Evliya Çelebi'nin anlatımıyla Sakız Kalesi: Bir mimari değerlendirme


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SANAT TARİHİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: CEREN TUĞÇE VAROL

Danışman: ZİYA KENAN BİLİCİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi aracılığıyla edindiğimiz bilgiler, Sakız Adası'ndaki ilk inşa faaliyetlerinin Büyük İskender zamanında başladığını varsaymaktadır. Ada, Helenistik çağı takiben Roma ve Bizans çağlarında da iskân edilmiş; günümüze bu kültürlerin belli ölçüde izlerini ve Orta Bizans dönemine ait önemli bir mimari mirası taşımıştır. Lâtin hâkimiyeti sonrası Cenevizlilerin idaresi altında önemli bir kültür ve ticaret merkezine dönüşen Sakız Adası, bu özelliğini Osmanlı hâkimiyetine geçtiği 1566 yılından sonra da sürdürmüştür. 13. yüzyıl başlarından itibaren ticarî faaliyetler dolayısıyla Doğu Akdeniz'de yoğunlaşan ilginin odaklarından biri konumundaki Sakız Adası, İzmir-Avrupa ve İstanbul-Kuzey Afrika arasındaki deniz ticaretinde önemli bir merkez, aynı zamanda seyrüsefer halindeki gemiler için de bir sığınak olmuştur. Adanın bu ticarî önemi 18. yüzyıla kadar devam etmiştir. Sakız kent merkezinin bu bağlamda en önemli tarihî mekânı olan ve limanın kuzey kanadında konumlandırılmış kale, Ortaçağ ve geç Ortaçağlar boyunca siyasî, askerî ve ticarî merkez olmanın yanında limanın ve aynı zamanda adanın savunmasında etkin bir rol oynamıştır. Sakız Kalesi ve limanın devamlı tehdit altında olduğu, yazılı tarihî kaynaklardan anlaşılmaktadır. Akdeniz'deki yoğun korsan istilâlarından nasibini almış olan kale çeşitli dönemlerde tahrip olduğu gibi, adanın aktif fay hatları üzerindeki konumu da, sürekli ve şiddetli depremlerin yaşanmasına ve binalar üzerinde ciddi yıkımlara neden olmuştur. Osmanlı hâkimiyeti yıllarında ve 17. yüzyılın ikinci yarısında adayı ziyaret eden Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi'nin yazdıkları, bu savunma yapısının 17. yüzyıldaki fizikî çehresini bir kesit hâlinde ortaya koyarak, yaklaşık bin yıllık tarihine ilişkin bir dayanak teşkil etmektedir.