Böbrek nakli sonrası hiperürisemi gelişimi ile ilişkili risk faktörlerinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ŞAHİN EYÜPOĞLU

Danışman: ŞULE ŞENGÜL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş: Hiperürisemi, böbrek nakli sonrası yaygın olarak karşılaşılan bir komplikasyondur. Hiperüriseminin kardiyovasküler hastalık (KVH) gelişiminde ve kronik böbrek hastalığı (KBH) gelişiminde önemli bir rol oynadığı gösterilmiştir. Böbrek nakli hastalarında erkek cinsiyet, ileri yaş, kötü greft fonksiyonu gibi faktörlerin hiperürisemi gelişimi ile ilişkili olabileceği gösterilmiştir. Bu çalışmanın amacı, ürik asit yüksekliği ile ilişkili risk faktörlerini belirlemek ve hiperüriseminin greft disfonksiyonu, greft kaybı, kardiyovasküler olay gelişimi ve hasta mortalitesi üzerine etkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, Ekim 2005-Ocak 2014 arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi`nde böbrek ve böbrek+pankreas nakli uygulanmış 252 hastanın dosyaları retrospektif olarak incelenerek yapıldı. Nakil tarihi, alıcı ve verici demografik özellikleri, nakil tipi, immunolojik ve nonimmunolojik özellikleri, nakil sonrası laboratuar verileri, varsa greft kaybı, nakil sonrası kardiyovasküler hastalık gelişimi incelendi. Hastalar, ilk yıl içindeki ortalama ürik asit düzeylerine göre hiperürisemik ve normoürisemik gruplara ayrılarak karşılaştırıldı. Hasta ve greft sağkalımı Kaplan-Meier yöntemiyle hesaplandı. Hiperürisemiye etkili olan faktörlerin çoklu değişkenli analizi Cox regresyon analizi ile yapıldı. Bulgular: Çalışmaya 98` i kadın ve 154` ü erkek olmak üzere 252 hasta alındı. Hastaların 189` unun normoürisemik, 63` ünün hiperürisemik olduğu bulundu. Hastaların nakil sonrası ortalama izlem süresi 53,9±25,9 aydı. Hastaların nakil uygulandığı esnadaki yaş ortalamaları 37,44±12,4 (erkeklerin 39,3±12,3, kadınların 35.1±12.5) bulundu. Vericilerin 51`i kadavra (%20,8), 201`i canlı (%79,2) olarak bulundu. Ürik asit yüksekliği kadınlarda, kadavradan nakil yapılanlarda, vericisi erkek ve yaşlı olanlarda ve pakreas nakli yapılanlarda anlamlı olarak daha sık bulundu. Ürik asit yüksek olan hastalarda BUN, kreatinin ve eGFR daha kötü seyrettiği; total kolesterol ve LDL kolesterol düzeylerinin de nakil sonrası birinci yıldan sonra daha yüksek seyrettiği bulundu. Sonuç: Böbrek nakli sonrasi ürik asit yüksekliği, alıcı ve vericiye bağlı değişkenlere ve hastanın böbrek fonksiyonlarına bağlı olarak gelişebilir. Greft fonksiyonları ile ürik asit yüksekliği birbirini yakından etkiler.