Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde menenjit tanısı alan ve tedavi edilen hastaların tedavi yaklaşımları ve prognozlarının değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: TURAN LAÇİNBALA

Danışman: Ömer Erdeve

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Menenjit, meninkslerin iltihabı olarak tanımlanan farklı patojenlerin neden olduğu, yüksek morbidite ve mortalite ile ilişkili ciddi bir enfeksiyondur. Yenidoğan döneminde diğer yaş gruplarına göre daha sık görülür. Etkilenen bebeklerde iyi sonuçlara ulaşmak için hızlı tanı ve tedavi şarttır. Yenidoğan sepsisine benzer olarak erken ve geç başlangıçlı olmak üzere iki tip yenidoğan menenjit paterni tanımlanmıştır. Uzun dönemde klinik olarak büyüme gelişme geriliği, geç başlangıçlı nöbetler, serebral palsi, işitme kaybı ve görme kaybı görülebilmektedir. Bu çalışmada neonatal menenjit tanısı almış hastaların perinatal özellikleri, eşlik eden enfeksiyon veya sepsis varlığı, etkenlerin dağılımı, laboratuvar ve klinik bulgularının nörolojik görüntülemelerin incelenmesi, kullanılan antibiyoterapi ve özellikleri ile hastaların izleminde ortaya çıkan morbiditelerin araştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda 01/01/2015—31/12/2020 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Yenidoğan Yoğunbakım Ünitesi'nde yatmış ve menenjit tanısı almış olan ve BOS kültüründe üreme olan ve/veya BOS PCR ile etken gösterilen olguların dosyaları incelendi. Retrospektif olgu serisinin değerlendirilmesi yöntemi ile yapılan çalışmada belirlenmiş bilgilere hastanemiz arşivinde bulunan hasta dosyalarından ve bilgi işlem sistemi kayıtlarından ulaşıldı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 77 bebeğin %41.6'sı kız idi. Tüm hastaların ortalama gestasyon haftası 31.4±5.5 hafta ve doğum ağırlığı 1626±1001 g idi. Hastalarımızın %75.3'ü preterm idi. Çalışmaya katılan 77 hastanın 43'ünün (%56.1) BOS kültüründe Gram pozitif bakteri, 31'inde (%40) Gram negatif bakteri, ikisinde (%2.6) mantar üremesi görüldü ve birinde (%1.3) ise PCR testi ile viral etken tespit edildi. Hastaların %68.8'inin ampirik menenjit tedavisi türü Vankomisin+Meropenem olup menenjit tedavi süresi ortalaması 11.8±7.6 gün idi. Erken neonatal menenjit olan hastalarda koryoamniyonit olma oranı (%25'e karşın %4.1, p=0.010) ve doğum salonu canlandırma oranı (%50'ye karşın %26.5, p=0.038) daha yüksek idi. Erken neonatal menenjit olan hastalarda solunum sıkıntısı bulgusu daha fazlayken (%53.6'ya karşın %26.5, p=0.018), geç neonatal menenjit hastalarında hipertermi bulgusuna daha sık rastlandı (%14.3'e karşın %0, p=0.044). Erken neonatal menenjit vakalarında hematokrit yüzdesi (ortalama 37.8'e karşın 33.5, p=0.042) daha yüksek ve trombosit sayısı ise (mm3 'te ortalama 157642'ye karşın 270020, p=0.005) daha düşüktü. Geç neonatal menenjit olan hastaların hidrosefali komplikasyonu oranları daha yüksek idi (%23.7'ye karşın %0, p=0.045). Erken neonatal menenjit olan hastalarda ise ölüm oranları daha yüksek idi (%67.9'a karşın %32.7, p=0.003). Geç neonatal menenjit olan hastalarda görme problemi olma oranları daha yüksek (%48.5'e karşın %11.1, p=0.003) idi. Ölen hastaların yaşayanlara göre gebelik haftaları (ortalama 30.1'e karşın 32.6 hafta, p=0.035), doğum ağırlıkları (ortalama 1405'e karşın 1811 g, p=0.018), 5.dakikadaki APGAR skorları (ortanca değeri 7.5'e karşın 8, p=0.047), menenjit başlangıç günleri (ortanca değeri 6'ya karşın 11.5 gün, p=0.005) ve hastanede yatış günleri (ortanca değeri 8'e karşın 38, p<0.001) daha düşük idi. Ölen hastalarda doğum salonu canlandırma ihtiyacı (%51.4'e karşın %21.4, p=0.006) ve erken neonatal menenjit olma olasığı (%54.3'e karşın %21.4, p=0.003) daha fazla idi. Ölen hastalarda solunum sıkıntısı (%57.1'e karşın %19, p=0.001), bradikardi (%37.1'e karşın %9.5, p=0.004) ve hipotansiyon (%45.7'ye karşın %7.1, p<0.001) oranları yaşayanlara göre daha fazla idi. Ölen hastalarda BOS glukoz değerleri daha yüksek (ortalama 85'e karşın 68 mg/dl, p=0.048), trombosit sayısı daha düşük (mm3'te ortalama 143705'e karşın 297354, p<0.001) idi. Komplikasyon olarak hastaların %18'inde nöbet, %17'sinde hidrosefali, %4'ünde ventrikülit ve %4'ünde iskemik infarkt görüldü. Hastaların prognozları incelendiğinde çalışmaya katılan 77 hastanın 35 tanesi (%45.5) izlemde kaybedildi. Hasta popülasyonunundan ölenlerin 28'i (%80) preterm iken, sağ kalanların da 30'u (%71) pretermdi. Sağ kalan hastaların üçünde (%7.1) uzun dönemde nöbet hikayesi, ikisinde (%4.8) işitme kaybı, dokuzunda (%21.4) motor problemler ve 13'ünde (%31) gelişimsel gerilik, 17'sinde (%40.4) görme problemleri olduğu görüldü. Ölüme etki eden bağımsız değişkenlerle oluşturulan lojistik model sonucunda; hipotonsiyon ve bradikardi varlığı ölüm için etkin risk faktörleri olarak bulundu (sırası ile p=0.018 ve p=0.039) Sonuç: Günümüzde menenjitler yenidoğan dönemi için önemli bir morbidite ve mortalite nedeni olmayı sürdürmektedirler. Hayatta kalan hastaların önemli bir bölümünde uzun dönemde işitme kaybı, motor problemler, görme problemleri ve gelişimsel gerilik görülebilmektedir. Erken tanı ve tedavi önem arz etmektedir. Hastane kaynaklı enfeksiyonların azaltılmasının neonatal menenjitlerin de azalmasına katkı sağlayacağı unutulmamalıdır. Ayrıca menenjit olguları uzun dönem izlemlerinde multidisipliner takip edilmeli ve prognozu daha da kötüleştirebilecek komplikasyonlar önlenmelidir. Anahtar Sözcükler: Neonatal menenjit, morbidite, mortalite, erken neonatal menenjit, beyin omurilik sıvısı kültürü