İsmail Gelenbevi'de varlık düşüncesi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2006

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AHMET AKGÜÇ

Danışman: ŞABAN ALİ DÜZGÜN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

İsmail Gelenbevû (1730-1791) Osmanlı Devletinin gerileme dönemindeyaşayan, eser yazmanın hoş karşılanmadığı bir ortamda genelde haşiye metoduylaeserler yazan ve önde gelen alimlerden birisidir. O da birçok Osmanlı alimi gibiçok yönlüdür. Mantık, kelam, felsefe, ve matematikle ilgilenmiş, bu alanlardakitaplar yazmış ve ders vermiştir.En genel kavram olarak varlık, cinsi ve faslı olmadığından kendisini dahaaçık hale getirecek bir kavram bulunamadığından tarifi yapılamamıştır. Bunarağmen varlık en açık kavramdır zira insan kendi varlığının açık oluşundan şüpheduymamaktadır. Tercüme hareketlerinden sonra varlık kavramıyla kavramsaltartışma hız kazanmıştır. Bu tartışmanın Kur'an'da şey kavramıyla yapıldığınısöylemek mümkündür.Gelenbevû, varlık alanlarını dört kısma ayırmıştır. Bunlar, Mutlak varlık,zihinsel varlık, zihin dışı varlık ve nefsü'l-emr'de varlık. Bir kısım İslam filozoflarıve kelamcılar, Eflatun'un idelerine tepki olarak zihinsel varlığı kabul etmekle birşeyin iki varlığı olacağı endişesine düşmüş ve zihinsel varlığa karşı tavıralmışlardır. Varlık-mahiyet, varlık-zat, zat-sıfat arasındaki nisbetlerde görüşayrılığı hep bu endişeye dayandığı görülmüştür. Gelenbevû, zihinsel varlığı kabuletmekle varlık alanlarını birbirinden ayırarak problemi çözmeye çalışmıştır.Gelenbevû, varlık modlarını üç bölüme ayırmıştır. Zorunlu varlık, mümkünvarlık ve mümteni'. Gelenbevû, diğer düşünürlerden farklı olarak mümteni'nin enaçık olduğunu ileri sürmüştür. Zira ona göre zorunlu ve mümkün, mümtenisayesinde bilinmektedir. Gelenbevû, mümteninin farazi bir mahiyetinin olduğunu,bilginin bununla ilişki kurduğunu savunmuştur. Aksi halde mümteni, bilgininkonusu olmayacaktır. O, Zorunlu varlığın zihin dışında hüviyetiyle var olduğunuileri sürmüştür. Buna göre birinci ve ikinci kategoriler içi boş kavramlar değildir.