Sosyo-ekonomik ve kültürel kalkınmada sivil toplum kuruluşlarının rolü: Türkiye örneği ve bir model geliştirme önerisi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SOSYAL ÇEVRE BİLİMLERİ ANABİLİM DALI (DİSİPLİNLERARASI), Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2004

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÖZCAN ERDOĞAN

Danışman: Erol Demir

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

İnsanların yaşadıkları topluma karşı sosyal sorumluluk içinde olması ve bu sorumluluğu yan yana gelerek daha etkin kılma çabaları giderek daha bir önem kazanmaktadır. Günümüzde gelişmiş toplumların yapısında güçlü sivil toplum kuruluşlarının izlerini, etkilerini görmek mümkündür. Sivil toplum kuruluşları kamu sektörünün yetersiz kaldığı alanlarda toplumun ihtiyaç duyduğu hizmetleri karşılamak amacıyla ortak hedefe yönelmiş insanlar tarafından kurulan ve kar amacı bulunmayan kuruluşlardır. Sivil toplum kuruluşları gönüllülerden oluşur. Kavramlar farklılık içermekle beraber hükümet dışı kuruluşlar, gönüllü kuruluşlar ve ülkemizde yaygın deyişiyle üçüncü sektör gibi tanımlamalar, herşeyi devletten beklemeyen, inandığı konuda topluma yararlı olma çabası içinde bulunan bireylerin oluşturduğu sivil toplum kuruluşlarının değişik adlandırmalarıdır. Demokratik kalkınma ve insan hakları gibi kavramların herşeyin üstünde tutulduğu günümüzde STK'lar gerek ülke içi, gerekse uluslararası insani amaçlı yardım faaliyetlerinin yanında sosyo-ekonomik ve kültürel kalkınmaya verdikleri destek ve bu alanda oynadıkları yaşamsal rol ile gündem oluşturmaktadırlar. Tarihi süreçte STK'lar artık küçülen dünyamızda giderek daha fazla önemsenmekte, oynadıkları yaşamsal rol ve etki alanları ile sadece demokratik kalkınmanın değil neredeyse faaliyette bulundukları ülkelerde iktidar ortağı haline gelmektedirler. Nitekim içinde yaşadığımız yüzyılı güleryüzlü ama gerçekte mensubu oldukları ülkelerin uluslararası çıkarlarını gerçekleştirmeye çalışan STK'lar çağı olarak görmek mümkündür. Bunun bir sonucu olarak başta ABD ve AB üyesi ülkeler olmak üzere günümüzün çağdaş devletleri kamunun yanında özellikle doğal çevrenin korunmasından eğitime, yoksullukla mücadaleden sağlık hizmetlerine varıncaya kadar toplumsal hayatın her alanında sivil toplum kuruluşlarına yer vermektedir. Ülkemiz ne yazıktır ki tarihi süreçte çeşitli nedenlerle sivil toplum kuruluşlarının gücünü sosyal kalkınmada yeterince değerlendirememiş, gönüllülerin oluşturduğu 207muazzam enerjiyi toplumun sosyo-ekonomik ihtiyaçlarının giderilmesinde etkin bir şekilde seferber edememiştir. Yine büyük bölümü amaçlarını gerçekleştirebilmeye yeterli finansman ve kaynağa sahip olmayan, dağınık, küçük birimler halinde, birbirleriyle iletişim ve kuruluşlarıyla da yeterli bir işbirliği ortamına sahip olamayan STK'ların faaliyetleri toplumda arzulanan coşku ve etkiyi uyandıramamış, gerekli yankıyı bulamamaktadır. Oysa görev yaptıkları il ve ilçelerde sadece asayiş ve güvenlikten değil aynı zamanda ekonomik ve sosyal kalkınmadan da sorumlu olan vali ve kaymakamlar ile yakın bir işbirliğinin hukuki alt yapısının oluşturulması halinde STK'lar kendi gönüllü kaynaklarını ülkemizin ihtiyaç duyduğu hizmetlere daha etkili bir şekilde sunabilecek, böylece yöneten-yönetilen işbirliği, katılımcılık, sürdürebilir kalkınma gibi çağımızın değerlerinin daha etkili ve kalıcı bir şekilde toplum hayatına yerleşmesine aracılık edeceklerdir. Ülkemizde bu anlamda oldukça elverişli bir ortam mevcuttur. Mülki idare amirleri taşrada devletin temsilcisi olmanın yanında aynı zamanda birer halk önderi olarak STK'lar ile işbirliği halinde ülkemizin sosyo-ekonomik ve kültürel hayatında bugüne kadar son derece önemli projeleri başarıyla gerçekleştirmişler, toplum kalkınmasının öncüleri olmuşlardır. Bugün ülkemizin bu alanda yüz yüze bulunduğu iki önemli sorundan birisi özellikle son yıllarda uluslararası kuruluşların ülkelere yönelik yardım fonlarını genel olarak STK'lar kanalıyla yürütme eğiliminde olmaları, diğeri ise, STK'ların çalışmalarının güler yüzlü bir şekilde ülkemizin ulusal ve uluslararası politika ve stratejilerine uygun hale getirmektir. Şüphesiz kamu ile STK'ların omuz omuza ülkemizin ihtiyaç duyduğu sosyo- ekonomik ve kültürel topyekün kalkınma seferberliğine yönlendirilmeleri de büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde bu sorunların çözümü ilave herhangi bir külfete katlanmaksızın yeni bir anlayış ve yaklaşım ile Ankara merkezi düzeyde genel strateji ve politikaları belirleyecek bir "Sivil Toplum Kuruluşları Koordinasyon ve İşbirliği Üst Kurulu", il ve ilçelerde de "Sivil Toplum Kuruluşları İl ve İlçe Koordinasyon ve İşbirliği Kurulları"nın teşkilinden geçmektedir. 208Bu yeni model bir yandan uluslararası fonların ve bu konuda çalışmalar yapan STK'ların ülkemizdeki faaliyetlerine yeni bir yaklaşım getirirken, diğer yandan da Avrupa ile entegrasyon çalışmalarının yoğunlaştığı ülkemizde il ve ilçelerdeki bilgi danışmanlığını ve proje desteğini sağlayarak, sivil toplum kuruluşları ile devletin ilgili kamu kurum ve kuruluşları arasındaki varsa kuşku ve güvensizlikleri giderek, topyekün bir sosyo-ekonomik ve kültürel kalkınma seferberliğinin temelini oluşturacaktır. Bununla birlikte bu yeni yapılanma; yöneten ve yönetilen ilişkilerinde yeni bir anlayışı hakim kılarken, toplumsal birlik beraberlik ve dayanışma içinde yeni bir toplumsal kalkınma rüzgarı estirecek, bu toplumsal rüzgar da ülkemizin ulusal ve uluslararası politikalarının daha süratli ve etkili bir şekilde gerçekleştirilmesini de beraberinde getirecektir. 209