Geç-kapitalizmin estetik araçları olarak reklam ve sanat: Neoliberalizmin söylem inşasında sanatın rolü üzerine bir analiz


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SERPİL KARAASLAN

Danışman: Sema Becerikli

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Neoliberalizmi ekonomik bir sistem olmanın ötesinde hegemonik bir anlatı olarak ele alan bu çalışmanın amacı, sanatın bu anlatının üretiminde ve yeniden üretiminde oynadığı rolün önemini ortaya koymaktır. Hegemonik bir söylem olarak neoliberalizmin gücü kapitalizme yöneltilen eleştirilerden yararlanabilme kabiliyetinde yatmaktadır. 19. yüzyıl romantiklerinden avangardlara uzanan bir mirasa dayanan ve 1968 yılında Fransa'da zirveye çıkan karşı-kültürel hareketler neoliberalizmin yükselişinde önemli bir rol oynamaktadır. 1970'ler krizinde iktidar konumları tehlikeye giren siyasi ve ekonomik elitlerin, devlet ve bürokrasi karşıtlığı üzerinden ortaklaştıkları karşı-kültürel hareketlerin özgürlük ideallerini temellük etmesiyle kuralsızlaştırma, özelleştirme ve devletin birçok sosyal hizmet alanından çekilmesini içeren sürecin önü açılır. Neoliberalizmle birlikte, sanat ve popüler kültür arasındaki sınırları bulanıklaştıran yaratıcılık, ekonomik kalkınmaya değerli bir katkı olarak lanse edilmektedir. Neoliberal politikalar, şirketlerin ekonomik ve sosyal güçlerini artırmaları için gerekli koşulları yaratmıştır. Post-Fordist üretim sisteminde, kurumsal imaj maddi üretimin önüne geçerken, sanat ve yaratıcılık giderek kurumsal imaj için araçsallaştırılmaktadır. Kurumların en etkin iletişim araçlarının başında ise reklamlar gelmektedir. Bununla birlikte reklam, ürün tanıtmak ve kurum imajını iletmekten öteye uzanan ideolojik bir role sahiptir. Hem yaygınlığı hem de estetik bir üretim olması nedeniyle neoliberalizmin söylem inşasında önemli bir rol oynamaktadır. Neoliberalizmde büyük ölçüde şirketlerin söz sahibi olduğu kurumlarda üretilen ve reklamla benzer yöntem ve konulara odaklanan çağdaş sanat da bu söylemin inşasında önemli rol oynamaktadır. Çalışma, iki bölümden oluşmaktadır. Neoliberalizm öncesi sanat ve politika ilişkisinin tarihine odaklanan ilk bölüm, toplumsal dönüşümlerle birlikte sanat ve politika ilişkisinin değişen niteliğini ele alırken, ikinci bölümde, neoliberalizm ve sanat ilişkisi ele alındıktan sonra, kurumsal reklamlar ve çağdaş sanat eserleri retorik analiz yöntemiyle analiz edilmektedir.