D vitamini eksikliği olan çocuklarda retina sinir lifi tabakası kalınlığının optik koherens tomografi ile değerlendirilmesi ve D vitamini tedavisinin bulgular üzerine etkisi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DEMET ALTUN
Danışman: FİLİZ ORHON
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Son yıllarda yapılan çalışmalarda; DVE'nin kemik mineralizasyon bozukluğu dışında diğer biyolojik etkileşimleri nedeniyle birçok hastalıkla ve bu hastalıkların patogenezi ile ilişkilendirildiği bilinmektedir. Vitamin D bağlayıcı reseptör ve vitamin D düzenleyici enzimlerin göz içinde üretildiğinin araştırmalarda saptanmasıyla birlikte oküler doku ve bu dokunun patolojileri ile D vitamini arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalar önem kazanmıştır. Gözün yapısının ve görme fonksiyonunun bu vitamin eksikliği nedeniyle etkilenebileceği öne sürülmekte olup göz sağlığının idamesinde D vitamininin önemli olduğuna dair kanıtlar da gün geçtikçe artmaktadır. Literatür verilerinde erişkinlerde yapılmış çalışmalar olmasına karşın, DVE olan çocukluk yaş grubunda göz ve retina sinir lifi tabakasının (RSLT) değerlendirildiği ya da çocuklarda D vitamini tedavisi verilmesinin retina bulgularında düzelme üzerine etkisinin araştırıldığı bir çalışma bulunmamaktadır. Çalışmamızdaki amacımız; serum 25(OH)D düzeyleri normal ve düşük olan çocuklarda retina sinir lifi tabakası kalınlığının optik koherens tomografi (OKT) ile değerlendirilmesi ve DVE olan çocuklarda D vitamini tedavisinin retina sinir lifi tabakasında incelme üzerine olan etkisinin saptanmasıdır. Çalışmamız randomize kontrollü prospektif bir çalışma olup çocukluk döneminde DVE tanısı alan çocukları ve aynı yaş grubundan sağlıklı çocukları kapsamaktadır. Bu çalışma Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Göz Hastalıkları Anabilim Dallarında 1 Mayıs 2020 ile 31 Ekim 2020 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışma; araştırmaya alınma kriterlerine uyan hasta grubunda 60 hasta ve kontrol grubunda 60 sağlıklı çocuk olmak üzere toplam 120 katılımcı ile tamamlanmıştır. 25(OH)D vitamini düzeyi <12 ng/mL olan çocuklar DVE tanısı konularak ve 12-20 ng/mL arasında olan çocuklar ise D vitamini yetersizliği tanısı konularak "hasta grubu"na alınmıştır. Bu çocuklara 2000 IU/gün D vitamini tedavisinin 6 hafta süreyle uygulanması ve tedavi bitiminden sonra da 600 IU/gün dozunda koruyucu dozda D vitamini verilmesine devam edilmesi planlanmıştır. Hasta grubundaki bu çocukların başlangıç oftalmolojik muayeneleri Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Polikliniği'nde yapılmış ve detaylı oftalmolojik muayeneleri ve SD-OKT cihazı ile RSLT kalınlıklarının ölçümü gerçekleştirilmiştir. 25(OH)D vitamini düzeyi ≥ 20 ng/mL olarak bulunan çocuklar "kontrol grubu"na alınmıştır. Tüm katılımcıların detaylı oftalmolojik muayenesi ve SD-OKT cihazı ile RSLT kalınlıklarının ölçümü gerçekleştirilmiştir. Hasta grubunda olan ve D vitamini tedavisi başlanan hastaların tedavi sonrası 6. ayının bitiminde serum 25(OH)D vitamini düzeyi analiz edilmiş, göz muayeneleri ve SD-OKT cihazı ile RSLT kalınlığı ölçümleri tekrar edilmiştir. OKT ölçümlerinde Cirrus HD-OKT (Carl Zeiss Meditec, Model 400, Dublin, USA, Software 8.1.0.117) cihazı kullanılarak 'Optic Disc Cube 200x200' modunda ölçümler yapılmış ve RSLT sonuçları değerlendirilmiştir. İstatistiksel analiz SPSS 22.0 (Statistical Programme Social Sciences) paket programı ile yapılmıştır. Çalışmada DVE grubunu ve kontrol grubunu oluşturan çocukların yaşları, cinsiyetleri, aile aylık geliri ve anne ve baba eğitim düzeyleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. DVE grubunda en yüksek oranda hasta sayısını (%36,4) 12 yaş üstü çocukların oluşturduğu dikkati çekmektedir. Hem VKİ hem de RVKİ değerlerinin kontrol grubuna göre hasta grubunda daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p=0,001; p<0,001). Çalışmaya katılan tüm olguların 25(OH)D vitamini düzeyi ile VKİ arasında anlamlı ve düşük derecede ters yönlü korelasyon saptanmıştır. 25(OH)D vitamini ile RVKİ arasında ise anlamlı ve orta derecede ters yönlü korelasyon belirlenmiştir. Hasta grubundaki olguların tedavi öncesi serum 25(OH)D düzeyi ortalaması 10,93±3,6 ng/mL iken tedavi sonrasında ortalama 23,78±2,7 ng/mL bulunmuştur. Artış görülmesine karşın tedavi sonrası değerlerin kontrol grubunun ortalamasından düşük olduğu saptanmıştır. Hasta grubundaki olguların tedavi öncesi sağ temporal RSLT kalınlığı değeri kontrol grubundaki olgulara göre anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p<0,001). Sol süperior ve sol inferior RSLT kalınlığı değeri ise anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p=0,006; p<0,001). Kontrol grubundaki olguların yaşları ile sağ göz temporal, sağ göz nasal, sol göz temporal, sol göz nasal RSLT kalınlıkları arasında düşük derecede; sağ göz averaj ve sol göz averaj RSLT kalınlıkları arasında orta derecede ters yönlü korelasyon bulunmaktadır. Hasta grubundaki olguların yaşları ile sağ göz inferior RSLT kalınlıkları arasında düşük derecede ters yönlü korelasyon bulunmaktadır. Hasta grubundaki olguların tedavi sonrası sağ göz averaj, sol göz temporal, sol göz nasal ve sol göz averaj RSLT kalınlığı değerleri tedavi öncesi değerlerine göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,001; p=0,002; p=0,001 ve p=0,013). Hasta grubundaki olguların tedavi sonrası sol süperior, sol inferior ve sol averaj RSLT kalınlığı değerleri kontrol grubundaki hastalara göre anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır (p=0,005; p<0,001 ve p=0,048). Hasta grubundaki hem DVE hem de D vitamini yetersizliği olan olguların tedavi öncesi sağ temporal RSLT kalınlığı değeri kontrol grubundaki olgulara göre anlamlı düzeyde düşük saptanmıştır (p=0,002). Hasta grubundaki DVE ve D vitamini yetersizliği olan olguların tedavi öncesi sol süperior ve sol inferior RSLT kalınlığı değerleri kontrol grubundaki olgulara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p=0,021; p=<0,001). Sonuç olarak; çalışmamız DVE olan çocukluk yaş grubunda göz ve RSLT'nin değerlendirildiği ve çocuklarda D vitamini tedavisi verilmesinin retina bulgularında düzelme üzerine etkisinin araştırıldığı litearatürdeki ilk çalışmadır. Çalışmamızda DVE olgularının tedavi öncesi temporal RSLT kalınlığı sağlıklı çocuklara göre düşük saptanmıştır. Bu durum DVE'nin retinada disfonksiyona yol açarak özellikle temporal kadranda RSLT kalınlığında incelmeye neden olduğunu düşündürmektedir. Ayrıca yaş almayla birlikte RSLT kalınlığında incelme olduğu görülmüştür. Bu bulgular göz önüne alındığında; klinisyenler yaş almayla birlikte oluşan fizyolojik kaybı dikkate almalı ve erken patolojik RSLT incelmesinden ayırt edebilmelidirler. Literatürde çocukluk yaş grubunda gözlenen ilk bulgu olarak çalışmamızda, çocuklarda D vitamini eksikliğinin yerine konmasının RSLT üzerine olumlu etkisinin olduğu saptanmış ve daha yüksek D vitamini düzeylerine ulaşıldıkça diğer kadranlardaki kalınlıklarda da artış gözlenebileceği öngörülmüştür. Bu etkinin ortaya konması için daha fazla sayıda çocuğun dahil edildiği, tedavi süresinin daha uzun olduğu ve farklı tedavi planlarının uygulandığı ileri çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Diğer yandan, RSLT kalınlığının ırklar arasında farklılık gösterdiği göz önüne alındığında çalışmamız Türk çocuk popülasyonunun anatomik özelliklerini ve RSLT kalınlığı varyasyonlarını ortaya koymak için farklı yaş gruplarını içeren ve çok merkezli longitudinal çalışmalar için öncü niteliği taşımaktadır.