A postcolonial study of Derek Walcott's poetry: In-betweenness, hybridity, and memory making


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, BATI DİLLERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: GÜLŞAH ÇETİNEL

Danışman: SEDA PEKŞEN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu tez çalışması, Derek Walcott'un, halkının sömürgecilik sonucu yaşadığı ikilemleri ve adaletsizlikleri dile getirerek, atalarının çektiği acılara ses vermek amacıyla melez bir şiir tarzı oluşturması üzerinde durmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Walcott, eserlerinde bölünmüş kimlik sorununu ve kendisinin ve diğer adalıların yaşadığı ortak geçmiş ile kültür yoksunluğunu konu edinmektedir. Sömürgecilik faaliyetlerinin yoğun olarak gerçekleştiği Karayip Adaları'nda doğup büyüyen Derek Walcott, ötekileştirilmiş ve baskılanmış atalarının yaşadığı zulüm ve acıları ve ayrıca toplumunun kolonileşme sonrası dönemde muzdarip olduğu dertleri titizlikle dile getirerek, geçmişi hatırlamanın ve hatırasını canlı tutmanın, kolonileşme sonrası dönem toplumlarının yaşadığı aidiyet sorununu anlamakta büyük önem taşıdığının altını çizmektedir. Sömürgecilik sürecinin, sömürgelerin kuruluşunun yüzyıllar öncesinden süregelmekte olan kültürel yapıları, dilleri ve yaşam tarzlarını baltaladığı ve sömürgeleştirilen toplumlardaki insanları sömürgecilerin sahip olduğu kültür, dil ve yaşam tarzlarını kabul etmeye zorladığı inkâr edilemez. Walcott'un eserleri, bu sürecin bir sonucu olarak ortaya çıkan melezlik, arada kalmışlık ve yabancılaşmayı yansıtmaktadır. Bu tez, Homi K. Bhabha ve Jahan Ramazani'nin yaygın olarak kabul edilen "melezlik" teorisi, Edward Said'in "ötekileştirme" ve Gayatri C. Spivak'ın "madun" kavramları çerçevesinde, kendi ulusunun sindirilmiş travmasını şiirleri aracılığıyla dile getirmeye çalışan bir bireyin yaşadığı varoluşsal kaygıyı, kolonileşme sürecinin "aşağı" olarak kabul edilen ırk ve toplumlar üzerindeki etkilerini ve sömürgeleşme döneminde sosyo-kültürel alanda ve eğitim alanında uygulanan baskıların doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan melez şiir tarzını, şiirde konu edilen hikayeler, karakterler, simgeler ve "kreol" dil yapısının incelenmesi yoluyla ortaya koymaktadır.