Otoimmun tiroiditli nodülü olan hastalarda malignite prevelansı
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2016
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SİBEL AKBAŞ
Danışman: MUSTAFA ŞAHİN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Hashimoto tiroiditi ( HT) iyot yeterli bölgelerde görülen hipotiroidizmin en sık nedenidir. Hashimoto tiroiditine çevresel etkenler ve genetik yatkınlığın kombinasyonu şeklinde neden olduğu düşünülmektedir. Günümüzde tiroid kanseri artmaktadır. HT ve tiroid kanseri arasındaki ilişki pek çok çalışmada irdelenmiş ve çok farklı sonuçlar bulunmuştur.Bizim çalışmamızda Hashimoto tiroiditinin , tiroid karsinomu gelişimi üzerine etkisi araştırıldı. Gereç ve yöntem: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanelerinde Hashimoto tiroiditi ile takip edilmiş, tiroid bezinde nodül saptanmış ve nodül biyopsisi uygulanmış olan hastalar alındı. Hasta klinik verileri retrospektif olarak incelendi. Hastane elektronik veri tabanı vasıtasıyla hastaların verilerine ulaşıldı. Bir veya daha fazla tiroid nodülüne sahip, kanda tiroid otoantikoru düzeyine bakılmış ve gerekli endikasyonlar dahilinde nodül biyopsisi yapılmış olan hastalar seçildi. Hashimoto grubuna 606 hasta , kontrol grubuna 258 hasta seçildi. Hastaların demografik, laboratuar, ultrasonografi, sitoloji ve patoloji bulguları kaydedildi. Bu bulgular kontrol grubu ile kıyaslandı. Hashimoto grubunun , biyopsi sonucu benign saptanan hastaları ile malign saptanan hastaların demografik özellikleri , ultrasonografi bulguları ve otoantikor pozitiflikleri birbiri ile karşılaştırıldı. Ayrıca tüm popülasyonun benign ve malign nodüllerinin özellikleri karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmamıza hashimoto grubunda 606 ( 81 E/525K), kontrol grubunda 258 (36 E/222 K) hasta olmak üzere toplam 864 hasta alındı. Çalışmaya dahil edilen hashimoto hastalarının yaş ortalaması 52,8±12,5 iken , kontrol grubunun yaş ortalaması 53,1±9,5 olarak saptandı. HT grubunda sitolojide kanser saptananların yaş ortalaması 47,6±15,6 iken , sitolojisi benign olanların yaş ortalaması 54±11,7 saptandı. Kontrol grubunda da benzer şekilde kanser saptananların daha genç yaş grubunda olduğu görüldü. Serum TSH, T4, antiTg, antiTPO, HDL kolesterolün artması ; direkt bilirübin, B12 vitamini, GGT, trigliserid, ürik asit, açlık kan şekerinin azalması HT' li grupta daha çok saptandı ( p 2 mikroIU/ml olması tiroid kanseri riskini 1,8 kat arttırdığı saptandı. Beyaz küre ve monositin artması kanser saptananlarda daha fazla saptandı. Aynı zamanda LDL ' nin azalması kanser ile ilişkili bulundu. Hashimoto grubunda PTK ve önemi belirsiz atipi anlamlı olarak daha yüksek saptandı. Hashimoto grubunda 20 hastada (%4) PTK saptanırken, kontrol grubunda 1 hastada (%0,4) PTK saptandı. ATA' ya göre şüpheli ve malign sitoloji , BEDHESTA'ya göre önemi belirsiz atipi ve malignite şüphesi HT grubunda daha fazla bulundu . HT grubunda tiroid kanseri %14,3 oranında saptanırken, kontrol grubunda %5,1 oranında saptandı. Sonuç: Serum antiTg ve antiTPO artması tiroid nodülü olan hastalarda artmış tiroid kanseri ile ilişkilidir. TSH' nin 2 mikroIU/ml üzerinde olması tiroid kanserinde önemli bir belirleyicidir. HT ve tiroid kanseri arasındaki ilişki antikor spesifiktir. Beyaz kürenin ve monositin artması, B12 vitaminin ve LDL' nin azalması kanserle ilişkili bulunmuştur. Bu bulgular daha önce başka çalışmalarda gösterilmemiştir. Servikal lenfadenopati olması hashimoto grubunda kanseri 4,6 kat arttırdığı saptandı. Bu lenfadenopatilerin hepsinin reaktif olduğu görüldü. Bizim çalışmamız servikal lenfadenopatinin reaktif bile olsa kanseri arttırdığını gösteren ilk çalışmadır. Ultrasonografide servikal lenfadenopati olan hashimoto hastaları kanser gelişimi açısından daha dikkatli izlenmelidir. HT ve tiroid kanseri arasındaki ilişki pek çok çalışmada irdelenmiş ve çok farklı sonuçlar bulunmuştur. Bizim çalışmamızda da literatürdekilere benzer şekilde HT' li hastalarda DTK sıklığını artırdığı gözlenmiştir.