Kültür bağlamında Kur'an'da çok evlilik
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, FELSEFE VE DİN BİLİMLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2005
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: İLHAMİ KARABULUT
Danışman: ÖZNUR ÖZDOĞAN
Özet:ÖZET Her insan grubunun kendisine özgü bir kültürü vardır. Bunlardan bir bölümü kendi kültürümüzden çok farklıdır ve bizim alışık olduğumuz kavramsal çerçeveye başvurularak anlaşılmaları olanak dışıdır. Başka kültürleri kendi ölçütlerimize göre yargılamamamız gerektiğini belirten «Kültürel görelilik» adı verilen ilkeyi sürekli olarak aklımızda tutmak zorundayız. Bu ilkeye göre, herhangi bir kültürdeki insan davranışları yalnızca o kültürün temel değerler dizgesi çerçevesinde anlaşılabilir ya da tartışılabilir. Bütün tez boyunca kültürel görelilik ilkesi dikkate alındı. Dolayısıyla her kültürü de, kendi "değerlilik" anlayışı içinde anlamak gerektiğine, değinilmeye çalışıldı. Nisa Suresi 3 ve 4. ayetleri, savaş sonrası oluşan toplumsal yaraya merhem olmak amacıyla, mü'minlere, şehid kardeşlerinin geride bıraktıkları dul ve yetimlerini sahiplenmeleri gerektiğini, bunun dinî bir vecibe olduğunu ve herkesin üzerine düşeni yapması lâzım geldiğini söylemekte; böylece mümin erkeklerden gerekli fedakarlık ve sorumluluk üstlenmelerini beklenmektedir. Bu vesileyle, Arapların kültürel olarak uygulaya geldikleri çok evlilik doğrultusunda, bu dul (yetim) kadınları evlilikle kendi ailelerine katarak, sorunlarını hafifletmeyi hedeflemiştir. Söz konusu ayet o dönem sosyal ve kültürel koşullarında evlilik fonksiyonunun da gereği, çok evliliğin, bir sorumluluk olarak algılanması gerekirken, erkek egemen söylemin de etkisiyle erkeğe verilmiş, başka kadınlarla evlilik hakkı (!) haline dönüştürülmüştür. Günümüzde kadın haklarında önemli gelişmeler görülmektedir. Kadınlara, siyasal haklar, eğitim hakkı ile yasal eşitlik sağlanırken, toplumsal üretime katılmalarına da olanak verilmiştir. Bunun sonucu olarak ekonomik bağımsızlık yolu da açılmış oldu. Eğitim sayesinde de sosyal statü açısından da önemli mesafeler kat edildiği söylenebilir. Bu koşullar altodaki kadın ve erkeklerimizin çok evlilik olgusuna bakış tarzının farklılaşacağını kestirmek güç olmasa gerektir. Yukarıdaki mülahazalardan da anlaşılacağı gibi, günümüz sosyo ekonomik ve kültürel koşullan, çok evlilik olgusunu belki de yeniden ele almamızı gerektiriyordur. Evlilik iki kişinin özgür iradeleriyle oluşturacakları ve hayat boyu sürme azmiyle hukuksal ve toplumsal meşruiyet zemininde sürmesi gereken bir birlikteliktir. Özgür iradenin tezahürünün en önemli göstergesi, özgür tercihler yapabilecek bireyler olmaktan geçer. Bu da çoğu kez bireyin ekonomik ve sosyal kişiliğini oluşturmakla ilgili olsa gerektir. 87