Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) anlaşmaları ve DTÖ bünyesinde kurulan paneller ile temyiz organı raporlarının ABD, AB ve Türkiye'deki uygulanışının Karşılaştırmalı Hukuk açısından incelenmesi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, ÖZEL HUKUK ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2013

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: TALAT KAYA

Danışman: ARZU OĞUZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Uluslararası ticaret kuralları en üst seviyede DTÖ Anlaşmaları tarafından belirlenmektedir. Bununla birlikte, söz konusu Anlaşmaların DTÖ üyelerinin iç hukuklarındaki statüsü konusunda, DTÖ Anlaşmaları içerisinde bir hüküm bulunmamaktadır. Böylesi bir hükmün yokluğu karşısında, üye ülkelerin uygulamaları da birbirinden farklılaşabilmektedir. DTÖ Anlaşmaları yanında, temel görevi DTÖ Anlaşmalarından kaynaklan hak ve yükümlülükleri açıklamak olan DTÖ Panel ve Temyiz Organı raporlarının üye ülke iç hukuklarındaki statüsü konusunda da, üye ülke uygulamalarında yeknesaklık bulunmamaktadır. Konuyla ilgili olarak, DTÖ Anlaşmalarının oluşumu ve uygulanmasında en aktif taraflar olan ABD ve AB uygulamaları göz önüne alındığında, söz konusu aktörlerin farklı mekanizmalar kullanarak, DTÖ Anlaşmalarına iç hukuklarında doğrudan etki tanımadığı görülmektedir. ABD böylesi bir etkiyi tanımayacağını yaptığı bir yasal düzenleme ile ortaya koymuş iken, AB konuyla ilgili yaklaşımını temel olarak ABAD içtihadı ile geliştirmiştir. Bahse konu aktörler DTÖ Anlaşmaları ve DTÖ Panel ve Temyiz Organı raporlarını ise farklı seviyelerde olmak üzere, hukuka uygunluk denetimi ölçütü olarak kullanabilmekte veya iç düzenleme ve uygulamalarını DTÖ Anlaşmaları ile DTÖ Panel ve Temyiz Organı raporlarına uygun olarak yorumlayarak, söz konusu metinlere dolaylı etki tanıyabilmektedir. Konuyla ilgili Türkiye uygulamasında bakıldığında, Anayasamızın 90. maddesi hükmü uyarınca, genel olarak uluslararası anlaşmalar, özel olarak da DTÖ Anlaşmalarının iç hukukumuz bakımından kanun hükmünde olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, Anlaşmanın kanun hükmünde olması bu anlaşmaların iç hukukta ne tür etkiler doğuracağını açıklamaktan uzaktır. Bu konuda ne Anayasa'nın kendisinde, ne 244 sayılı "Milletlerarası Andlaşmaların Yapılması, Yürürlüğü ve Yayınlanması ile Bazı Andlaşmaların Yapılması İçin Bakanlar Kuruluna Yetki Verilmesi Hakkında Kanun"da ne de DTÖ Kuruluş Anlaşması'nı uygun bulan 4067 sayılı Kanunda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu hususa ilişkin, uygulamada yüksek mahkeme kararlarına konu olmuş olaylar bulunmakla birlikte, yargı kararlarından Türkiye'nin yaklaşımı konusunda net bir sonuç çıkarmak mümkün değildir. Böylesi bir yaklaşımın belirlenmesi konusunda iç hukuk yanında ABD ve AB diğer DTÖ ülkelerinin uygulamalarının karşılaştırmalı hukuk mantığı ile ele alınması uygulayıcılar, avukatlar ve akademisyenler yanında, söz konusu alanla ilgili uyuşmazlıkları çözmek durumunda kalan hakimler için berrak bir bakış açısı sağlayacaktır. Bu çerçevede özellikle karşılıklılık ilkesinin dikkatlice ele alınması gerekmektedir.