Kentsel sit alanlarında koruma çalışmalarının finansal, yasal ve yönetsel boyutları ile değerlendirilmesi: Ankara ili Altındağ ilçesi Hacettepe ve Sakarya mahalleleri örneği
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2014
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: VEYSEL TİRYAKİ
Danışman: HARUN TANRIVERMİŞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Kentsel koruma yaklaşımları; tarih, sanat, mimarlık, estetik, mülkiyet hakkı, taşınmaz piyasaları, taşınmaz kültür mirası, kent kültürü ve kimliği, korunan alan ve eser yönetimi gibi yönlerden yaşamsal önem taşımaktadır. Özellikle korunan alanlar veya eserlerin belge değerinin, anı değerinin, sosyal, çevresel ve ekonomik değerinin yanı sıra kentin biçimi, düzeni, fiziksel, ekonomik ve sosyal gelişme ile yapılaşma koşullarının ele alındığı gözlenmektedir. Bu bağlamda kentin, çok sayıda katmanın uyum içinde oluşturduğu mekânsal, ekonomik ve sosyal bir bütün ve dönüşümler dizgesi olarak ele alınması, yaygınlaşan bir koruma ve koruma eksenli canlandırma yaklaşımıdır. İlke olarak koruma ve yaşatmayı gerçekleştirmenin politik, ekonomik, hukuki araçlar, toplumsal duyarlılık ve katılım ile mümkün olabileceği gözlenmektedir. Belirtilen bileşenlerin birbiri ile etkileşimli ve bağımlı ilişki içinde oldukları, birbirlerinden bağımsız değerlendirilemeyecekleri veya tek başına hiçbirinin koruma ve yaşatmada istenen başarıyı sağlayamadığı dikkati çekmektedir. Bu çalışmanın amacı; Cumhuriyet sonrası dönemde yıpranan kent dokularının ayağa kaldırılması, kullanıma açılması, canlandırılması ve yaşatılması için benimsenen yöntem ve tekniklerin incelenmesi, canlandırma çalışmasının başarı ve/veya başarısızlık nedenleri, kentsel koruma ve canlandırma faaliyetlerindeki zorlukların tespiti ve bunları ortadan kaldıracak gerçekçi çözüm önerilerinin tespiti, seçilen uygulama alanına ilişkin koruma ve canlandırma çalışmalarının ekonomik değerlemesinin yapılması ve koruma amaçlı proje geliştirme ve uygulamanın gerçekten yüksek maliyetli olup olmadığının ortaya konulmasıdır. Türkiye'de taşınmaz kültür mirası ve alanları oldukça fazla olup, toplam 11.595 adet arkeolojik sit, 259 adet kentsel sit, 157 adet tarihi sit, 33 adet kentsel arkeolojik sit ve 446 adet üstü üste sit alanı olmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın ilgi alanına giren toplam 12.490 adet sit alanı bulunmaktadır. Sit alanlarının sayısal olarak fazlalığı yanında alanın sınırları ve yüzölçümleri konusundaki çalışmaların yetersiz olduğu, tespit, değerlendirme ve yönetim sorunlarının ağırlaştığı, alan içindeki maliklerin hak kaybına ilişkin davaların sayısında artış olduğu ve hukuki el atma taleplerinin gündeme geldiği, sit alanı etkileşim sahası konusunun kurullarca rasyonel değerlendirilemediği ve daha da önemlisi kurullarda görev alan üyeler arasında taşınmaz geliştirme uzmanının olmadığı, ancak taşınmaz geliştirme konusunda kararların verildiği gözlenmektedir. Ankara İli'nde 2013 yılı verilerine göre toplam sit alanı sayısı 596 adet olup, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından proje desteği verilen başvuru sayısı ve uygulama desteği verilen proje sayısının oldukça kısıtlı düzeyde kaldığı tespit edilmiştir. Yaklaşık bir asırlık zaman diliminde meydana gelen değişim, benimsenen koruma ve canlandırma yaklaşımları, kullanılan ekonomik ve hukuki araçlar ile fiziki uygulamalar ve yapılaşmadaki hatalı kararlar gibi nedenlerle birçok kentlerin merkezleri ve ilk yerleşim bölgeleri adeta çöküntü bölgesine dönüşmüştür. Birçok çöküntü alanına koruma statüsünün verildiği ve genel olarak sit alanları ile tescilli eserlerin de koruma-kullanım dengesi içinde ekonomik ve sosyal yaşama entegre edilemediği görülmektedir. Sit alanlarının bütünsel bir yaklaşım çerçevesinde ele alınması ve tarihi çevreyi koruma olgusu bağlamında, kentsel sit ve sit alanları, kültürel miras, kentin koruma alanlarının uygun yöntemlerle ele alınarak yeniden kimliklerinin kazandırılabileceği tespit edilmiştir. Makro değerlendirme ve seçilmiş alan araştırmasının sonuçları birlikte değerlendirildiği zaman ülkenin koruma, restorasyon ve canlandırma çalışmalarının yeterli olmadığı, koruma bütçesinin ve finansmanın çok kısıtlı, mevzuatın günün koşullarına uygun olmadığı, merkezi ve yerel idarelerde uzman kişilerin sınırlı düzeyde olduğu, koruma amaçlı kamu idarelerinin dağınık ve yetki karmaşasının olduğu ve bazı illerdeki sınırlı koruma uygulamalarının da güçlükle yürütülebildiği saptanmıştır. Ekonomik değerleme sonuçları ile malik ve kullanıcı anketlerinin sonuçları birlikte değerlendirildiği zaman koruma ve canlandırma çalışmalarının yüksek maliyetli olduğu, projelerin gerçekleştirilmesinin uzun zaman aldığı, projelerin zaman ve kaynak maliyetlerinin yüksek bulunduğu, kurumsal veya sosyal sorumluluk projesi ile getirisi yüksek turizm ve konaklama tesisleri inşa etmek ve işletme dışında genel olarak gerçek kişi ve özel kuruluşların bu alanda büyük ölçekli yatırım yapma istekliliğinin yetersiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İşin proje müellifi ve uygulamacı için yüksek maliyeti ve gerçekleşme süresinin uzunluğu yanında, kurul onayının alınması, uygulama aşamasında uygun malzeme seçimi ve tedariki ile inşaat işleri için kalifiye işçi, usta, mimar ve mühendis gibi kadroların oluşturulmasındaki güçlükler de eklendiği zaman kişilerin koruma çalışmalarına katılım düzeylerinin zayıf olmasını normal karşılamak gerekecektir. Diğer yandan karlılık endeksi ölçütüne göre küçük ölçekli il ve ilçe belediyeleri tarafından koruma ve canlandırma projelerinin geliştirilmesi ve uygulanmasının gerçekleştirilmesi de mümkün görülmemektedir. Öncelikle merkezi idarenin bir ulusal eylem planı ve strateji çerçevesinde ilgili bakanlığın kültür varlıkları koruma ve restorasyonu için ayıracağı bütçenin, kısa ve orta vadede artırılması, koruma amaçlı kamulaştırma işlemlerinin kısa sürede tamamlanması, el atma davalarının asgari düzeye çekilmesi ve tazminat yükünün hafifletilmesi, proje ve uygulama desteklerinin artırılması, merkezi idare gelirlerinden belediyelere verilecek payın da koruma çalışması yapan belediyelere yönelik olmak üzere asgari iki katına çıkarılması zorunlu görülmektedir. Başka bir önemli konu ise merkezi idare ve yerel idarelerin koruma ve restorasyon çalışmalarının birliği ve tamamlayıcılığının sağlanması bakımından yerel düzeylerde koruma uygulama ve denetim müdürlüklerinin yapısı ve faaliyetlerinin yeniden düzenlenmesi ve korumanın yönetimi ile finansmanının bir bütün olarak yeniden organize edilme zorunluluğunun olmasıdır.