Konuşma sırasındaki artikülasyon bozuklukları ile maloklüzyonlar arasındaki ilişkiler
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, ORTODONTİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2004
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MURAT HALİM PAKİR
Danışman: TÜLİN UFUK TOYGAR MEMİKOĞLU
Özet:129 ÖZET Konuşma Sırasındaki Artikülasyon Bozuklukları ile Maloklüzyonlar Arasındaki İlişkiler Bu çalışmada ana dili Türkçe olan, konuşmaları sübjektif olarak anlaşılır kabul edilen maloklüzyonlu bireylerde konuşma objektif olarak değerlendirilmiştir. Bu amaçla, farklı maloklüzyonların, konuşmanın hızını belirleyen diadokokinetik (DDK) performans parametreleri (DDKavr ve DDKavp), konuşmanın anlaşılırlığını belirleyen ikinci formant geçişi protokolü (F2ave ve F2rate) ve konuşmanın tonlamasını gösteren entonasyon (rF0) ile ilişkileri objektif olarak değerlendirilmiştir. Angle sınıf I, sınıf II bölüm 2, sınıf II bölüm 1 ve sınıf III oklüzyon özellikleri gösteren toplam 107 bireyin lateral sefalometrik filmleri, ortodontik modelleri ve konuşma bozuklukları uzmanı tarafından sesten izole ortamda KAY Elemetrics Corp. tarafından üretilen CSL 4300b model bilgisayarlı konuşma laboratuvarı kullanılarak elde edilen dijital konuşma kayıtları kullanılmıştır. Lateral sefalometrik filmler üzerindeki ölçümler bilgisayar programında iki kez tekrarlanmıştır (PORDIOS). Farklı 4 maloklüzyon grubunda konuşmanın motor performans profili ile kranial, fasiyal, dental morfolojiler 67 parametre kullanılarak ve cinsiyet farklılığı göz önüne alınarak incelenmiştir. 4 farklı maloklüzyon grubundaki değişiklikler cinsiyet farklılığı dikkate alınarak Faktöriyel Düzende Varyans analizi ile belirlenmiştir. Interaksiyon görülen parametrelere Duncan analizi uygulanmıştır. Konuşma parametreleri ile model ve sefalometrik parametreler arasında ise yine cinsiyet farklılığı göz önüne alınarak korelasyon analizi uygulanmıştır. DDK hızı erkek bireylerde kız bireylere göre daha yüksek bulunmuştur. Erkek bireylerde ANB açısı ile DDKavp arasında pozitif korelasyon belirlenmiştir. Kız bireylerde DDKavr, alt ve üst keserlerin sagital yöndeki konumları ile negatif ilişkili bulunmuştur. DDK performansının daha çok motor yetenek olması nedeni ile çalışmamızda ihtiyatla yorumlanmasına çalışılmış ve merkezi sinir sistemi ile olan ilişkisi göz ardı edilmemiştir. F2ave, F2rate ve rFo değerleri gruplar arasında istatistiksel olarak önemli derecelerde farklı bulunmuştur. Kız bireyler ile karşılaştırıldığında erkek bireylerde F2ave ve F2rate parametreleri kraniyofasiyodental parametreler ile daha yüksek ve sık korelasyon göstermektedir. Konuşmanın anlaşılırlığı hem erkek hem de kız bireylerde maksiller parametrelerden çok mandibuler parametreler ile ilişkili bulunmuştur. Mandibulanın kısa olduğu ve geride konumlandığı, iskelet ilişkinin sınıf ll'ye kaydığı bireylerde anlaşılırlığın azaldığı görülmüştür. Erkek bireylerde vertikal yönü gösteren parametreler ile anlaşılırlık arasında kuvvetli ve pozitif yönlü ilişki saptanmıştır. Aynı zamanda erkek bireylerde vertikal hava yolu uzunluğu ile konuşmanın anlaşılırlığı130 arasında pozitif ilişki bulunmuştur. Ayrıca nazofarenks ve hipofarenks genişlikleri ile anlaşılırlık arasında pozitif ilişki belirlenmiştir. Çalışmamızda konuşmanın anlaşılırlığında dil yüksekliğinin önemli rol oynadığı saptanmıştır. Dentoalveoler parametreler ile konuşmanın anlaşılırlığı arasındaki ilişkiler değerlendirildiğinde; sadece erkek bireylerde ikinci formant geçişi parametreleri ile overjet arasında negatif korelasyon olduğu belirlenmiştir. Overbite ile sadece F2ave parametresi arasında negatif korelasyon bulunmuştur. Alt ve üst keser dişlerin sagital konumları değerlendirildiğinde kız bireylerde ikinci formant geçişi parametreleri ile pozitif korelasyon olduğu görülmüştür. Bununla beraber erkek bireylerde bu ilişki sadece alt keserlerde görülebilmektedir. Alt ve üst keserlerin vertikal referans düzlemine olan uzaklığı arttıkça konuşmanın anlaşılırlığı olumlu etkilenmektedir. Konuşmanın anlaşılırlığı kız bireylerde maksiller ve mandibuler dişler arası transversal genişlikler ile pozitif ilişkili bulunmuştur. Diğer yandan ise erkek bireylerde sadece posterior maksiller dişler arası transversal genişlik ile ilişkili bulunmuştur. Her iki cinsiyette de dar maksillanın konuşmanın anlaşılırlığını negatif etkilediğini söyleyebiliriz. rF0, konuşmanın anlaşılırlığını gösteren parametreler ile ilişkili parametrelerin çoğuyla ilişkilidir, ancak bu ilişkiler ters yönlüdür. Başka bir söylemle konuşmanın anlaşılırlığının azaldığı gruplarda tonlamanın arttığı izlenmiştir. Anlaşılırlığın azaldığı gruplarda bireyler belki de var olan bozukluğu tonlama ile telafi etmeye çalışmaktadırlar. Bu çalışmanın sonuçlarına göre konuşmanın anlaşılırlığının Angle sınıf I bireylerde en yüksek olduğu belirlenmiştir. Angle sınıf II gruplarda ise konuşmanın anlaşılırlığı azalmış ve entonasyon artmıştır. Ortodontik tedavilerin zamanlaması açısından tedavinin uygulanması, maloklüzyonlar varlığında konuşmanın daha iyi anlaşılır olabilmesi amacıyla lisanın yüksek merkezlerde kodlanmasından önce başlaması gerektiğini önerebiliriz. Anahtar Sözcükler: Artikülasyon, diadokokinetik performans, konuşma bozuklukları, konuşma motor profili, temel frekans ve ikinci formant geçişi.