İki ulus teorisi ışığında Pakistan'ın kuruluşu ve bir sorunsal olarak Keşmir


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DAVUT ŞAHBAZ

Danışman: ASUMAN ÖZCAN

Özet:

Pakistan, 14 Ağustos 1947 tarihinde, din temelli bir devlet olarak kurulmuştur. Hindistanlı Müslümanların bağımsızlık fikrine adapte olmaları ve Hint Alt Kıtasında bir Müslüman devlet kurma niyetine bürünmelerini sağlayan temel faktör ise, İki Ulus teorisinin Müslüman kanaat önderleri ve bu toplum tarafından anlaşılması, benimsenmesi ve uygulanmasıdır. İki ulus teorisi, Müslümanların Hindulardan dini, kültürel, toplumsal ve gündelik yaşam anlamında farklı olduğu ve bu özelliklerini özgürce yaşayabilecekleri bağımsız bir devlet kurmaları gerektiği hipotezine dayanır. İki ulus teorisini ilk kuramsallaştıran ve Hindistanlı Müslümanların bu teoriye destek vermesini sağlayan kişi Seyyid Ahmed Han'dır. İki ulus teorisi Muhammed İkbâl ve Çodhiri Rahmat Ali tarafından geliştirilmiş, dahası bu isimler İki Ulus teorisi kapsamında kurulması gereken Müslüman devletin sınırlarına ve ismine dair öneriler sunmuşlardır. İki ulus teorisinin eksik yönlerini tamamlayan ve Pakistan'ın kurulması sürecinde bu teoriyi temel dayanağı yapacak kişi ise Muhammed Ali Cinnah olacaktır. Muhammed Ali Cinnah 23 Mart 1940 tarihinde düzenlenen Tüm Hindistan Müslüman Partisi'nin yıllık toplantısında İki Ulus teorisi ışığında kurmayı planladıkları bağımsız Müslüman devlet önerilerini paydaşlara aktarmış ve İngilizler tarafından bağımsızlık dışında sunulacak hiçbir öneriye sıcak bakmayacaklarını deklare etmiştir. İki ulus teorisi ışığında Pakistan, bu kararlı ve inançlı teorik ve pratik çabalar neticesinde Güney Asya'da yeni bir güç olarak doğmuştur. Keşmir sorunsalı, İki Ulus teorisi ve Pakistan'ın kuruluşu ile doğrudan bağlantılıdır. İki ulus teorisinin Hindistan'da yaratmış olduğu özgürlük atmosferi Keşmir bölgesine ulaşmış, yöneticileri Hindu olan Keşmirli Müslümanlar, nüfus bakımından çoğunluk olduklarından bağımsızlık talebiyle örgütlenmişlerdir. Pakistan'ın kurulmasıyla birlikte Pakistan'a katılma ya da bağımsız bir Müslüman devlet kurma seçeneklerinden başka düşünceleri olmadığını İngilizlere aktaran Keşmirli Müslümanların bu talepleri göz ardı edilmiş ve Keşmir Hindu yöneticisi tarafından Hindistan'a devredilmiştir. Hindistan'ın bölünmesinden sonra, Pakistan ve Hindistan'ın sorunlu politik ilişkileri çerçevesinde çözüme kavuşturulmaya çalışılan Keşmir meselesi, Birleşmiş Milletler kararlarına karşın bir türlü çözülememiş aksine ilerleyen yıllarda daha tehlikeli bir yapıya bürünmüştür. Keşmir sorunsalının bunun dışında genetiğine etki eden diğer faktörler de mevcuttur. Keşmir'de Müslüman, Hindu, Sih ve Budist başta olmak üzere birçok dini ve etnik ulusun varlığı, bütün bu unsurları memnun edecek bir çözüm kararı alınmasını zorlaştırmıştır. Keşmir'deki Müslümanların arasında olan fikir ayrılıkları, yöneticinin halka sormadan bölgeyi Hindistan'a devretmesi ve İngilizlerin amatör bölünme planı sorunu büyütmüştür. Bu gelişmelerin sonucunda bir zamanlar huzurun ve hoşgörünün sembolü olan Keşmir bölgesi, çatışmalarla anılmaya ve tanınmaya başlamıştır.