Kronik hemodiyaliz hastalarının total kemik ve mineral ölçümlerine etki eden faktörler


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2016

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MEHMET HAKAN AKBULUT

Danışman: GÖKHAN NERGİZOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Son dönem böbrek yetmezliğinde kemik mineral bozuklukları, mortalite ve morbiditeyi etkileyen önemli problemlerdir. Kemik biyopsisi sorunu tanımlamada güçlü bir yöntem olmasına karşın klinik uygulamada ciddi sorunlar vardır. Genel popülasyonda yaygın olarak kullanılan DEXA ile bölgesel kemik yoğunluk ölçümleri hemodiyaliz hasta grubunda bilgi vermekten uzak görünmektedir. Bu nedenle çalışmamızda total kemik yoğunluğu ve mineral içeriği ile başta kırık birlikteliği olmak üzere; serum kalsiyum, fosfor, parathormon, albümin, hemoglobin, D vitamini, CRP, bikarbonat düzeyleri ile ilişkisini değerlendirmeyi amaçladık. Çalışmamızda Ankara Üniversitesi Hemodiyaliz Ünitesinde ve iki özel diyaliz merkezinde kronik hemodiyaliz programında bulunan 63 erkek, 52 kadın toplam 115 hasta değerlendirildi. Hastaların ortalama diyaliz süresi 91,17 (±68,48) ay idi. Hastalardan 19'unda klinik kırık öyküsü alındı (%16,5). Kırık olan hastaların olmayanlara göre ortalama total Kemik Mineral Dansiteleri (tKMD) ve total Kemik Mineral İçeriği (tKMİ) (sırası ile 0.9884 (±0.038) vs 0.9833 (±0.083) gram/cm2 g/cm2 ve 1842.87 (±482.49) gram vs 1807.3917 (±492.04) gram) olarak tespit edildi ve istatistiksel anlamlılığa ulaşmadı. Diyaliz süresi ile kemik mineral ölçümleri negatif koreleydi (p<0,05). tKMD ve tKMİ ile PTH (r=-0,233; p=0,012) ve albümin düzeyleri (r=0,197; p=0,035) arasında anlamlı ilişki saptandı. tKMİ değerleri parikalsitol kullanan grupta anlamlı olarak düşük bulundu ve iki değişken arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif korelasyon saptandı (p<0,05). tKMİ değeri ile kalsiyum asetat kullanımı açısından istatistiki anlamlı pozitif yönde korelasyon olduğu görüldü (p<0,05). Hastaların kilo ortalaması ve yağsız vücut ağırlığı ile kemik mineral ölçümleri arasında pozitif korelasyon saptanırken (p<0,01), toplam vücut yağı ile ilişki saptanmadı. Sonuç olarak hemodiyaliz hastalarında kırık riskini öngörmede total kemik mineral ölçümlerinin ek katkı vermediğini saptadık. Ancak kemik mineral metabolizmasını değerlendirmede kullandığımız diğer laboratuar ve klinik parametreler ile ilişkilerin varlığı hemodiyaliz hsatalarında DEXA ile total kemik mineral dansitesinin ve total mineral içeriğinin daha ayrıntılı araştırılması gerektiğini düşündürmektedir.