Türk Ceza Hukukunda suçu bildirmeme suçları


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, KAMU HUKUKU ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2010

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HURİYE ELİF İPLİKÇİ

Danışman: DEVRİM GÜNGÖR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 278, 279 ve 280'inci maddelerinde ?Suçu Bildirmeme Suçları? düzenlenmiş olup 278'inci madde ile işlenmekte olan veya işlenmiş olmakla birlikte sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması halen mümkün bulunan bir suçla karşılaşıp da bunu yetkili makamlara bildirmeyen herkese hapis cezası öngörülmüştür. Madde ile herkese işlenen suçun sebebiyet verdiği neticelerini ve bu neticelerin sınırlandırılmasının mümkün olup olmadığını araştırma yükümlülüğü getirilmesi tez kapsamında eleştiri konusu yapılmıştır. 278'inci maddenin 3'üncü fıkrasında da ağırlaştırıcı nedenler sayılmıştır. Buna göre mağdurun on beş yaşını bitirmemiş bir çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan özürlü olan ya da hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunan kimse olması halinde verilecek ceza artırılmıştır. Burada da bildirime konu suçun mağdurundan mı yoksa bildirilmemekle oluşan suçun mağdurundan mı bahsedildiği belirsiz olmakla birlikte sadece hamilelik nedeniyle kendini savunamama halinin ağırlaştırıcı neden olarak kaleme alınması da bir başka eleştiri konusudur. Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın her türlü suçun suç kapsamına dâhil edilmesi de tez kapsamında tartışılmıştır. 279'uncu maddede kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suç olarak düzenlenmiş olup ?kamu görevlisi? tabiri ile bildirime konu suçun ?göreviyle bağlantılı olarak öğrenilmesi? ifadesi irdelenmiştir. Tezin son bölümünde de tartışmaların odak noktasını oluşturan sağlık mesleği mensubunun suçu bildirmemesi suçuna yer verilmiştir. Maddede geçen ?belirti? kavramının belirsizliğinden, ?önce tedavi sonra ihbar?ın yerini ?önce ihbar sonra tedavi?nin aldığından ve sağlık mesleği mensuplarına yerine getirdikleri ulvi görevlerinden dolayı böyle bir yükümlülüğün getirilip getirilemeyeceğinden bahsedilmiştir. Tanıklıktan çekinme ile 280'inci maddede düzenlenen bu hükmün çelişki yaratıp yaratmadığı sorgulanmıştır.