Avrupa Birliği`ne giriş sürecinde Türkiye`de eğitimin planlanması
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, EĞİTİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2005
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÖKHAN TUZCU
Danışman: KASIM KARAKÜTÜK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:ÖZET Önümüzdeki yıllarda Türkiye'de eğitim nasıl olacak ya da nasıl olmalı? Bu sorunun yanıtını, AB ile üyelik sürecinde yaşanan değişimleri gözönünde bulundurmadan vermek eksik olacaktır. Nitekim günümüzde her açıdan köklü değişimler yaşanmaktadır ve eğitimin nitel ve nicel düzeyini etkilemektedir. Ciddi eğitim sorunlarıyla karşı karşıya olan Türkiye'nin eğitim ve insangücü alanındaki düzeyi, hedefleri ve bu hedeflerin gerçekleştirilebilmesi için yapılması gerekenler, AB ile üyelik sürecinde daha da önem kazanmaktadır. Bu araştırma, hızlı ve çok boyutlu bir değişim sürecinde çok büyük kitleleri eğitmek durumunda olan Türkiye eğitiminin, kendine temel bir politika belgesi ile kararlı bir yön, hedef ve strateji belirleme gereksiniminden doğmuştur. Tarama modeliyle yapılan araştırmada aşağıdaki konular tarihsel bir süreçte incelenmiştir: AB ülkeleri ve Türkiye'nin; - Eğitim ilkeleri ve anlayışları, - Nüfusu ve eğitim durumu, - işgücü ve eğitim durumu, - Eğitim finansmanı ve harcamaları. Bu inceleme sonuçları ile Uzun Vadeli Strateji ve Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı hedefleri esas alınarak, Türkiye için 2005-2020 dönemini kapsayan kestirmeler yapılmıştır. Kestirmelerde 2020 yılına kadar Türkiye'de nüfusun, eğitim çağı nüfusunun, okullaşma oranlarının, öğrenci- öğretmen-derslik sayılarının ve bütçe gereksiniminin gelişimi esas alınmıştır. Kestirmeler iki seçenekli hazırlanmıştır. Bilinci seçenek, Türkiye'de geçen dönemdeki (1990-2001) gelişimin, gelecek dönemde de (2005-2020) aynen süreceği varsayımına dayanmaktadır, ikinci seçenek ise, AB eğitim düzeyine ulaşabilmek için, geçen dönemden daha hızlı bir gelişim olacağı varsayımına dayanmaktadır. Bu araştırmada ulaşılan sonuçlar kısaca şöyledir. Eğitim alanında AB'nin temel yaklaşımı; yöntem, içerik ve yapı bakımından "tek tip eğitim" yerine, üye ülkelerin ulusal özelliklerine göre biçimlenen eğitim politikalarının karşılıklı görüş alış- verişleriyle uyumlaştırılmasıdır. AB eğitim hedefleri, AB'nin 2010 yılında dünyanın rekabet gücü en yüksek bilgi ekonomisi olma hedefine paralel olarak belirlenmiştir. Eğitim alanında AB'nin üç stratejik hedefi vardır: - eğitim-öğretimin niteliğinin ve etkinliğinin artırılması, - eğitim-öğretime erişiminin ve yararlanmanın kolaylaştırılması, - eğitim-öğretimin daha geniş kitlelere ulaştırılmasıdır (daha geniş bir dünyaya açılması).AB'nin hedeflediği eğitimde, nitelikli meslekî hazırlığın yanı sıra insan hakları ve toplumsal güvenlikten ürün normlarına, ar-ge çalışmalarından yaşamboyu öğrenmeye kadar değişen alanlar yer almaktadır. Üretim süreçlerinde yaşanan hızlı değişim dolayısıyla AB'de eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yaygınlaştırılmakta, yeni sektör ve mesleklerin istihdam ve eğitim boyutunu dikkate alan yöresel, bölgesel, ulusal ve uluslararası çalışmalar desteklenmektedir. Türkiye nüfusunun eğitim düzeyi, tüm AB ülkeleri nüfusunun eğitim düzeyinden oldukça geridedir. Aynı zamanda eğitimin her tür ve düzeyinde Türkiye'nin okullaşma oranları, tüm AB ülkelerinden geridedir. AB işgücünün azalma eğilimi ile Türkiye işgücünün artma eğiliminin aynı döneme rastlaması, Türkiye'ye önemli bir fırsat ve eğitim görevi yüklemektedir. İşgücünün yarısının ilkokul mezunu olduğu bir Türkiye, AB ülkelerinin düşük nitelik düzeyini bile yakalayamamaktadır. Türkiye'de tarım istihdamının azalacağı, sanayi istihdamının durağanlaşacağı ve asıl istihdam artışını hizmet sektörünün sağlayacağı gözönüne alındığında, varolan insan sermayesi yeterli değildir. Diğer bir deyişle Türkiye'nin eğitim düzeyi düşük işgücü, değişen dünyada yüksek ücretli ve verimli istihdam için gereken bilgi ve beceri donanımından yoksundur. Bu nedenle Türkiye, eğitim olanaklarını ve eğitime erişilebilirliği artırma ve tüm nüfusun meslekî nitelik kazanmasını sağlama çalışmalarına hız vermek durumundadır. AB ülkelerinde eğitimin finansmanı, merkezî-bölgesel-yerel yönetimlerce ortaklaşa sağlanmaktadır. Okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretimde bölgesel ve yerel yönetimlerin; yükseköğretimde ise merkezi yönetimlerin payı yüksektir. Türkiye'de ise eğitimin her tür ve düzeyinde merkezi kaynakların payı yüksektir. AB ülkeleri ile Türkiye karşılaştırıldığında, eğitime en az kaynak harcayan ülke, Türkiye'dir. Eğitim tür ve düzeyleri toplamında (okulöncesi, ilköğretim, ortaöğretim, yükseköğretim) Türkiye'de 2005-2006 öğretim yılında 15 milyon, 2020-2021 öğretim yılında ise 23 milyon öğrenci olacaktır. Bu öğrencilerin AB normlarında öğrenim görebilmeleri için gerekli finansal kaynak, 2005- 2006 öğretim yılında 18 milyar $, 2020-2021 öğretim yılında 145 milyar $'dır.