlköğretim Genel Müdürlüğü'nden alınmıştır. Hükümet programı'nda, Köy Enstitülerinin 'millileştirileceği' ifadesinin yer alması, Enstitülerin dönüştürüleceğinin ilk işaretleri olmuştur. Hasan Saka Hükümeti Döneminde bazı öğretmenlerin sosyalist fikirleri halka benimsetme çabaları içinde olmaları tartışmalara neden olmuştur. Şemsettin Günaltay Hükümeti Döneminde 'Köy Enstitüleri' ile 'İlköğretmen Okulları'nın birleştirilmeleri gerektiği ilk kez gündeme gelmiştir. 14 Mayıs 1950'de iktidara gelen Demokrat Parti, o zamana kadar yapılan icraatları 'Millete mal olanlar ve olmayanlar' şeklinde ikiye ayırmıştır. Demokrat Parti Hükümeti'nin ilk Milli Eğitim Bakanı olan Hüseyin Avni Başman, Köy Enstitülerinin yeniden ıslah ve yapılandırılacağını açıklamıştır. Daha sonra Milli Eğitim Bakanı olan Tevfik İleri ise Komünizme karşı geniş ölçüde mücadele edileceğini dile getirerek tartışmalara katılmıştır. Türkiye'de artan ABD etkisi ile birlikte ABD'den ve Avrupalı ülkelerden birçok eğitim uzmanı getirilmiştir. ABD'li eğitim uzmanlarının raporları, Enstitülerin geleceğini olumsuz etkilemiştir. Başbakan Adnan Menderes, Enstitülerle ilgili yalan-yanlış ve ideolojik söylentilere kulak asmadan köy ve ilköğretim meselesinin memleketin en önemli sorunu olduğunu, ihtiyatlı davranılması gerektiğini dile getirmiştir. Ancak tartışmaların giderek artması sonucunda 05.07.1952 tarihinde Başbakan Adnan Menderes imzasıyla Köy Enstitülerinin asıl amacı olan köy halkı eğitimi ve köy öğretmeni yetiştirilmesi görevlerini yerine getiremediği gerekçesiyle ilköğretmen okullarıyla birleştirilmesi için TBMM'ne kanun teklifi verilmiştir. Köy Enstitüleri, 6234 Sayı ve 27.1.1954 Tarihli Kanun ile 'İlköğretmen Okulları'na dönüştürülmüştür. 1953-1957 arasında tüm ülkeyi kapsayacak bir ilköğretim kanunu çalışmaları yapıldıysa da sonuçlandırılamamıştır. 27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesi ile Demokrat Parti iktidarı sona ermiştir. Siyasetçiler içinde 'Köy Kalkınma Enstitüsü' kurulmasını isteyenler olmuştur. 30.5.1960-4.1.1961 tarihleri arasında görev yapan I. Cemal Gürsel Hükümeti Dönemi'nde "Eğitim Milli Komisyonu" kurularak ilköğretimin ana meseleleri ele alınmıştır. Komisyon çalışmalarında, ülkenin bundan sonraki on yıllık eğitim planına ışık tutacak konular üzerinde durulmuştur. 222 Sayılı İlköğretim Okulları Kanunu'un kabülüyle Türkiye'de Köy Enstitüleri tartışmaları bitmiştir.