William James'in gerçeklik anlayışı


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, FELSEFE VE DİN BİLİMLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MUSTAFA KORKUTATA

Danışman: CELAL TÜRER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Yüzyıllardır süregelen gerçeklik tartışması antik çağ'da başlamış olup kimifilozoflar gerçekliğin kaynağını "su", "apeiron" ve "hava" olarak ifade etmişlerdir. Bir kısım filozoflar ise gerçekliğin bilinemeyeceğini iddia etmiştir. Platon felsefe tarihinde gerçeklik sorununu iyi ideasında ve iyi ideası zemininde temellendiren ilk filozof olmuştur. Bununla birlikte görünüş ile gerçekliği birbirinden ayıran Platon görünüşlerin sebebi olarak gerçek varlıkları ifade ederken Aristoteles gerçek varlıkları fenomenler içinde kendisini gerçekleştiren "öz"ler olarak anlamıştır. Platon ve Aristoteles'in gerçekliğe dair görüşleri ortaçağ düşünce dünyasını da etkileyerek onlardan esinlenen ve gerçekliği iman/his olarak algılayan filozoflar gerçekliği sonsuz olan ile ilişkilendirmeye çalışmıştır. Rönesans ile birlikte teolojik akımlara karşı başlayan başkaldırı neticesinde gerçeklik matematiksel bir biçimde ortaya çıkmıştır. Kant ile doruğa ulaşan rasyonalist felsefede ise numen-fenomen ayrımı ortaya çıkmıştır. Diğer taraftan rasyonalist gerçeklik anlayışının karşısında emprisist düşünce konumlanmış ve numen-fenomen ayrımı nedeni ile Alman idealizmi ortaya çıkmıştır. İdealizm sonrası gerçeklik fenomenolojisinde kendisini bulmuştur. Platon'dan Husserl'e kadar gerçeklik farklı yaklaşımlarla farklı anlayışlarla tezahür ederken William James gerçekliği hem epistemolojik düzlemde hem de ontolojik düzlemde konumlandırmaya çalışmıştır. Gerçekliğin epistemolojik ve ontolojik karakterinin irdelenmesi ile William James bu tartışmaların yersiz olduğunu savunarak epistemolojik düzlemde her ne kadar pragmatizme benzerlikleri olsa da aralarında farklılıkların mevcut olduğu radikal emprisizm düşüncesi ile soruna yaklaşmıştır. Diğer bir deyişle ona göre ne rasyonalizm ne de emprisizm düşüncesi gerçekliği yansıtır. Ontolojik düzlemde ise kendisinin ortaya attığı "saf deneyim" de gerçekliği tartışmaya açmıştır. Yani, ne realizm ne de idealizm gerçekliği temsil etmemektedir. Gerçeklik adına ortaya sunduğu fikir orijinal olmakla birlikte nesnellik problemini çözememesi ve radikal empirizminin deneyimlerimize ilişkin ortaklığını açıklayamamasının sorunlu olduğu iddia edilebilir.