Meme kanseri tanısı olan kadın ve eşlerinin duygu gereksinimlerinin toplumsal cinsiyet bağlamında incelenmesi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Sosyal Hizmet, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DİDEM KAÇAR ADAM

Danışman: Veli Duyan

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmanın amacı, nitel desen ve fenomenolojik yaklaşımla, meme kanseri tanısı olan kadın ve eşlerinin duygu gereksinimlerini toplumsal cinsiyet bağlamında incelemek ve derinlemesine analiz etmektir. Araştırmada 31 çift ile görüşme yapılmıştır. Araştırma verileri, yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak derinlemesine görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Veri analizi için, MAXQDA 2020 programı kullanılmıştır. Araştırmada içerik ve betimsel analizden yararlanılmıştır. Araştırmanın, iki ana teması vardır. Buna göre ilk ana tema, " duygu gereksinimini etkileyen etkenler", ikincisi "duygu gereksinimi ve toplumsal cinsiyettir." Duygu gereksinimini etkileyen bağlamlar ana temasının, kanser öncesi psikososyal yaşam, hastalık süreci ve hastalığın etkileri olarak kategorize edilmiş üç alt teması bulunmaktadır. Duygu gereksinimi ve toplumsal cinsiyet ana temasının ise, meme kanseri tanısı olan kadın ve eşlerinin duyguları ve baş etme, duyguların paylaşımı, beden imajı, cinsellik ve toplumsal cinsiyet, çevrenin duygulara etkisi şeklinde dört alt teması bulunmaktadır. Buna göre çalışmanın toplamda iki ana teması ve yedi alt teması bulunmaktadır. Çalışmanın, duygu gereksinimini etkileyen etkenler ana teması değerlendirildiğinde, katılımcıların kanser tanısı almadan önceki psikososyal yaşamları, hastalık süreci ve hastalığın etkilerinin, meme kanseri tanısı sonrası duyguları ve duygu gereksinimlerini nasıl etkilediğine toplumsal cinsiyet yaklaşımı göz önünde bulundurlarak yer verilmiştir. Buna göre, kadınların meme kanseri öncesi evlilik yaşamına ilişkin daha fazla paylaşımda bulundukları, eşlerine ilişkin daha fazla sorun ve çatışma ifade ettikleri belirlenmiştir. Evlilik yaşantısı, kadınların yaşamında stresli yaşam olaylarının başında gelmektedir. Meme kanseri olmasını, eşinin evlilik sürecindeki tutum ve davranışlarına bağlayan kadın katılımcılar vardır. Hastalık sürecinde, özellikle kötü haber alma şekli kadınların duyguları üzerinde etkili olmuş ve tedavi sürecini etkilemiştir. Meme kanseri tanısını almak kadın ve erkeklerin en çok aile yaşantılarını etkilemiş, özellikle evlilik yaşantısında duyguların daha fazla ön plana çıkmasına ve eşlerin birbrlerine karşı bakış açılarının değişmesine neden olmuştur. Erkeklerin evin geçimini sürdürmeye devam etmesi ekonomik etkileri daha fazla yaşamalarına sebep olurken, kadınların aile ilişkilerinde yaşadıkları etkiler, eş, anne olarak rollerini sorgulamaları toplumsal cinsiyet bağlamında, kadın ve erkeklerden beklenen roller, tepkiler ve duygular ile örtüşmüştür. Çalışmanın ikinci ana teması olan duygu gereksinimi ve toplumsal cinsiyet bölümünde, katılımcıların duyguları derinlemesine analiz edilmiştir. Sonuçlar, duygu gereksiniminin duyguların şeklinden, içeriğinden ve cinsiyetten etkilendiğini ortaya koymuştur. Ortak duygular yaşamalalarına rağmen, kadın ve erkeklerin duygularını ifade etme miktarları ve duygularının içeriği değişiklik göstermiştir. Araştırmada, korku, kaygı, belirsizlik, suçluluk, üzüntü duygularına sıkça rastlanmıştır. Kadınlar için duygularının odak noktasında genellikle çocuklarının geleceği ve ölüm olduğu görülmüştür. Kadınların duygu çeşitliliğinin fazla olmasına rağmen, duygularına daha çok yaklaştıkları, erkeklerin ise daha çok duygularından kaçınma eğiliminde oldukları fark edilmiştir. Bu durum kadınların duygu gereksinimlerinin erkeklere göre daha fazla olduğunu göstermiştir. Duyguların paylaşımı konusunda, kadın ve erkeklerin kaçınan bir yaklaşım sergiledikleri ve bu durumun duygular ve toplumsal cinsiyete ilişkin genel algılardan uzaklaştığı belirlenmiştir. Ancak meme kanserinin, beden imajı, cinsellik ve roller üzerinde yarattığı etkiyi kadınların daha fazla yaşadıkları, duyguların daha çok çeşitlendiği ve duygu gereksinimlerinin arttığı görülmüştür. Sosyal çevre, kadın ve erkek katılımcıların duygu gereksinimlerini olumsuz yönde etkilemekte, ortaya çıkan duygular, kaçınmaya ve toplumdan uzaklaşmaya neden olmuştur. Ancak buna rağmen, kadınların zorlu hastalık sürecine rağmen sosyal ilişkilerinden daha fazla memnun oldukları, olumsuz duyguları ile baş ederken daha çok duygularından yararlandıkları, duygularına yaklaşarak baş etme konusunda daha etkin oldukları görülmüş ve bu durum toplumsal cinsiyetin duygu temelli değerlendirmeleri ile ortak özellikler göstermiştir.