Erişkin nefrotik sendromlu hastalarda osteoporoz prevalansı ve osteoporoz gelişimi ile ilgili risk faktörleri


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BAĞDAGÜL YÜKSEL

Danışman: ŞEHSUVAR ERTÜRK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş: Nefrotik sendrom proteinüri, hipoalbuminemi, ödem, hiperkolesterolemi ile seyreden bir tablodur. Proteinüri ile birlikte 25(OH)D3 kaybı da olduğundan nefrotik sendromlu hastaların osteomalaziye eğilimli oldukları eskiden beri bilinmektedir. Nefrotik sendromlu hastalarda glomerüler filtrasyon hızı normal olsa dahi, kalsiyum-kemik metabolizmasının bozulduğuna dair yayınlar mevcuttur. Ayrıca nefrotik sendrom tedavisinde yaygın olarak kullanılan glukokortikoidler de hastalarda osteoporoz riskini artırmaktadır. Bu çalışmanın amacı, erişkin yaş grubundaki primer nefrotik sendromlu hastalarda, osteoporoz prevalansını belirleyip, osteoporoz ile ilgili risk faktörlerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 2012-2013 yıllarında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı'nda poliklinik ve klinikte değerlendirilmiş olan nefrotik sendromlu hastaların dosyaları taranarak yapıldı. Onsekiz yaş ve üzeri, GFH > 60 ml/dk/1,73 m2 olan hastalar dâhil edildi ve bu hastaların serum kreatinin,albumin, kalsiyum, fosfor, paratiroid hormon, alkalen fosfataz, 25(OH)D3, 24 saatlik idrarda kantitatif protein düzeyleri, DXA ile yapılmış kemik mineral dansitometri sonuçları değerlendirildi. Çalışmada kontrol grubu olmadığından hastaların vertebra ve femur T skorları daha önce Türkiye'de yapılmış olan bir başka çalışmada elde edilen sonuçlarla da karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya 33 kadın (% 64,7) ve 18 erkek (% 35,3) olmak üzere toplam 51 hasta alındı. Katılımcıların yaş ortalaması 43,9+13,9 idi. Renal biyopsi sonuçlarına bakıldığında en çok membranöz glomerulonefrit (% 43,1) ve fokal segmental glomeruskleroz ( % 21,6) ile karşılaşıldı. Hastaların serum 25(OH)D3 düzeyi ortalama 11,2+9,2 mcg/L idi. Hastaların % 88,2'sinin serum 25(OH)D3 düzeyi 0-20 mcg/L arasında iken, % 7,8'inin 20-30 mcg/L arasındaydı. Sadece % 3,9'luk kesimin 25(OH)D3 düzeyi > 30 mcg/L idi. Hastaların proteinüri düzeyi ile serum 25(OH)D3 düzeyleri arasında anlamlı negatif korelasyon saptandı (r= -0,36, p<0,05). Toplam 51 hastanın 6'sında (% 11,8) osteoporoz izlenirken 23'ünde (% 45,1) osteopeni saptandı. Hastaların vertebra T skorlarının ortalaması -0,8+1,1 iken, femur T skorlarının ortalaması -0,2+1,0 idi. Bu iki ortalama arasındaki fark karşılaştırıldığında vertebra T skorlarının femur boynuna göre anlamlı olarak daha düşük olduğu izlendi (p<0,05). Hastaların FRAX ile hesaplanan 10 yıllık major osteoporotik kırık riski ortalama % 6,0+3,3 idi. 10 yıllık kalça kırığı riski % 0 ile % 4,7 arasında değişmekte olup sadece bir hastada % 13 saptanmıştı. Sonuç: Primer nefrotik sendromlu hastalarda sık olarak D vitamini eksikliği mevcuttur. Hem nefrotik sendromun kendisi, hem de tedavide kullanılan ilaçlara bağlı olarak bu hastalar osteoporoz açısından artmış risk altındadırlar. Nefrotik sendromlu hastaların kırık riskini değerlendirmek için yeni skorlama sistemlerine ihtiyaç vardır.