Konfederasyonlara göre işçilerin sendikal tutumları ve sendikaya bağlılıkları üzerine bir alan çalışması


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÖZGÜN MİLLİOĞULLARI KAYA

Danışman: FATMA YILDIRIM

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Sendikaya bağlılık kavramı, çalışanların üyesi oldukları sendikaya yönelik tutum ve davranışlarını belirleyen duygu ve düşünceleri ifade etmek için kullanılmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'de farklı işçi konfederasyonlarına bağlı sendikalara üye işçilerin sendikaya bağlılık düzeyleri ile sendikalara yönelik tutumlarının incelenmesidir. İkincil amacı ise sendikalı işçilerin sendikaya bağlılık düzeyleri ile demografik (yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, çalışma yılı, sendikaya üyelik süresi), konfederasyonlar, işkolları, çalıştıkları sektörler (kamu-özel) ve örgüte bağlılık (duygusal, devam ve normatif) arasındaki ilişkileri ve farklılıkları ortaya koymaktır. Araştırma DİSK, Türk-İş ve Hak-İş'e bağlı metal işkolundan Birleşik Metal-İş, Türk Metal ve Çelik-İş, tekstil işkolundan Tekstil, Teksif ve Öz İplik-İş; genel hizmetler işkolu, Genel-İş, Belediye-İş ve Hizmet-İş sendikalarına üye ve çalışmaya gönüllü olarak katılan 1325 işçiyle yürütülmüştür.. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sendikaya Bağlılık Ölçeği (Gordon vd, 1980), Örgüte Bağlılık Ölçeği (Meyer ve Allen, 1990), katılımcıların siyasal eğilimleri ve sendikaya yönelik tutumlarını belirlemek amacıyla Uçkan ve Selamoğlu (2008) tarafından geliştirilen soru formu ve araştırmacı tarafından oluşturulan katılımcı bilgi toplama formundan yararlanılmıştır. Araştırma verilerinin incelenmesi sonucunda üzerinde durulması gereken ilk bulgu, işçilerin, sendikaya bağlılık ölçeğinden aldıkları puanların, hem konfederasyolara hem de işkoluna göre yapılan analizlerde ölçek ortalaması civarında seyrettiğinin gözlenmesidir. Bu bulgu, yüksek bir örgüte bağlılıktan sözetmenin mümkün olmadığını göstermektedir. Nitekim başka sorulara verilen yanıtlar da bu bulguyu destekler niteliktedir. Örneğin, işçilere sorulan "Sendikanız çalışanların hak ve çıkarlarını yeterince koruyup geliştirebiliyor mu?" sorusuna işçiler, % 50,4 oranında olumsuz yanıt vermişlerdir. İşçiler, üyesi oldukları sendikalara yüksek bir bağlılık duymamalarının yanı sıra Türkiye'deki herhangi bir sendikanın, çalışanların hak ve çıkarlarını da korumadıklarını düşünmektedirler (% 61,5). Bu durum, işçiler ve sendikalar arasındaki birlik ve dayanışma duygusunun zayıf olduğunu gösterirken, aynı zamanda işçilerin sendikalarına ve genel olarak sendikal örgütlemeye yönelik bir yabancılaşma yaşadıklarına işaret eder. Bunun temel sebebinin ise Türkiye'de yaşanan sendikal kriz olduğu düşünülmektedir. Ayrıca işçilerin sendikaya bağlılık düzeylerinin konfederasyonlara göre anlamlı farklılıkların ortaya çıkmasına karşın, ortalama puanlar arasındaki fark oldukça düşük kalmıştır. Sendikaya bağlılık tek boyut altında toplandığında en yüksek ortalama puana sahip işçiler Türk-İş'e üyeyken, en düşük bağlılığa sahip üyeler DİSK'e bağlı işçilerdir. Fakat, Türk-İş'e bağlı sendikalara üye işçilerin ortalama puanı X̅=37,64 iken, DİSK'e bağlı sendikalara üye işçilerin ortalama puanı X̅= 35,92 ve Hak-İş'e bağlı sendikalara üye işçilerin ortalama puanı ise X̅=37,34'dür. Niceliksel olarak farkların zayıflığı ve tüm puanların ölçek ortalamasına yakın olması, konfederasyonlar arasında sendikaya bağlılıktaki değişiklikleri açıklamayı zorlaştırmaktır. Bu bulgu aynı zamanda 1980 sonrası dönemde konfederasyonlar arasındaki ideolojik farklılıklara bağlı gelişen sendikal politikaların etkisinin azaldığını göstermesi açısından önemlidir Araştırmanın diğer bir temel bulgusu ise, işçilerin sendikaya bağlılıklarının ideolojik bir temelden çok araçsal bir niteliğe sahip olduğunun anlaşılmasıdır. Nitekim araştırmaya katılan işçilerin önemli bir çoğunluğu sendikaya üye olma nedenleri olarak "işyerlerinde sorunum olduğunda beni desteklemesi", "sendikanın hukuksal hizmetlerinden yararlanmak" ve "sendikal hizmetlerden faydalanmak" yanıtlarını vermişlerdir. Bu durum işçilerin, Türkiye'deki ekonomik, politik ve sosyo-kültürel iklimin etkisi ile kolektif kimlik arayışlarında sınıf temelli örgütlenmeler yerine kültürel kimlik temelli örgütlenmelere yönelmesinin yanı sıra sendikaların politikalarında ve faaliyetlerinde sınıf temelli yaklaşımlardan uzaklaşmasından kaynaklanmaktadır (Urhan, 2005; Müftüoğlu, 2006). Bunun sonucu olarak, işçiler kendilerini sosyal sınıfları yerine bireysel, ailevi ya da kimliklerine ait özelliklerine göre tanımlamaya başlamıştır. Araştırmada işçilerin kendilerini nasıl tanımladıklarını öncelik sırasına göre belirtmeleri istendiğinde, kendilerini sosyal sınıflarından çok "dini görüşlerine", "ailelerine" ve "yeteneklerine" göre tanımladıkları görülmüştür. Bu sonuçlar, ankete katılan işçilerin ideolojik eğilimlerinde sınıf perspektifinin zayıf olduğunu göstermektedir. Ayrıca işçilerin siyasal eğilimlerinde de sağ ve muhafazakâr partiler önemli bir etkiye sahip olduğu görülmüştür.