Servikal kanserlerin tanısında ve gelişim sürecinde mirna tabanlı biyobelirteçlerin tanımlanması
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Biyoteknoloji Enstitüsü, Biyoteknoloji Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AYŞEGÜL YÜCEL POLAT
Danışman: BALA GÜR DEDEOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Servikal skuamoz hücreli karsinom (SCC) kadınlar arasında yaygın olarak görülen kanserlerdem biridir. Pap Smear ve HPV DNA testi SCC'nin öncül lezyonlarının belirlenmesinde kullanılan başlıca yöntemler olmasına rağmen tanı verme sıradında yaşanan zorlukların aşılması için spesifik ve sensitif moleküler biyobelirteçlerin bulunmasına ihtiyaç duyulmaktadır. MikroRNA (miRNA)'lar hedef genlerinin ifadesini düzenleyerek birçok kanser tipinin oluşum ve gelişiminde rol oynayan kodlanmayan RNA molekülleridir. Birçok çalışma ile miRNA ve servikal kanser ilişkisi aydınlatılmaya çalışılsa da şimdiye kadar servikal lezyonların tanısında biyobelirteç olarak kullanılabilecek güçlü bir miRNA bulunamamıştır. Bu tez çalışmasının amacı; biyoinformatik yaklaşımlar ve deneysel analizler bir arada kullanılarak servikal kanser oluşum ve gelişiminde rol oynayan miRNA ve hedeflerini ortaya çıkarmaktır. Çalışmanın ilk aşamasında, normal, prekanseröz lezyonlar ve invaziv kanser gruplarını birbirinden ayırabilen miRNA'lar istatistiksel bir meta-analiz yöntemi ile mRNA'lar ise karşılaştırma analizleri ile ortaya çıkarılmıştır. Ardından gruplar arasında ifade değişikliği gösteren (DE) mRNA'lar miRNA hedefleri ile karşılaştırılmıştır. Bu analizler sonucunda öne çıkan miRNA ve hedef mRNA ifadelerinin gruplar arasındaki değişimi sitoloji ve doku örnekleri kullanılarak qRT-PCR ile araştırılmıştır. Bu deneyler sonucunda miR-25 ve hedefi olan KLF4 in vitro çalışmalar için aday biyobelirteçlerler olarak belirlenmiştir. Hem sitoloji ve hem de doku örneklerinde miR-25 ifadesinin prekanseröz lezyonlar ve invaziv kanserde arttığı, KLF4 ifadesinin ise azaldığı bulunmuştur. HeLa hücreleri ile gerçekleştirilen in vitro deneylerde ise miR-25 inhibisyonu sonrasında KLF4 ifadesinin arttığı, hücre proliferasyonu ve motilitesinin ise azaldığı saptanmıştır. Tüm bu bulgular sonucunda, miR-25 ve KLF4'ün servikal kanser oluşum ve gelişiminde önemli rolleri olan biyobelirteç adayları olduğu düşünülmektedir.