Kolorektal kanserli olgularda morfolojik ve immunhistokimyasal yöntemlerle tümör buddinginin (tomurcuklanmasının) değerlendirilmesi, diğer morfolojik bulgularla ve prognozla ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ELİF ÖCAL
Danışman: BERNA SAVAŞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Kolorektal karsinomlar (KRK) kanser ilişkili ölümlerin en önemli neden-lerinden biridir. Kolorektal kanser tüm dünyada akciğer, meme ve prostat kanserinden sonra sıklık olarak 4. sırada görülmekte olup, kolorektal adenokarsinom gastro-intestinal kanalın en sık rastlanan kanseridir. Kolorektal kanser olgularının çoğunluğu sporadiktir. Kolon tümörlerinin çok büyük bir bölümünü adenokarsinomlar oluşturmaktadır. Tümör tomurcuğu (budding) oluşumu kolorektal kanseri olguların seyrinde bağımsız bir prognostik faktördür. Ayrıca yüksek TNM evresi, yüksek tü-mör derecesi, lenfovasküler invazyon ve dolayısıyla lenf nodülü metastazı ve uzak metastaz gelişimi ile ilişkilidir. Kolorektal kanserli olgularda tümör tomur-cuklanması potansiyel olarak hasta yönetimini kolaylaştırmak için prognostik faktör olarak kullanıldığı durumlar bildirilmektedir. Endoskopik olarak rezeke edilen pT1 kolorektal kanserli olgularda, tümör tomurcuklanması varlığında lenfovasküler invazyon yapma olasılığında belirgin bir artış söz konusudur. Bu sonuçlar nedeniyle tümör tomurcuklanması bulunan hastalara rezeksiyon uygulanması gündeme gelmektedir. Evre II kolorektal kanserlerde tümör tomurcuklanması olan olguların hastalıksız sağkalımın daha kısa olduğu bildirilmektedir. Ayrıca ameliyat öncesi biy-opsilerde değerlendirilen tümör tomurcuklanmasının neo-adjuvan tedavi uygulanan-cak hastaların seçilmesinde önemli olabilir. Materyal ve Metot: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Bilim Dalında takip ve tedavisi yapılan, 2000 - 2010 tarihleri arasında KRK tanısı alan tüm hastalar yaş ve cinsiyet ayrımı yapılmadan bilgisayar kayıt arşiv sisteminden tarandı. Çalışmaya hastane kayıtlarından klinik takibi olan 306 hasta alındı. Polipozis sen-dromlu olgular (7 FAP, 2 Atenüe FAP, 1 serrated polipozis), neoadjuvan tedavi alan hastalar (6 olgu); diğer organlarında metakron invaziv tümörü olan hastalar çalışma dışı bırakıldı (2 olgu). Toplamda, 306 hastanın 288'i incelemeye alındı. H&E boyalı preparatların hepsi Crohn benzeri lenfoid reaksiyon, inflamatuar hücre reaksiyonu, tümör stroma oranı, tümör nekroz oranı, tümörün invazyon paterni (ekspan-sil/infiltratif), lenfovasküler ve perinöral invazyon durumu, satellite tümör nodülü, metastatik lenf nodüllerinde ekstrakapsüler yayılım varlığı açısından değer-lendirilmiştir. Tümör tomurcuklanmasını en iyi temsil eden bloktan alınan yeni kesit-lere H&E ve immünhistokimyasal PanCK boyanması uygulanmıştır. Tümör tomur-cuklanması dijital ortamda değerlendirilmiştir. Sonuçlar: Çalışmamızda prognozu bilenen KRK olgu grubunda 232 konvansiyonel adenokarsinom, 53 müsinöz adenokarsinom, 3 taşlı yüzük hücreli karsinom olgusu saptanmıştır. Olguların 169'u(%%58,7) erkek, 119'u (%41,3) kadındır. Yaş aralığı 28-90 yaş arasında değişmektedir ve ortalama yaş 62'dir. Tümör tomurcuklanması 10 BBA'da H&E boyalı kesitlerde 22 olguda (%7,6), İHK boyalı kesitlerde 55 olguda (%19,2); 1 BBA'da H&E boyalı kesitlerde 59 olguda (%20,5), İHK boyalı kesitlerde 125 olguda (43,4) yüksek derecede saptanmıştır. Tümör tomurcuklanması histolojik parametrelerden Crohn benzeri reaksiyonun Grade'i, stroma oranı, inflamatuar hücre reaksiyonu, histolojik alt tip, tümörün invazyon paterni, tümörün makroskopik görünümü, nekroz oranı, ekstrakapsüler yayılım, perinöral invazyon varlığı, tümör boyutu, T evresi, lenf nodülü metastazı ile ilişkilidir. Histolojik alt tip, tümörün makroskopik görünümü, tümörün invazyon paterni, PNİ varlığı, LVİ varlığı, T evresi, N evresi, EKY varlığı, inflamatuar hücre reaksiyonunun derecesi, Crohn benzeri reaksiyonun Grade'i, en büyük lenfoid agregat boyutu, tümör stroma oranı sağkalım ile anlamlı bir şekilde ilişkili olarak saptanmıştır. Metotların büyük kısmında tümör tomurcuklanması sayısı arttıkça sağkalım belirgin olarak azalmaktadır. Tartışma: KRK' da bilenen LVİ, PNİ, lenf nodülü tutulumu yanı sıra tümör tomurcuklanmasının varlığının, tümörde yüksek stroma oranı olmasının, tümör mikroçevre yanıtının az olmasının, metastatik lenf nodüllerinde ekstrakapsüler invazyon ol-masının sağkalım ve hastalıksız yaşam ile olumsuz olarak ilişkili olduğunu tespit ettik. Sonuçlarımız KRK patoloji raporlarında hastanın sağkalımını öngörmede yardımcı olacağı için varlığı durumunda raporda bildirilmesi nin önemini vurgulamaktadır.