Sınıraşan su yönetimi açısından Dicle ve Fırat nehirlerinin analizi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, COĞRAFYA ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: COŞKUN ŞEREFOĞLU

Danışman: MUTLU YILMAZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmanın amacı, Türkiye-Irak ve Suriye sınırlarından geçip anlaşmazlıkların tam olarak çözüme kavuşturulamadığı Dicle ve Fırat Nehirlerini derinlemesine inceleyerek, yakın ve orta gelecekte Suriye ve Irak'taki mevcut konjoktür içerisinde suya olan talebin artması ile birlikte ne tür anlaşmazlıkların beklediği sorusuna cevap aramak ve tezde sınıraşan suların paylaşımı konusunda dünyadaki başarılı uygulamaların incelendikten sonra Türkiye'deki politika yapıcılarla derinlemesine mülakat gerçekleştirerek suyun etkin yönetimine ilişkin ne tür mekanizmalar geliştirilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Dünya'da yaklaşık 300 anlaşma aynı suyu paylaşan komşu ülkeler arasında geliştirilmiştir. Türkiye'de bulunan 26 havzanın 5'i sınıraşan sular kapsamında olup, bunlardan birisi olan Dicle-Fırat Nehirlerinin ülkemizden kaynaklanan su potansiyeli 52,94 milyar/m3 olup Türkiye'nin akış potansyelinin % 28,5'sine denk gelmektedir. Fırat ve Dicle sınıraşan suları ile ilgili ilk antlaşma 1946 yılında Türkiye ve Irak yetkili temsilcileri arasında imzalanmış, Suriye ile ise 1987 yılında imzalanmıştır. Türkiye, Irak ve Suriye arasında tartışma yaşanan konuların başında Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamında inşa edilen barajlar gelmektedir. Türkiye, Irak ve Suriye'de uluslar arası arenada tartışma yaşanan konulardan birisini de sınıraşan su ve uluslar arası su kavramları oluşturmaktadır. Türkiye, Fırat ve Dicle sularının kullanımının sadece üç ülke arasında tartışılması gerektiğini belirterek sınırşan su kavramını kullanırken, Suriye ve Irak Türkiye'nin hegemon durumunu zayıflatmak için uluslar arası su kavramını kullanmayı tercih etmektedir. Genel olarak, işbirliği ve yönetim konusunda üç ülkenin de bütüncül bir strateji kapsamında hareket etmesi önem arz ediyor. Geleceğe yönelik eylem planlarının sivil toplum kuruluşlarının içerisinde olduğu bir yapının önceliğinde hazırlanması, gerek AB fonları gerekse ülkelerin su yönetimine yönelik yapacağı finansal katkılar işbirliği mekanizmaları açısından önemlidir.