Floresans destekli çürük uzaklaştırma yönteminin etkinliğinin in vitro koşullarda değerlendirilmesi
Tezin Türü: Diş Hekimliğinde Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, ÇOCUK DİŞ HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SELİN ŞEN
Danışman: FİRDEVS TULGA ÖZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:In vitro ortamda gerçekleştirilen tez çalışmamızda; geleneksel yöntem ve floresans destekli çürük uzaklaştırma (FACE) yönteminin, çürük uzaklaştırma etkinlikleri ve minimal invazivlik potansiyelleri Mikro-BT ile değerlendirilerek çocuk diş hekimliğinde, diş yapısını mümkün olduğunca koruyan, ideal çürük uzaklaştırma yönteminin araştırılması hedeflenmiştir. Pulpal perforasyonu olmayan, orta büyüklükte ve ara yüzde çürüğü olan 42 adet süt molar diş çalışmamıza dahil edilmiştir. Dişler her çalışma grubunda 21'er adet olacak şekilde rastgele olarak 2 gruba ayrılmıştır. Örneklerin taranmasından önce 0,25g/cm3 ve 0,75g/cm3 olmak üzere iki farklı mineral yoğunluğuna sahip 8mm çaplı iki konik kalsiyumhidroksiapatit kristalinden elde edilmiş hidroksiapatit fantomlar (HAP) (Skyscan, Konitch, Belçika) kullanılarak cihazın x-ışını sertleşme eğrisi hazırlanmış ve Mikro-BT'nin standardizasyonu sağlanmıştır. HAP fantomlar 80 miliamper (mA) ve 11 mikro metre/piksel boyutla taranmış ve tarama esnasında detektörün önüne 0,25mm alüminyum filtre yerleştirilmiştir. Örnekler çürük uzaklaştırılmadan önce ve sonra olmak üzere iki kez aynı değerler ile taranmıştır. Çalışmamızda mineral densiteleri (BMD) değerlendirildiğinde, çürük uzaklaştırılmadan önce BMD ortalaması 0,55g/cm3, çürük uzaklaştırıldıktan sonra ise BMD 0,96-1,08g/cm3 aralığında bir değer olarak ölçülmüştür. Her iki grupta da çürük uzaklaştırıldıktan sonra ölçülen değerlerin sağlıklı dentin mineral yoğunluğu değer aralığında olduğu görülmüştür. Dolayısıyla iki yöntemin de çürük uzaklaştırılmasında etkili yöntemler olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışmamızda gruplar arasındaki kavite hacimlerindeki artış değerlendirildiğinde iki grupta da çürük uzaklaştırılması sonrasında, önceki hacme göre istatistiksel olarak anlamlı bir artış görülmüş bununla birlikte, bu artışın geleneksel yöntem grubunda FACE yöntemi grubuna göre istatistiksel anlamlı olarak daha fazla olduğu bulgulanmıştır (p<0,001). Grupların minimal invazivlik potansiyelleri (MIP) değerlendirildiğinde ise FACE yönteminin geleneksel yönteme göre daha minimal invaziv bir yöntem olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamızın sonuçlarına göre, çocuk diş hekimliği pratiğinde FACE yönteminin kullanımıyla çürüğün etkin bir şekilde uzaklaştırılmasında minimal invaziv yaklaşımın sağlanabileceği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mikro-BT, FACE, Süt dişi, Minimal İnvaziv Yaklaşım