Psödotümör serebride manyetik rezonans görüntüleme bulguları


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FİRUZE DELEN

Danışman: CANAN TOGAY IŞIKAY

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Primer ve sekonder PS hastalarında kontrol grubuyla karşılaştırmalı olarak daha önce bildirilmişolan tüm MRG parametrelerini araştırmak ve bu bulguların tanıya katkılarını, hastaların semptomları, nöro-oftalmolojik bulguları, laboratuar ve BOS sonuçları ile ilişkisini ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 2011-2014 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ve Nörooftalmoloji polikliniğine başvuran, başvuru muayenesinde bilateral papil ödem saptanan, tek taraflı veya bilateral abdusens felci dışında lokalize nörolojik bulgusu olmayan, beyin görüntülemeleri ile intrakraniyal kitle lezyonu ve hidrosefali dışlanmış olan ve BOS açılış basıncı ≥250 cmH2O ölçülmüş olan 18 yaş üzeri hastalar alınmıştır. MR venografisinde serebral venöz tromboz saptanan hastalar da MRG'sinde venöz infarkt veya hematom eşlik etmediği durumda çalışmaya dahil edilmiştir. Yukarıdaki kriterleri karşılayan ve MR venografisi de normal olan hastalar primer PS, MR venografisinde venöz tromboz saptanmış olan hastalar ise sekonder PS tanısıyla iki alt gruba ayrılmıştır. Kontrol grubu Nöroloji polikliniğine artmış kafa içi basıncını gösteren semptomlar dışında başka yakınmalar ile başvuran veya hiçbir yakınması olmayan ve nörolojik muayene bulguları normal olan yaş ve cinsiyet açısından hasta grubuyla uyumlu gönüllü bireylerden oluşturulmuştur. Hastaları dışlama kriterleri; 18 yaşından genç ve 60 yaşın üzerinde olma, tek taraflı veya bilateral abdusens felci dışında başka lokalize nörolojik bulgusu olma, tek taraflı papilödemi olma, MRG'de intrakraniyal kitle lezyonu (Tümör, infarkt, hematom, abse gibi) gösterilmesi, BOS incelemesinde basınç yüksekliği dışında anormal bulgu saptanması, son bir yıl içinde PS tanısıyla tetkik veya tedavi görmüş olma, BOS basıncını etkileyebilecek ilaçların kullanımı, MRG kontrendikasyonu bulunması, hastanın LP'yi kabul etmemesi, çalışmaya katılmayı kabul etmeme idi. 28 gönüllü hasta ve 20 kontrol grubu çalışmaya alınmıştır. Hasta grubunun baş ağrısına, eşlik eden semptomlara, özgeçmişlerine, risk faktörlerine, kilo alımına ve ilk semptom tanı zamanına yönelik ayrıntılı anamnezleri alınmıştır. BKİ ve BOS basınçları kaydedilmiştir. Nörooftalmolojik muayeneleri yapılmıştır. Bütün semptomların, BOS basınçlarının, BKİ değerlerinin ve nörolojik muayene bulgularının MRG bulguları ile ilişkileri incelenmiştir. Psödotümör serebri tanısında yardımcı nörogörüntüleme bulguları hasta ve kontrol grubunun kranial MRG, orbita MRG ve MR venografilerine bakılarak karşılaştırılmıştır. Hasta ve kontrol grubunda karşılaştırılan MRG bulguları; parsiyel empty sella, optk glob posteriorunda düzleşme, optik sinir başı protrüzyonu, optik sinir kılıf distansiyonu, optik sinirin vertikal tortuyozitesi, tonsiller aşağı yer değiştirme ve MR venografide ince transvers sinüsler ile trombozdur. Değerlendirilen nörogörüntüleme bulgularında üç radyoloğun kendi aralarında tutarlılıkları da kappa değerleri olarak kaydedilmiştir. Bulgular: İki grup arasında yaş ve cinsiyet açısından fark izlenmemiştir. Hasta grubunda erkek ve kadınlar arasında BKİ ve yaş açısından fark izlenmemiştir. Parsiyel empty sella 12 hastada(%42.9) izlendi. Parsiyel empty sella hasta grubunda anlamlı olarak fazla bulundu (p:0.001). (kappa:0.811) (sens:%42, spes:%83) Slit like ventriküller 1 hastada (%3.6) izlendi. İki grup arasında anlamlı fark bulunmadı. (p:1). (kappa:130)(sens:%0.01, spes:%83). Sıkı subaraknoid mesafeler açısından iki grup arasında anlamlı fark bulunmadı. (kappa:-0.007). Optik glob posteriorunda düzleşme 17 hastada (%60.7) izlendi.İki grup arasında optik sinir posteriorunda düzleşme anlamlı farklı bulundu (p 0.05). (kappa:0.850) (sens:%0.01, spes:%83). MR venografide ince transvers sinus veya transvers sinus trombozu açısından açısından iki grup arasında anlamlı fark bulunmadı (P>0.05). (kappa: 0.598>normal,kappa:0.545>sağ transvers sinüs ince,kappa:0.678>sol transvers sinüs ince, kappa:1>tromboz). Parsiyel empty sella hasta grubunda %42 sensitif, %83 spesifik; optik glob posteriorunda düzleşme %60 sensitif, %83 spesifik; optik sinir başı protrüzyonu %32 sensitif, %83 spesifik; optik sinir kılıf distansiyonu %28 sensitif, %83 spesifik; optik sinirin vertikal tortuyozitesi %53 sensitif, %76 spesifik izlendi. Bu bulgular çalışmamızda anlamlı bulunmuştur. Çalışmamızda en sensitif bulgu optik glob posteriorunda düzleşme bulgusudur.Radyologların en tutarlı saptadığı bulgular '1' kappa değeri ile venöz tromboz ve '0.811' kappa değeri ile parsiyel empty sella bulgusudur. Bu bulguları iyi kappa değerleri ile optik glob posteriorunda düzleşme, optik sinirin vertikal tortuyozitesi ve MRV'de sol transvers sinüse ait incelik izlemiştir. Hasta grubunda anlamlı bulunan değerlerden hangi iki bulgunun bir arada izlendiğinde daha anlamlı olacağına dair yapılan analizde düşük de olsa en sensitif birliktelik optik glob posteriorunda düzleşme ile optik sinirin vertikal tortuyozitesi bulgusunun birlikteliğidir. Ardından optik glob posteriorunda düzleşme ile optik sinir başı protrüzyonu birlikteliği gelmektedir. Üç ya da dört bulgunun bir arada pozitif olduğu vaka sayısı az olduğundan bununla ilgili analiz yapılamamıştır. Vaka sayısı çoğaldığında bununla ilgili veri elde edilmesi planlanmaktadır. Çalışmamızda boyun ağrısı ile optik sinirin vertikal tortuyozitesi bulgusu arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki bulundu ve boyun ağrısı olan 5 hastanın beşinde de (%100) optik sinirin vertikal tortuyozitesi izlenmiştir. BOS basıncı >33.5 cmH2O olan hastalarda BSGA'da bozulma anlamlı olarak daha sık saptanmıştır. BOS basıncındaki yükselme BSGA'daki bozulma ile koreledir Sonuç: MRG'de parsiyel empty sella, optik glob posteriorunda düzleşme, optik sinir başı protrüzyonu, optik sinir kılıf distansiyonu veya optik sinirin vertikal tortuyozitesi olması PS tanısı için oldukça sensitif ve spesifiktir. Bu bulguların klinik bulgularla birlikte olduğu durumlarda BOS basıncı araştırmaksızın tanıya gidilebilir. Bu MRG bulgularının radyologlar arasında tutarlılığı da oldukça iyidir. Radyolojik değerlendirmede uzman nöroradyolog tecrübesi ve sayısı arttıkça bulguların sensitivite ve spesifitesi artabilir. Hastalara takipte kontrol nörogörüntüleme yapıldığı takdirde tedavi ile MRG bulgularında düzelme olup olmadığı araştırılabilir ve bulguların BOS basıncı ile ilişkisi daha net ortaya konabilir.